Başında ka olan 6 harfli 248 kelime var. Ka ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ka olan kelimeler listesine ya da sonu ka ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ka bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A K Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KALKAN
-
-
[isim]
Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık
-
Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık
-
Koruyucu
- "Akbabanın kanatlarından başka kalkanı yoktu galiba." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[isim]
Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık
- KAŞMİR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İnce, sık bir tür yün
-
[sıfat]
Bu yünden yapılmış
- "Kaşmir kazak."
-
[isim]
İnce, sık bir tür yün
- KAFACA
-
-
[zarf]
Düşünce bakımından
- "Kafaca, ruhça, zevkçe, terbiyece eski adam diyebileceğimiz bir örnek alınız." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[zarf]
Düşünce bakımından
- KAPIDA
-
-
[zarf]
Çok yakın zamanda, gelmek üzere
- "Kış kapıda."
-
[zarf]
Çok yakın zamanda, gelmek üzere
- KAFTAN
-
-
[isim]
Çoğu ipekten yapılan, bir çeşit uzun, süslü üst giysisi
- "Başkasına ait sırmalı kaftanı giymektense kendi malım olan eski hırkayı tercih ederim." (Ömer Seyfettin)
-
Padişahların, gönül almak, ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış giysi, hilat
-
[isim]
Çoğu ipekten yapılan, bir çeşit uzun, süslü üst giysisi
- KARSAK
-
-
[isim]
Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılan bir memeli türü (Vulpes corsac)
-
[isim]
Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılan bir memeli türü (Vulpes corsac)
- KAŞELİ
-
-
Kaşesi olan
-
[isim]
İşverenin, kendisine başkaca bir yükümlülüğü olmadan çalışma süresine göre ücret verdiği kimse
-
Kaşesi olan
- KATYON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir çözeltinin elektrolizi sırasında katotta toplanan iyon, artın
-
[isim]
Bir çözeltinin elektrolizi sırasında katotta toplanan iyon, artın
- KALECİ
-
-
[isim]
Bazı top oyunlarda kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli oyuncu
- "Sonra topu en yükseğe kaleciler vurur, çıkarırlar." (Haldun Taner)
-
[isim]
Bazı top oyunlarda kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli oyuncu
- KASSIL
-
-
[sıfat]
Kasla ilgili olan
-
[sıfat]
Kasla ilgili olan
- KAZAEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Kazara
-
[zarf]
Kazara
- KAĞŞAK
-
-
[sıfat]
Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı)
- "Kağşak sandalyede rahat edilmez."
-
[sıfat]
Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı)
- KALSİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonatı
- "Tebeşir bir tür kalsittir."
-
[isim]
Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonatı
- KANCIK
-
-
[isim]
Hayvanlarda dişi
-
[sıfat]
Dönek, güvenilmez
-
Kadın
-
[isim]
Hayvanlarda dişi
- KALPAK
-
-
[isim]
Kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık
- "Hanımı, onun kalpağını otomobile dar yetiştirebilmişti." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık
- KAÇMAK
-
-
[-e]
Hızla koşup bir yere saklanmak
- "Bir tehlike sezdiğin anda hemen eve kaçarsın." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
- "O adam onları aşağıladıkça utancından kaçacak delik arayan Âşık Ali'ye acıyordu." (Yahya Kemal)
-
[nsz]
Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek
- "Silahını hatta başındaki şapkasını bırakıp kaçıyor." (Ruşen Eşref Ünaydın)
-
[-den]
Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak
- "Alacaklıdan kaçmak."
-
[-den]
Kaçınmak
- "Ben zahmetten kaçmam."
-
[-den]
Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak
- "Kazandan islim kaçıyor."
-
[nsz]
İpi kopmak
- "Çorabım kaçtı."
-
[-e]
Girmek
- "Kulağına su kaçmış."
-
Bir yana doğru kaymak
- "Odanın halısı biraz sağa kaçmış."
-
[nsz]
Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak
- "Belki sirayet eder diye korkacaklar ve kaçacaklar." (Burhan Felek)
-
[nsz]
Hızlı koşmak
- "Biletlerini memurun elinden kaptı, kaçar gibi gişeden uzaklaştı." (Necati Cumalı)
-
[nsz]
Yok olmak
- "Rahatı kaçmak."
- "Neşesi kaçmak."
-
Yaklaşmak, benzemek, andırmak
- "Bu mavi yeşile kaçıyor."
-
Kaçgöçe uymak
- "Gelin bir evde kayınbabasından kaçar, güveyi, baldızının yüzünü tanımazdı." (Refik Halit Karay)
-
[-den]
Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak
-
[-i]
Rengi ağarmak, uçmak
-
[-den]
Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak
-
Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak
-
[-e]
Hızla koşup bir yere saklanmak
- KAYTAN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Pamuk veya ipekten sicim
- "Nefise titreyerek bir küçük torbaya benzeyen bu atlas kesenin kaytanını çözdü, ağzını açtı." (Halit Ziya Uşaklıgil)
-
Yelkeni yarı kapatmak için kullanılan örgü halat
-
[isim]
Pamuk veya ipekten sicim
- KAOTİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Karmakarışık, altüst olmuş
-
[sıfat]
Karmakarışık, altüst olmuş
- KASLAN
- ...
- KAZEİN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sütte bulunan protein maddesi
-
[isim]
Sütte bulunan protein maddesi