Başında olan 6 harfli 74 kelime var. Kı ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde kı olan kelimeler listesine ya da sonu kı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kı bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIYMAK

  1. [-i] Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak
    • "Eti kıymak."
  2. [-e] Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek
    • "Beş altı kuruşa daha kıyarak sağlamca bir ip tedarik etti." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. [-e] Acımayıp öldürmek
    • "Zavallıya nasıl kıydılar?"
  4. [-e] Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek
    • "Ne yapayım, ben de ekmek istiyorum, hayatımı kazanıyorum, bana kıymayın." (Halide Edip Adıvar)

KIRPIK

  1. Kırpılmış olan
  2. Bölük pörçük

KIRPMA

  1. [isim] Kırpmak işi

KIYACI

  1. Cinayet işleyen kimse, cani

KIPÇAK
...
KISKAÇ

  1. [isim] Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç
  2. Açılıp kapanan eğreti merdiven
  3. Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ
    • "Deniz kenarında bu meşalelerle korkunç kıskaçlı büyük pavuryalar topladıkları görülüyor." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç

KIRTIK
...
KIRKMA

  1. [isim] Kırkmak işi
  2. Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç

KISACA

  1. [sıfat] Oldukça kısa, biraz kısa
    • "Mutfakta kısaca boylu, kısıkça sesli, başı yazma yemeni, sırtı örme hırkalı ihtiyarca bir hanımla karşılaştık." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [zarf] Kısa olarak, özetle
    • "O hafta çocukluk arkadaşı ile iki defa daha kısaca görüşebildi." (Osman Cemal Kaygılı)

KITLIK

  1. [isim] Kıt olma durumu, ihtiyaca yetmeyecek kadar azlık, az ve zor bulunma
    • "Toprak darlığı, ham madde kıtlığı ve nüfus artışı..." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kuraklık, savaş vb. nedenlerle ürünün yetişmemesi ve bundan doğan açlık
    • "Memleketi kavuran kıtlık buranın semtine uğramamıştır." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. Yiyecek maddelerinde görülen darlık
  4. Duygu, söz vb.nde azlık

KIYMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Değer
    • "Bir özleyiş ve bir korkudan sonra bayrağın kıymetini ne kadar daha başka, ne kadar daha yakından duyuyordum." (Ruşen Eşref Ünaydın)
    • "Düşündüm ki başka bir yerde çalışmaya başlarsam, belki kıymete binerim." (Ayşe Kulin)
    • "Güneş yalnız dirileri ısıtır. / Güneşin kıymetini bil." (Oktay Rifat)

KILAĞI

  1. [isim] Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları, zağ

KISTAS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ölçüt
    • "Dedektif romanlarında suçluyu ararken kullanılan bir kıstası burada da kullanabiliriz." (Haldun Taner)

KISMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu, nasip
    • "Şimdi genç değil, şöyle kırkını, kırk beşini aşmış, efendiden, ağırbaşlı bir kısmet bekliyor." (Haldun Taner)
    • "Zavallı kızın kısmeti çıkmış, kendine sormadan, danışmadan hemen vermişler." (Ömer Seyfettin)
    • "Kısmet olursa bunları bu yeni yılda göreceğiz." (Haldun Taner)
    • "Çöp tenekeleri modernleşip metal sandıklara dönüşünce bu zavallıların çöp tenekelerinden de kısmeti kesildi." (Aydın Boysan)
  2. Evlenme talihi
    • "Aslında kendi de şimdiye kadar bütün kısmetleri tepti." (Halide Edip Adıvar)
  3. Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu
  4. Talih, kader, şans
  5. [ünlem] "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü
    • "Yarın gelecek misiniz? -Kısmet!"

KIYICI

  1. [isim] Kıyma işini yapan kimse
    • "Tütün kıyıcısı."
  2. [sıfat] Acıma duygusu olmayan, başkalarına kıyasıya kötülük eden, gaddar, zalim

KIRPIM
...
KITAAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kıtalar, ana karalar
  2. Asker birlikleri

KIYMIK

  1. [isim] Çok küçük ve sivri tahta, demir veya kemik parçası
    • "Elime kıymık battı."

KIŞLIK

  1. [isim] Kışın oturulan yapı, yer
    • "Sıcak yaz aylarını geçirmek için deniz kenarlarına, kırlara, tepelere kaçanlar, şimdi birer birer kışlıklarına dönüyorlar." (Ahmet Haşim)
  2. [sıfat] Kışa özgü, kış için
    • "Kışlık giysi."

KIRÇIL

  1. [sıfat] Kırlaşmaya başlamış, kır renkli
  2. Bu renkte saçı olan
    • "Dükkânın önünde bekledi, kırçıl kuyumcu görününce hemen taşları çıkardı." (Refik Halit Karay)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü