Başında ke olan 5 harfli 83 kelime var. Ke ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ke olan kelimeler listesine ya da sonu ke ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ke bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K

2 Harfli Kelimeler

EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KEVEN

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız geven
KEVEL

Kelime Kökeni: Farsça kebl

  1. [isim] Kuzu veya koyun postundan yapılmış kürk
KEPEK

  1. [isim] Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları
  2. Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar
    • "Temizlenmeye hiç vakti olmayan kirli iş adamı gibi acı acı ter, kepek, yağ ve toprak kokuyor." (Ahmet Haşim)
  3. [tıp] Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar
KEFNE

  1. [isim] Çuvaldız veya kalın iğne ile iş işleyen kimsenin eline geçirdiği demirli kayış
KEMHA

Kelime Kökeni: Farsça kemḫā

  1. [isim] Bir tür ipek kumaş
    • "Yazın yeşil kemha giymiş kışın beyaz giyen dağlar" (Halk türküsü)
KEMER

Kelime Kökeni: Farsça kemer

  1. [isim] Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı
    • "Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı." (Peyami Safa)
  2. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü
  3. Emniyet kemeri
  4. [sıfat] Bakınız tümsekli
    • "Kemer burun."
  5. [anatomi] Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı
    • "Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri."
  6. [jeoloji] Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı
  7. [mimarlık] İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı
    • "Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı." (Oğuz Atay)
  8. [eskimiş] Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak
KEFEN

Kelime Kökeni: Arapça kefen

  1. [isim] Ölünün gömülmeden önce sarıldığı beyaz bez; kefen bezi, yakasız gömlek, yakasız mintan
    • "Gül değil, arkasında kanlı kefen / Sen misin, sen misin garip vatan?" (Namık Kemal)
KEPEZ

  1. [isim, ağızlardan] Yüksek tepe, dağ
  2. Dağların oyuk, kuytu yerleri
  3. Gelin başlığı
  4. Tavuk ve kuşların ibiği veya başındaki uzun tüyler
KETUM

Kelime Kökeni: Arapça ketūm

  1. [sıfat] Bakınız ağzı sıkı
    • "Ne kadar da ketumdur, katlandığı acıları, atlattığı tehlikeleri sergilemeyi hiç sevmez." (Attilâ İlhan)
KETAL

  1. [isim] Çirişli bir tür parlak bez
KETON

Kelime Kökeni: Fransızca céton

  1. [isim, kimya] Karbonil grubuna iki alkil kökünün bağlanmasıyla türeyen birleşik
KEMAL

Kelime Kökeni: Arapça kemāl

  1. [isim] Bakınız olgunluk
  2. İstenilen ve beğenilir niteliklerin tamamını taşıma durumu
  3. Bakınız fiyat
    • "Beyefendi, artık gazı keseceğiz. Kemali beş buçuk liradır bu! Veriniz rica ederim." (Burhan Felek)
KEMAN

Kelime Kökeni: Farsça kemān

  1. [isim, müzik] Dört teli olan, çenenin altına dayayarak çalınan yaylı saz
    • "Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu." (Ömer Seyfettin)
KEFİR

Kelime Kökeni: Kafkas dillerinden

  1. [isim] Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek
KEMAH

  1. [isim] Erzincan iline bağlı ilçelerden biri
KEMİK

  1. [isim, anatomi] İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı
    • "Kemikten bir tahta gibi gıcırdayarak Nihat yerinden kalktı." (Peyami Safa)
  2. [sıfat] Bu sert organdan yapılmış
    • "Kemik tarak."
KEMRE

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız gübre
  2. Deride kalınlaşmış kir tabakası
  3. Başta olan kepek
KERTİ

  1. [isim] Bakınız kerte (I)
  2. [sıfat, ağızlardan] Bayat olan (ekmek, et)
KEŞKİ

Kelime Kökeni: Farsça kāşki

  1. [ünlem] Bakınız keşke
    • "Keşki ölüp kalsaymışım, keşki Münif'le tekrar görüşmemiz hiç nasip olmasaydı!" (Attilâ İlhan)
KEŞİK

Kelime Kökeni: Moğolca

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız nöbet
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü