Başında olan 5 harfli 37 kelime var. Kü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde kü olan kelimeler listesine ya da sonu kü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÜNDE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi
    • "Kolunu tutup kündeye getiriyor, bir taraftan da bacağının birini ikiye büküyorum." (Muammer İzgü)
    • "Barut yoktu. Kalenin dar kapısından çıkmak imkânı yoktu. Öyle korkunç bir kündeye gelmişlerdi ki..." (Ömer Seyfettin)
    • "Akıllı bir evlat olan Ali Harun Bey, annesinin böyle bir kündeye getirilmesini hazmedemez." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Düzen, tuzak, oyun, hile
    • "Plan kurar, tertip yaparlar; kendilerini kurtarmaya, yeni müdürü de kündeye getirmeye çalışırlar." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek

KÜSUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Artan bölüm, geriye kalan bölüm, kesir
    • "Bu paranın küsurundan vazgeçelim."
  2. Tam sayıdan sonra gelen kesirli sayı
    • "Bu işe on bin küsur lira harcadım."

KÜVET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İçinde bazı şeyler veya el yıkanan kap
    • "Ufak bir küvetin içine siyah görünen bir mayi döktü." (Refik Halit Karay)
  2. Banyoda içinde yıkanılan tekne
    • "İçeri girince gözüme ilk ilişen şey küvetle oturak oldu." (Reşat Nuri Güntekin)

KÜLÇE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım
    • "On kiloluk altın külçesi."
  2. [sıfat] Eritilerek kalıba dökülmüş olan
    • "Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme
    • "Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

KÜSUF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Güneş tutulması

KÜNYE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği vb. bilgilerini gösteren kayıt
    • "Kara Hüseyin'in künyesini yazdığım defteri belki on kere açtırıyor, parmağını künyenin üstüne büyük bir hızla koyuyor." (Halide Edip Adıvar)
    • "Geçen sene künyesi geldi, dedi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bu bilgilerden bazısının yazılı olduğu bilezik, kolye vb. metalden eşya
    • "Güzel bir şeritle künyemi göğsüme bağladım ve gittim." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Soy sop ile ilgili kimlik bilgileri
    • "Künyesi bile daha doğarken onun yönünü belirlemiş gibi idi." (Haldun Taner)

KÜTLE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın
  2. Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu, kitle
  3. Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı
    • "Seçmen kütlesi."
  4. Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren kat sayı veya nesne niceliği

KÜŞAT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Açma, açılış
  2. Tavlada bir çeşit oyun
  3. Güzellik, hoşluk

KÜBİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Küp ve kesme biçiminde olan
  2. Kübizm akımına uyularak yapılmış olan
    • "Kübik yapı."
    • "Kübik resim."
  3. Küp (II) biçiminde olan

KÜŞÜM

  1. [isim] Kuşku
  2. Kaygı

KÜPLÜ

  1. [sıfat] Küpü olan
  2. Çok rakı içen, ayyaş
  3. [isim] Rakısı bol, ucuz meyhane

KÜKRE

  1. [sıfat] Öfke veya cinsel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan (hayvan)

KÜTÜR
...
KÜLTE

  1. [isim] Külçe
  2. Kayaç
  3. Demet, bağlam

KÜŞNE

  1. [isim] Karaburçak

KÜTLÜ

  1. Çekirdekli, çiğitli pamuk
    • "Kütlüler ak öbeklerle ovaya yayılmıştı." (Yahya Kemal)

KÜSME

  1. [isim] Küsmek işi

KÜRSÜ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer
    • "İki gün süren tartışmalardan sonra Mustafa Kemal kürsüye geldi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Ana bilim dalı
    • "Türk Dili Kürsüsü. Yakın Çağ Tarihi Kürsüsü."
  3. Sandalye
  4. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm

KÜLLİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bütüne ve genele ilişkin
  2. Tümel

KÜMES

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer
    • "Ne kümeste tavuk bırakırmış ne ahırda hayvan ne de ağılda koyun..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Ufak ev
    • "Biriktirdiğimiz para ile bir kümes edindik."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü