Başında ki olan 5 harfli 37 kelime var. Ki ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ki olan kelimeler listesine ya da sonu ki ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ki bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KİSRA
...
KİBAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse)
    • "İşte senin bu kibar, bu efendi hâllerine bayılıyorum." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Seçkin, değerli
    • "Fazla bolluk da görmemiş bir ailenin kibar eşyaları sessiz bir şekilde âdeta hitap ediyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Zengin, soylu, köklü (kimse, aile)
    • "Telefona giderek kibar ve varlıklı insanlara has bir şive ile köşkten otomobili istetti." (Haldun Taner)
  4. [isim] Büyükler, ulular

KİREÇ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit, (CaO)
    • "Duvarlar kireç badanalı idi." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Genç kadının yüzü kireç gibi ağarmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Kalsiyum hidroksit, Ca(OH)

KİZİR

  1. [isim] Köy muhtarı yardımcısı
  2. Köy kâhyası
  3. Köy bekçisi

KİLİT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti
    • "Sonunda kapının kilidi göz yaşlarıma dayanamadı." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "O gün her tarafı kilit kürek altına aldı." (Ömer Seyfettin)
    • "... evime kilit kürek ol diye onun sırtını okşar." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka
  3. Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık

KİLİM

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Döşeme, divan gibi yerlere serilen, genellikle desenli, havsız, kalın, kıl veya yün dokuma
    • "Dikmen Yıldızı'nın gözleri yerdeki kırmızı sarı çubuklu kilime takıldı." (Aka Gündüz)

KİRİŞ

  1. [isim] Bazı telli müzik araçlarında kullanılan, hayvan bağırsaklarından yapılan tel
    • "Ama şimdi derhâl giyineceksiniz ve kirişi kıracaksınız." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Ok atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ
  3. Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon
  4. Bir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası
  5. Yapılarda dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmış yatay destek parçası

KİLİS
...
KİRAZ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium)
  2. Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi
    • "Tabaktan ikişer kiraz daha alıyoruz." (Yusuf Ziya Ortaç)

KİNİN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kınakınadan elde edilen ve sıtmanın tedavisinde kullanılan beyaz alkaloit, kinin sülfatı
    • "İkinci gün sıtmadan şüphelendik, kuvvetli dozda kinin verdik." (Reşat Nuri Güntekin)

KİNİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. Sinik

KİRİL
...
KİRPİ

  1. [isim] Kirpigillerden, uzunluğu 25-30 cm olan, sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan (Erinaceus europaeus)

KİMSE

  1. [zamir] Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi, şahıs, nefer
    • "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum." (Necati Cumalı)

KİLSİ

  1. [sıfat] Kili andıran, kile benzeyen, kil gibi

KİLLİ

  1. [sıfat] İçinde kil bulunan
    • "Killi kütle. Killi şist."

KİTLE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İnsan topluluğu
    • "Kendimi bu acı ve acıklı kitlenin bir parçası gibi hissediyordum." (Halide Edip Adıvar)
  2. Kütle

KİTAP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü
    • "Ona son olarak rüya için kitaptaki tabiri aramanın abes olduğunu söylediğimi hatırlıyorum." (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "Müfettiş Bey güldü ama babacan gülüşü değildi bu; tam tersine, işini kitaba uydurmuşların güveni vardı onda." (Tarık Buğra)
  2. Herhangi bir konuda yazılmış eser
    • "Acaba bir edebiyat kitabında hazır bir tarif bulamaz mıyız?" (Falih Rıfkı Atay)
  3. Kutsal kitap

KİRVE

  1. [isim] Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse

KİMYA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim
    • "Sıla kimya olmuş burnuma tüter / Yol ver dağlar ben sılaya gideyim." (Halk türküsü)
  2. Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey
    • "Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır." (Reşat Nuri Güntekin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü