Sonunda ke olan 4 harfli 19 kelime var. KE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ke olan kelimeler listesine ya da başında ke olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PİKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca piqué
-
[isim]
Kabartmalı pamuklu kumaş
-
Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü
- "Yarım saate varmadan evdeki bütün çarşaflar, pikeler, yorganlar, yastıklar salonun ortasına yığılmış oluyordu."
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılan
- "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük."
-
[isim]
Kabartmalı pamuklu kumaş
- BÖKE
-
-
[sıfat]
Kahraman, güçlü (kimse)
-
[isim]
Bakınız şampiyon
-
[sıfat]
Kahraman, güçlü (kimse)
- SAKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca saké
-
[isim]
Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı
-
[isim]
Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı
- KEKE
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız kekeme
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız kekeme
- LEKE
-
Kelime Kökeni: Farsça leke, lekke
-
[isim]
Kirliliği gösteren iz
- "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."
-
Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk; çil (II)
- "Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı."
-
[biyoloji]
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk
-
[mecaz]
Yüz kızartacak durum; kara (II), şaibe
- "Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu."
-
[gök bilimi]
Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm; karartı
-
[isim]
Kirliliği gösteren iz
- SÖKE
-
-
[isim]
Aydın iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Aydın iline bağlı ilçelerden biri
- ŞİKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca chiqué
-
[isim, spor]
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
-
[mecaz]
Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma; aldatma
- "Bu işte şike var."
-
[isim, spor]
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
- TİKE
-
-
[isim, ağızlardan]
Et, ekmek, peynir vb.nde parça, lokma, dilim
-
[isim, ağızlardan]
Et, ekmek, peynir vb.nde parça, lokma, dilim
- BUKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca bouquet
-
[isim]
Bakınız koku
- "Berrak değildir ama kokuludur, bukesi enfestir."
-
[isim]
Bakınız koku
- FEKE
-
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
- MEKE
-
-
[isim, ağızlardan]
Su kıyılarındaki böcekleri yiyerek yaşayan yaban ördeği
-
[isim, ağızlardan]
Su kıyılarındaki böcekleri yiyerek yaşayan yaban ördeği
- ÜLKE
-
-
[isim]
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü; diyar, arz (III), iklim, memleket, mülk
- "Artık vatan toprağı, Rumeli'deki hudutlarından Anadolu'daki hudutlarına kadar yekpare bir ülke olmuştur."
-
Bakınız devlet
- "Vicdan hürriyetine riayet eden tek ülke Osmanlı İmparatorluğu idi."
-
Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge; yer
- "Sonsuzluk ülkesi."
-
[isim]
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü; diyar, arz (III), iklim, memleket, mülk
- TEKE
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Erkek keçi
-
Bir tür karides
-
Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve
-
[isim, hayvan bilimi]
Erkek keçi
- LAKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca laqué
-
[sıfat]
Lak ile cilalanmış
- "Yaldızlı beyaz lake karyolasının yanındaki koltukta dadısı uyukluyordu."
-
[sıfat]
Lak ile cilalanmış
- ŞOKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca choqué
-
[sıfat]
"Birdenbire şaşırtmak, hoşa gitmeyecek bir şey yapmak" anlamlarındaki şoke etmek ve "birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şeyle karşılaşmak" anlamlarındaki şoke olmak deyimlerinde kullanılan bir söz
-
[sıfat]
"Birdenbire şaşırtmak, hoşa gitmeyecek bir şey yapmak" anlamlarındaki şoke etmek ve "birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şeyle karşılaşmak" anlamlarındaki şoke olmak deyimlerinde kullanılan bir söz
- İLKE
-
-
[isim]
Temel düşünce, temel inanç; umde, prensip
- "İlkelerine sıkı sıkıya bağlı, bilinçli ve ödün vermez bir insandı."
-
Temel bilgi
- "Kimyanın ilkeleri."
-
Bakınız öge
- "Atomlar cisimlerin ilkeleridir."
-
Davranış kuralı
- "Bence ahlakın bir ilkesi, bir kökü vardır. Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma."
-
[mantık]
Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül; mebde, umde, prensip
-
[isim]
Temel düşünce, temel inanç; umde, prensip
- ERKE
-
-
[isim, fizik]
Bakınız enerji
-
[felsefe]
Pozitif bilimlerde iş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü
-
[isim, fizik]
Bakınız enerji
- YEKE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol
- "Bundan sonra dümen yekesine ince ipler ile bir bocurgat yapıp, kendisi birinci topun yanında bulunduğu hâlde dümen idaresine başladı."
-
[isim, denizcilik]
Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol
- ÖFKE
-
-
[isim]
Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi; kakınç, kızgınlık, celal, hırs, hışım, hiddet, gazap
- "Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey."
-
[isim]
Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi; kakınç, kızgınlık, celal, hırs, hışım, hiddet, gazap