Başında kaba olan 8 harfli 9 kelime var. Kaba ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kaba olan kelimeler listesine ya da sonu kaba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kaba bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kaba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A B K

4 Harfli Kelimeler

ABAK, KABA

3 Harfli Kelimeler

ABA, AKA, BAK

2 Harfli Kelimeler

AB, AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KABARECİ

  1. [isim] Kabare oynayan oyuncu
    • "Şu üç delikanlı bugün gerçekten Avrupa klası birer kabareci olma yolundadır." (Haldun Taner)
KABARTMA

  1. [isim] Kabartmak işi
    • "Pansiyon sahipleri, kirada gösterdikleri bu ehveniyeti diğer hileli muamelelerinde kabartmanın yolunu bilirler." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı; gofre
  3. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan eser; rölyef
    • "Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma." (Peyami Safa)
  4. [sıfat] Kabartılarak yapılan
    • "Kabartma harita."
KABADAYI

  1. [isim] Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan, etrafa meydan okuyan kimse; bıçkın, dayı, efe
    • "Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi." (Halide Edip Adıvar)
  2. [sıfat, mecaz] Yürekli olan
    • "Doğrusu kabadayı çocuktur."
  3. Bir şeyin en iyisi, başta geleni
    • "Bunun en kabadayısı yüz bin lira."
KABARCIK

  1. [isim] İçi su veya hava dolu ufak kabartı veya kürecik; baloncuk, domur
    • "Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu." (Haldun Taner)
  2. Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik
  3. Bakınız kabartı
    • "Köy, dağın ortasında, toprak kabarcıkları gibi dizilen evleriyle bir mezarlığa benziyordu." (Halide Edip Adıvar)
  4. [fizik] Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi
KABALACI

  1. [isim, din bilimi] Kabala (I) konusunda uzmanlaşmış kimse; kabalist
  2. Kabala (I) ile uğraşan kişi; kabalist
KABALİST

Kelime Kökeni: Fransızca cabaliste

  1. [isim, din bilimi] Bakınız kabalacı (I)
    • "Şair, âlim, mütefennin, feylesof, mutasavvıf ve kabalist olduğu kadar hayalperverdi." (Ömer Seyfettin)
KABARMAK

  1. [nesnesiz] Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
    • "Ekmek iyi kabardı."
  2. Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak
    • "Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Niceliği artmak, büyümek
    • "Masraf kabardı."
  4. Cilt üzerinde kabarcıklar oluşmak; börtlemek
    • "İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi." (Peyami Safa)
  5. Hayvanların tüyleri dikilmek
  6. Kumaş üzerinde pürüzler oluşmak
    • "Bu kumaş çabuk kabardı."
  7. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak
    • "Masanın kaplaması kabardı."
    • "Dolabın boyası kabardı."
  8. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak
  9. [mecaz] Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek
    • "Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır." (Necati Cumalı)
  10. [-e, nesnesiz, mecaz] Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak
  11. [mecaz] Böbürlenmek, gururlanmak
    • "Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu." (Ömer Seyfettin)
KABARALI

  1. [sıfat] Kabara çakılmış olan
    • "Erkekler kabaralı ayakkabılarıyla birer ikişer evlerine döndüler." (Necati Cumalı)
KABAKLIK

  1. [isim] Karpuz veya kavunun ham olma durumu
  2. Başın tüysüz veya dazlak olma durumu
  3. [mecaz] Bilgisiz ve görgüsüz olma durumu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü