Başında kuy olan 19 kelime var. KUY ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde kuy olan kelimeler listesine ya da sonu kuy ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

KUYRUKSALLAYAN

12 Harfli Kelimeler

KUYRUKSUZLAR

11 Harfli Kelimeler

KUYRUKKAKAN, KUYRUKLULAR, KUYRUKSÜREN

10 Harfli Kelimeler

KUYUMCULUK

9 Harfli Kelimeler

KUYRUKSUZ, KUYUCULUK

8 Harfli Kelimeler

KUYRUKLU, KUYTULUK

7 Harfli Kelimeler

KUYUCAK, KUYUDAT, KUYUMCU

6 Harfli Kelimeler

KUYMAK, KUYRUK, KUYUCU

5 Harfli Kelimeler

KUYTU, KUYUM

4 Harfli Kelimeler

KUYU


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KUYRUKSALLAYAN

  1. [isim] Kuyruksallayangillerden, kanatları ve vücudunun üst bölümü kül rengi, alt bölümü değişik sarı olan, uzun kuyruklu, küçük, ötücü kuş, yont kuşu (Motacilla)

KUYRUKSUZLAR

  1. [isim] Kurbağalar

KUYRUKSÜREN

  1. [isim] Firavun faresi

KUYRUKLULAR

  1. [isim] Omurgalı hayvanlardan, amfibyumlar sınıfının, vücut ve kuyrukları uzun, bacakları zayıf, birçok semender türünü içine alan bir alt takımı, urodel

KUYRUKKAKAN

  1. [isim] Kara tavukgillerden, böcek ve meyve ile beslenen küçük ötücü bir kuş (Saxicola)

KUYUMCULUK

  1. [isim] Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik

KUYRUKSUZ

  1. [sıfat] Kuyruğu olmayan

KUYUCULUK

  1. [isim] Kuyucunun yaptığı iş

KUYTULUK

  1. [isim] Kuytu olma durumu
    • "Mehtapta, çardak altlarının gemi tentesi gibi beyazımsı bir kuytuluğu var." (Refik Halit Karay)
  2. Kuytu, sessiz yer

KUYRUKLU

  1. [sıfat] Kuyruğu olan
  2. [isim] Akrep
    • "Sandığın üstündeki ikinci yatağı kucaklayıp kaldırdığı sırada bir kuyruklu, yatağın altından fırladı, sandığın gerisine doğru hızla kaçtı." (Necati Cumalı)

KUYUMCU

  1. [isim] Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, mücevherci, cevahirci
    • "Kuyumcu vitrini önünde nadir bir zümrüdü seyrettiğim sırada yanıma sokulmuş..." (Hüseyin Cahit Yalçın)

KUYUCAK
...
KUYUDAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Resmî defterdeki kayıtlar

KUYMAK

  1. [isim] Mısır ununun erimiş tereyağıyla kavrulması, su eklenmesi, bir miktar peynir katılması ve bir süre kaynatılmasıyla elde edilen yemek
  2. Karadeniz bölgesinde ve özellikle Trabzon'da yapılan bir tür yemek
    • "Mısır kuymağı."

KUYUCU

  1. [isim] Kuyu kazmayı iş edinmiş kimse
  2. Özel olarak açılan kuyulara inerek lüle taşını çıkaran kimse

KUYRUK

  1. [isim] Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ
    • "Zehra elinde kalem, gözlerine kuyruk çekiyordu." (Atilla İlhan)
    • "Gül gibi yavrusunu bırakıp da evlenecekmiş. Kuyruk sallaya sallaya oğlumu öldürttü." (Yahya Kemal)
    • "Ama hâlâ bilet var diye bekleyen en aşağı beş bin kişi güzel bir kuyruk yapmışlar." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
    • "İki kişinin arkasından kuyruğa girdiği sırada, seyis biletlerini alıyordu." (Necati Cumalı)
  2. Bu organa benzeyen uzantı
    • "Uçağın kuyruğu. Gelinliğin kuyruğu."
  3. Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti
  4. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı
  5. Başın arkasına toplanmış saç demeti
  6. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi
  7. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi
    • "Çoğu yirmi yaş civarında, sürü sepet öğrenci genç, kuyruğa girmiş, sırasını bekliyor." (Atilla İlhan)
  8. Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse
    • "Falanca kuyruğu ile birlikte geliyor."

KUYTU

  1. [sıfat] Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer)
    • "Kahvenin kuytu bir köşesinde, bağıra bağıra konuşuyorlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Uğrak olmayan, içerlek, sapa (yer)
    • "Dükkân kuytu yerde olduğundan işlemiyor."
  3. Güneş ışığı almayan (yer)

KUYUM

  1. [isim] Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası
    • "Altın yüzük yaptırdım, kuyum ustalarına" (Halk türküsü)

KUYU

  1. [isim] Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur
    • "Kahveci Salih eğilmiş, az evvel sarkıttığı gazozları kuyudan çıkarıyordu." (Haldun Taner)
    • "Yüzden ağır durup arkadan kabinenin kuyusunu kazacaksın!" (Memduh Şevket Esendal)
  2. Toprağa kazılan derince çukur
    • "Kireç kuyusu."
  3. İçinden çıkılamayan durum veya yer
  4. Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü