Başında ko olan 5 harfli 94 kelime var. Ko ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ko olan kelimeler listesine ya da sonu ko ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ko bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
K O Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
OK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KOPOY
-
Kelime Kökeni : Macarca
-
[isim]
Orta boylu, düşük kulaklı, tüyleri kısa bir tür av köpeği
-
[isim]
Orta boylu, düşük kulaklı, tüyleri kısa bir tür av köpeği
- KOŞMA
-
-
[isim]
Koşmak işi
-
Bir halatı, ağacı pekiştirmek için yanına konulan halat veya ağaç
-
Sazla okunmak için hece ölçüsü ile yazılmış, ilk parçasının birinci, ikinci ve dördüncü dizeleriyle öteki parçaların dördüncü dizeleri birbiriyle, kalan dizeler de kendi aralarında uyaklı, konuları sevgi ve doğa olayları olan bir halk şiiri
-
[isim]
Koşmak işi
- KOFRA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu
-
[isim]
Bina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu
- KOPAL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Tropik bölgelerde yetişen, bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine
-
[isim]
Tropik bölgelerde yetişen, bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine
- KONUŞ
-
-
[isim]
Konma işi veya biçimi
-
Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi
-
Konum
-
[isim]
Konma işi veya biçimi
- KOPUK
-
-
[sıfat]
Kopmuş
- "Kopuk düğme."
-
Toplum kurallarına aldırmayan erkek, işsiz, güçsüz, serseri
- "Siz daha elinizin altındaki iki üç kopuğa söz geçiremiyorsunuz." (Atilla İlhan)
-
[sıfat]
Kopmuş
- KOPMA
-
-
[isim]
Kopmak işi
-
[isim]
Kopmak işi
- KORSE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi
-
Herhangi bir darbeden zarar görmemesi için boyna takılan, bel fıtığı gibi durumlarda bedeni düzgün tutmaya yarayan nesne
-
[isim]
İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi
- KOKET
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
Yosma
- "Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Yosma
- KOÇAN
-
-
[isim]
Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde
-
Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi
-
Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm
-
Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası
- "Makbuz koçanı."
-
Belge, izin belgesi
- "Kafa koçanı."
-
Tapu senedi
- "Cebinde de otuz dönümlük bir tütün koçanı vardı." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde
- KOŞİN
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Ağır, hareketsiz, bol ve kabarık tüylü bir tavuk ırkı
-
[isim]
Ağır, hareketsiz, bol ve kabarık tüylü bir tavuk ırkı
- KOYUN
-
-
[isim]
Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries)
- "Kafa göz yara yara Hüsn ü Aşk'ı okuyor, hayranları da koyun kaval dinler gibi dinliyorlardı." (Asaf Halet Çelebi)
-
Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse
-
[isim]
Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries)
- KOMİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Gülme duygusu uyandıran, güldürücü, gülünç
- "Komik yapılı bir tiyatro mareşaline benziyor." (Aka Gündüz)
- "Tıraş olan erkekleri seyretmeyi severim, komiğime gider." (Tarık Dursun K)
-
[isim]
Güldürü oyuncusu
- "Perde kapanınca komiğin başarısı uzun uzun alkışlandı." (Necati Cumalı)
-
[sıfat]
Gülme duygusu uyandıran, güldürücü, gülünç
- KONUK
-
-
[isim]
Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman
- "Şatoda yaşayanlarla konuklar, buralarda, topluca yıkanırlarmış." (Salâh Birsel)
- "Onun köyüne gittim, onun konuğu oldum orada on beş gün." (Yahya Kemal)
-
Konakçının üzerindeki asalak
-
[isim]
Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman
- KOPYA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı
- "Edebiyatımız iptidai, resmimiz basit, felsefemiz kopya, okuma yazma bilmek bir irfan sayılıyor." (Peyami Safa)
- "En bildiği derste bile kopya çeker, çekmezse hasta olur, deliye döner." (Haldun Taner)
- "Salih yazıyor, ben boyuna kopya ediyordum." (Ömer Seyfettin)
-
Suret çıkarma işi
-
Bir sınavda soruları cevaplamak için başka birinden veya yerden gizlice yararlanma
-
Yazılı sınavda gizlice bakmak için hazırlanmış kâğıt
-
[sıfat]
Taklit edilmiş olan
- "Hanımlar köşe minderinin sağ duvarındaki birkaç kopya resme daldılar." (Halide Edip Adıvar)
-
Aynı canlıdan eşeysiz olarak üreyen canlı, klon
-
[isim]
Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı
- KOYAR
-
-
[isim]
İki akarsuyun birleştiği yer
-
[isim]
İki akarsuyun birleştiği yer
- KONAK
-
-
[isim]
Büyük ve gösterişli ev
- "İstirahat için İstanbul'a gelmiş, bu konağı alıp yerleşmişti." (Ömer Seyfettin)
-
Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu
-
Konakçı
-
Araba veya hayvanla bir günde alınan yol
- "Buradan orası beş konaktır."
-
Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer
-
[isim]
Büyük ve gösterişli ev
- KOŞUK
-
-
[isim]
Nazım, manzume
-
Koşma, türkü
-
[isim]
Nazım, manzume
- KOLAN
-
-
[isim]
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
- "Adam döndü, beygirinin semerini almak için kolanını çözmeye başladı." (Necati Cumalı)
- "Bana bak, Ali Çavuş, biz kimseyi soymuyoruz. Onlar kolan çekiyorlar, kolan çekmek nedir be? Dans etmekten farkı ne ki?" (Sait Faik Abasıyanık)
- "Bu salıncağın dibindeki tahtaya iki kız çıkmışlar, hafif hafif kolan vuruyorlardı." (Osman Cemal Kaygılı)
-
Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılan yassı ve enlice bağ
-
Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak
-
[isim]
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
- KOKMA
-
-
[isim]
Kokmak işi
- "Yıkanmamayı ve böylece pis pis kokmayı bile göze alırlarmış." (Salâh Birsel)
-
[isim]
Kokmak işi