Başında kı olan 6 harfli 74 kelime var. Kı ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde kı olan kelimeler listesine ya da sonu kı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kı bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIRKAR
-
-
[sıfat]
Kırk sayısının üleştirme biçimi, her birine kırk, her defasında kırkı bir arada olan
-
[sıfat]
Kırk sayısının üleştirme biçimi, her birine kırk, her defasında kırkı bir arada olan
- KILGIN
-
-
[sıfat]
Kılgı durumuna geçirilebilen, amelî, pratik
-
[sıfat]
Kılgı durumuna geçirilebilen, amelî, pratik
- KIRPIŞ
- ...
- KIRÇIL
-
-
[sıfat]
Kırlaşmaya başlamış, kır renkli
-
Bu renkte saçı olan
- "Dükkânın önünde bekledi, kırçıl kuyumcu görününce hemen taşları çıkardı." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Kırlaşmaya başlamış, kır renkli
- KIYMAK
-
-
[-i]
Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak
- "Eti kıymak."
-
[-e]
Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek
- "Beş altı kuruşa daha kıyarak sağlamca bir ip tedarik etti." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[-e]
Acımayıp öldürmek
- "Zavallıya nasıl kıydılar?"
-
[-e]
Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek
- "Ne yapayım, ben de ekmek istiyorum, hayatımı kazanıyorum, bana kıymayın." (Halide Edip Adıvar)
-
[-i]
Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak
- KISACA
-
-
[sıfat]
Oldukça kısa, biraz kısa
- "Mutfakta kısaca boylu, kısıkça sesli, başı yazma yemeni, sırtı örme hırkalı ihtiyarca bir hanımla karşılaştık." (Memduh Şevket Esendal)
-
[zarf]
Kısa olarak, özetle
- "O hafta çocukluk arkadaşı ile iki defa daha kısaca görüşebildi." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[sıfat]
Oldukça kısa, biraz kısa
- KIYMIK
-
-
[isim]
Çok küçük ve sivri tahta, demir veya kemik parçası
- "Elime kıymık battı."
-
[isim]
Çok küçük ve sivri tahta, demir veya kemik parçası
- KITLIK
-
-
[isim]
Kıt olma durumu, ihtiyaca yetmeyecek kadar azlık, az ve zor bulunma
- "Toprak darlığı, ham madde kıtlığı ve nüfus artışı..." (Falih Rıfkı Atay)
-
Kuraklık, savaş vb. nedenlerle ürünün yetişmemesi ve bundan doğan açlık
- "Memleketi kavuran kıtlık buranın semtine uğramamıştır." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Yiyecek maddelerinde görülen darlık
-
Duygu, söz vb.nde azlık
-
[isim]
Kıt olma durumu, ihtiyaca yetmeyecek kadar azlık, az ve zor bulunma
- KIZARI
- ...
- KISMAÇ
- ...
- KIBRIS
- ...
- KIŞLAK
-
-
[isim]
Kışın barınılan yer
-
Kışın orduların, göçebe oymakların hayvanlarıyla birlikte yayladan inip konakladıkları yer
-
[isim]
Kışın barınılan yer
- KISMAK
-
-
[-i]
Sesi azaltmak, alçaltmak
- "Radyoyu biraz kısar mısın?"
-
Gözü biraz kapamak
- "Adam göz kapaklarını kısarak bir hesapladı." (Necati Cumalı)
-
Ezmek, büzmek, daraltmak
- "Omuzlarını kısar, ellerini cebinden çıkarır, atar ağzından sigarasını." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Lamba ışığını azaltmak
-
Sıkıştırmak
- "Birden susan köpek kuyruğunu bacaklarının arasına kıstı." (Ömer Seyfettin)
-
[-den]
Masraf, harcama vb.ni azaltmak
- "Kes üç kuruş ekmekten / Beş kuruş etten kıs." (Behçet Necatigil)
-
Verilen hak ve özgürlüklerin sınırını daraltmak
-
Pintilik etmek
-
[-i]
Sesi azaltmak, alçaltmak
- KIZCIK
- ...
- KIRKIM
-
-
[isim]
Davarların kırkılması işi
-
Davarların kırkıldıkları mevsim
-
[isim]
Davarların kırkılması işi
- KIVRAK
-
-
[sıfat]
Canlı, hareketli, atik
- "Lastik ayakkabılarının üstünde kıvrak ve çevikti." (Haldun Taner)
-
Akıcı, işlek
- "Kıvrak bir zekâsı var. Kıvrak bir anlatım."
-
[isim]
Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi
-
[isim]
İnce tülbent veya ipekli baş örtüsü
-
Aceleci
-
Güzel, şık, yakışıklı
-
[sıfat]
Canlı, hareketli, atik
- KIVRIK
-
-
Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş
- "Sarı, uçları az kıvrık bıyıkları vardı." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş
- KITAAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kıtalar, ana karalar
-
Asker birlikleri
-
[isim]
Kıtalar, ana karalar
- KIRKLI
-
-
[sıfat]
Kırk parçadan oluşmuş
-
Kırk gününü doldurmamış (bebek veya lohusa kadın)
-
Birinin kırkı çıkmadan öbürü doğan (akraba veya komşu çocukları)
-
[sıfat]
Kırk parçadan oluşmuş
- KIRICI
-
-
[sıfat]
Kırma işini yapan
-
Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.)
- "Kırıcı bir davranış."
-
Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen
- "Grev kırıcı."
-
Kırınım oluşturan
- "Kırıcı ortam."
-
[isim]
Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse, kuruluş
-
[sıfat]
Kırma işini yapan