Başında kan olan 5 harfli 13 kelime var. Kan ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kan olan kelimeler listesine ya da sonu kan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kan bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K N

3 Harfli Kelimeler

KAN

2 Harfli Kelimeler

AK, AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KANTO

Kelime Kökeni: İtalyanca canto

  1. [isim, tiyatro] Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri
    • "Kantodan piyese kadar her gösteriye katılıyor; herkesi hüzne, sevgiye, coşkuya, isteğe boğuyordu." (Cahit Külebi)
  2. Bu gösteri sırasında söylenen şarkı
KANKA

  1. [isim, teklifsiz konuşmada] Kardeş kadar yakın olan kimse
KANİŞ

Kelime Kökeni: Fransızca caniche

  1. [isim, hayvan bilimi] Uzun, kıvırcık tüylü bir cins köpek
    • "Köpek siyah beyaz karışık uzun tüylü bir kaniş, kedi kaplan postlu, yeşil gözlü bir tekir." (Ömer Seyfettin)
KANUN

Kelime Kökeni: Arapça ḳānūn

  1. [isim, hukuk] Bakınız yasa
  2. Geçerli olan kural
    • "Dünyanın en büyük kanunu, nefsini müdafaa ve muhafaza etmek için karnını doyurmaktır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
KANON

Kelime Kökeni: Fransızca canon

  1. [isim] Herhangi bir konuda otoritelerinin belirlediği seçimler bütünü
    • "Ortaöğretim öğrencilerinin okuyacağı edebî eserlerle ilgili oluşturulan kanon belirlendi."
  2. [müzik] Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil, art arda duyulan iki veya daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün
KANLI

  1. [sıfat] Kan bulaşmış
    • "Öldürdüğü güzele ağlayan bu katilin / Elleri kanlı fakat gözyaşları temizdi" (Enis Behiç Koryürek)
  2. Kanı olan
  3. Kan dökülmesine neden olan
    • "Bu savaş çok kanlı olacak, beyler." (Tarık Buğra)
  4. İsteyerek kan dökmüş olan (kimse); hunriz
  5. Kanlanmış olan
    • "Kanlı göz."
  6. [isim] Kan davasında taraf olan kimse
    • "Oğlumun kanlısı Abbas kâfiri değil, oğlumun kanlısı Esme'dir." (Yaşar Kemal)
  7. [tıp] Kanı yoğun olan; demevi
    • "Kanlı adam."
KANCA

Kelime Kökeni: İtalyanca gancio

  1. [isim] Bir şey çekmeye yarar, ucu çengelli demir çubuk
    • "Hepsi hazırlandılar, halatlar rota edildi, kancalar gerildi ve denizde köpüklü bir iz bırakarak ileri atıldılar." (Nâzım Hikmet)
KANIK

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız kanaatkâr
  2. Bakınız gözü tok
KANIT

  1. [isim] Bir şeyin doğruluğunu, gerçekliğini kanıtlamaya yarayan belge; burhan, ispat, argüman
    • "Kanıtı gazetenin ikinci sayfasındaki damızlık haberiydi." (Çetin Altan)
  2. [hukuk] Anlaşmazlık konusu hakkında öneri sürülen iddianın veya buna karşı yapılan savunmanın doğruluğunu göstermek için öne sürülen belge veya bilgi; delil, beyyine
KANMA

  1. [isim] Kanmak işi
KANIŞ

  1. [isim] Kanmak işi
KANAT

  1. [isim] Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ
    • "Bir daldan hızla geçip gitti bir kuş kanadı / Sessizlik bir tüy gibi bir dakika sallandı / Pırıldadı bir ateş böceği sarmaşıkta" (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Balıklarda yüzgeç
  3. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey
  4. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı
    • "Bir müddet kapı kanatlarının kenarlarını okşarcasına yokladı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Uzunluğuna katlanmış bir kumaşın kat yerinin iki tarafında kalan parçalarından her biri
  6. Yan, taraf
    • "Perde kanadı."
  7. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri
    • "Partinin sol kanadı."
  8. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol
    • "Yel değirmeni kanadı."
    • "Pervane kanadı."
  9. Bakınız angıç
  10. Pişmiş bir kümes hayvanının kanat kısmından oluşan yiyecek
  11. [askerlik] Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri; kol (I), cenah
    • "Ordunun sağ kanadı."
  12. [spor] Topla oynanan bazı takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü
KANAL

Kelime Kökeni: Fransızca canal

  1. [isim] Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu
    • "Süveyş Kanalı."
    • "Panama Kanalı."
  2. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol; hat
    • "Bir kanaldan ötekine geçerken aldığı yüklü transfer bedelini nasıl ödeyecekti bu kadın?" (İnci Aral)
  3. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti
  4. [anatomi] İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol
  5. [coğrafya] İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz
    • "Mozambik Kanalı."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü