Başında olan 5 harfli 37 kelime var. Kü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde kü olan kelimeler listesine ya da sonu kü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÜTÜK

  1. [isim] Kalın ağaç gövdesi
    • "Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur?" (Halide Edip Adıvar)
  2. Kesilmiş ağaç gövdesi
    • "Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti." (Refik Halit Karay)
  3. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü
    • "Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Asma fidanı
    • "Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
  5. Resmî kayıt defteri, ana defter
  6. Nüfus kütüğü
  7. Kütük demir
  8. Görgüsüz, kaba kimse
    • "Biraz sonra bizim kütük kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu." (Halide Edip Adıvar)

KÜTÖR

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [isim] Smaçör

KÜTÜR
...
KÜSKÜ

  1. [isim] Taşa veya duvara delik açmak için kullanılan uzun, ağır ve bir ucu sivri demir
  2. Taş kaldırmakta kullanılan uzun demir çubuk veya basit, ağaçtan kaldıraç
    • "Taşı tekrar yerine koymazsak balta ve küskü ile onu kaldırır, aşağı yuvarlarız." (Refik Halit Karay)

KÜVET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İçinde bazı şeyler veya el yıkanan kap
    • "Ufak bir küvetin içine siyah görünen bir mayi döktü." (Refik Halit Karay)
  2. Banyoda içinde yıkanılan tekne
    • "İçeri girince gözüme ilk ilişen şey küvetle oturak oldu." (Reşat Nuri Güntekin)

KÜŞAT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Açma, açılış
  2. Tavlada bir çeşit oyun
  3. Güzellik, hoşluk

KÜRAR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir

KÜFÜR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sövme, sövmek için söylenen söz, sövgü
    • "Neydi o kaba saba konuşmalar, o çirkin küfürler!" (Atilla İlhan)
    • "Onlara ağza alınmaz birkaç küfür savurdu." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Kapının eşiğinde, şiş yarasının kabuklarını ayıklayan bir Arap eteğine basıp halis Kur'an şivesiyle şiddetli bir küfür yedikten sonra otele döndüm." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Tanrı'nın varlığı ve birliği gibi dinin temellerinden sayılan inançları inkâr etme

KÜRSÜ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer
    • "İki gün süren tartışmalardan sonra Mustafa Kemal kürsüye geldi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Ana bilim dalı
    • "Türk Dili Kürsüsü. Yakın Çağ Tarihi Kürsüsü."
  3. Sandalye
  4. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm

KÜMES

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer
    • "Ne kümeste tavuk bırakırmış ne ahırda hayvan ne de ağılda koyun..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Ufak ev
    • "Biriktirdiğimiz para ile bir kümes edindik."

KÜTİN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde

KÜLLİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bütüne ve genele ilişkin
  2. Tümel

KÜKRE

  1. [sıfat] Öfke veya cinsel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan (hayvan)

KÜLAH

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap
    • "Hatta bunlar arasında öyleleri vardır ki zamana ayak uydurmak, göze girmek ve külah kapmak için gâvur mukallitliğinde birbiriyle âdeta yarışa girişmişlerdir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Önüme gelene külah takacaktım. Külah takacağım kimseler de mutlaka benim gibi olanlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
    • "Anlat sen benim külahıma! Ah, ben hükûmette olsam size gık dedirtmem!" (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Bu kabın alabileceği miktarda olan
    • "Meydanda bekleyen mektep çocuklarına birer külah şeker dağıtıldı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Oyun, hile
  4. esk. Erkeklerin giydiği genellikle keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık
    • "Bunun sırtında öbürleri gibi bir uzun cübbe, başında bir uzun külah vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

KÜLLÜ

  1. [sıfat] İçinde veya üzerinde kül bulunan

KÜLTE

  1. [isim] Külçe
  2. Kayaç
  3. Demet, bağlam

KÜBİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Küp ve kesme biçiminde olan
  2. Kübizm akımına uyularak yapılmış olan
    • "Kübik yapı."
    • "Kübik resim."
  3. Küp (II) biçiminde olan

KÜRİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Atom numaraları 96-103 arasında bulunan elementlerin genel adı

KÜŞNE

  1. [isim] Karaburçak

KÜLEK

  1. [isim] Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü