Başında ka olan 5 harfli 188 kelime var. Ka ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ka olan kelimeler listesine ya da sonu ka ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ka bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ka Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K

2 Harfli Kelimeler

AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAÇMA

  1. [isim] Kaçmak işi; firar
    • "Fabrikayı boşaltmaları için dışarıdan çağrı yapılırken kaçma arzusuyla yanıp tutuşanlar oldu." (Lâtife Tekin)
KATKI

  1. [isim] Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma; yardım, pay
    • "Her geçen gün ününe, sanatına yeni katkılar getiriyordu." (Necati Cumalı)
  2. Bir şeye katılan başka bir madde
  3. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler
  4. [ağızlardan] Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan
KATİP

Kelime Kökeni: Arapça kātib

  1. [isim] Bakınız sekreter
    • "Bir müddet sonra Talat Bey'in hususi kalemine kâtip oldum." (Falih Rıfkı Atay)
KAYRA

  1. [isim] Bakınız lütuf
KAYAR

  1. [isim, ağızlardan] Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi
KALEM

Kelime Kökeni: Arapça ḳalem

  1. [isim] Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç
    • "Kâğıt, kalem, mürekkep, hepsi masanın üstündedir." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer
    • "Kalemindeki odacıya aylığını kırdırırmış." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç
    • "Taşçı kalemi."
    • "Oymacı kalemi."
  4. Bir listede, bir hesapta sıra ile yazılmış maddelerden her biri
    • "Üç kalem yiyecek."
    • "Beş kalem ilaç."
  5. [mecaz] Bazı deyimlerde yazı
    • "Kaleme almak."
  6. [mecaz] Bakınız yazar
    • "Peyami Safa, edebiyatımızın usta kalemlerindendir."
  7. Aşı yapmak için bir ağaçtan kesilen ince çubuk
  8. Kaşlara ve gözlere makyaj yapmak, dudak kenarlarını çizmek için kullanılan boyama aracı
  9. [sıfat] Kalem biçiminde olan
    • "Bizde ise pek iyi bilirim, üç kalem pirzola isteyeni kasap tersler." (Melih Cevdet Anday)
KAZAK

  1. [isim] Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
  2. Güney Rusya'da yaşayan Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse
KAKIM

Kelime Kökeni: Arapça ḳāḳum

  1. [isim, hayvan bilimi] Sansargillerden, yazın esmer kırmızı, kışın beyaz renkli kürkü değerli, etçil hayvan; as (I), ermin (Mustela erminea)
    • "Beğendiyse onları yerine samur, sincap, kakım kürkleri bıraktırır.”" (Kemal Tahir)
KALIP

Kelime Kökeni: Arapça ḳālib

  1. [isim] Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç
    • "İstenilen kalıplarda ve istenilen nüanslarda heykeller yapılabilir." (Peyami Safa)
  2. Bakınız patron (II)
  3. [sıfat] Genellikle küp biçiminde yapılan
    • "Bir kalıp peynir."
    • "İki kalıp sabun."
  4. [mecaz] Gösterişli görünüş
    • "Kalıbına bakarsan aslan gibi."
  5. [mecaz] Zaman içinde değişiklik göstermeyen, her zaman için aynı olan, belirli davranış biçimleri bütünü
    • "Muayyen bir kalıba girecek insana benzemiyordu." (Halide Edip Adıvar)
  6. [mecaz] Yenilikten uzak, gelişmeye kapalı olan
KAZAN

  1. [isim] Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap
    • "Koca bir kazan patates kaynattık." (Aka Gündüz)
  2. Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap
    • "Kazan patladı."
KARNE

Kelime Kökeni: Fransızca carnet

  1. [isim, eğitim] İlk ve ortaöğretim öğrencilerine dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge
    • "Karnesinde çok fazla zayıfı varsa onunla uygun bir dille konuşunuz." (Mustafa Uslu)
  2. Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge
    • "Ekmek karnesi. Vapur karnesi."
KAĞIT

Kelime Kökeni: Farsça kāġaẕ

  1. [isim] Hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, baskı yapmaya, bir şey sarmaya yarayan kuru, ince yaprak
    • "Yazdığı kâğıtları alt alta sıraladı." (Sabahattin Ali)
  2. [sıfat] Bu yapraktan yapılmış
    • "Gece hafif rüzgârlarla sallanan kâğıt fenerlerin aydınlığında dans edilir." (Ahmet Haşim)
  3. Üzerine yazı yazılmış bu tür malzeme
    • "Belediye kâtibine bir kâğıt götürmüştü, dönerken kasabın çırağına rast geldi." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Yazılı sınav kâğıdı
  5. Bakınız iskambil kâğıdı
  6. Belge ve doküman
    • "... hâkim kararı olmadıkça ... kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz." (Anayasa)
  7. Menkul kıymetler borsasında işlem gören tahvil, hisse senedi gibi mali değeri olan senet
  8. Bakınız menkul kıymetler
  9. Bakınız kâğıt para
    • "Kalkıp cevabını veriyor; bilirse ne âlâ, beş bin kâğıdı cepledi demektir." (Attilâ İlhan)
KALIT

  1. [isim, hukuk] Bakınız miras
    • "Toprakları üzerinde gelmiş geçmiş eski uygarlıkların insancıl kalıtını özümlemişti." (Necati Cumalı)
  2. [mecaz] Kalıtım yoluyla geçmiş olan şey
  3. [mecaz] Görenekler yoluyla yerleşmiş olan tutum veya davranış biçimi
KAGİR

Kelime Kökeni: Farsça kārgīr

  1. [sıfat, mimarlık] Taş veya tuğladan yapılan (yapı); kârgir
    • "Kâgir ev."
KALFA

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīfe

  1. [isim] Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı
    • "Kalfalar, dükkân sahipleri, çıraklar, su dolu helkeleriyle dükkânlarından fırlıyor." (Orhan Kemal)
  2. Mimar yardımcısı
  3. [eskimiş] Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların başında bulunan kadın
  4. [eskimiş] İptidailerde hoca yardımcısı
  5. [eskimiş] Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren kimse
    • "Evin içinde yaşlı bir kalfa ve bir besleme ile kalmıştık." (Sermet Muhtar Alus)
KAPLI

  1. [sıfat] Kaplanmış olan
    • "Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Kabı olan
  3. Bakınız ciltli
KALIŞ

  1. [isim] Kalmak işi
KAROT

Kelime Kökeni: Almanca karotte

  1. [isim] Buz, ağaç, göl ve deniz dibi çamurları, kaya vb. doğal materyallerden veya beton gibi dayanıklılığını belirlemenin önemli olduğu yapay malzemelerden alınan silindir şeklindeki numune
KABLO

Kelime Kökeni: Fransızca câbleau

  1. [isim] Elektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıtkan bir madde ile sarılı bulunan metal tel
    • "Konduları elektrik kablolarıyla sarıp sarmalayacağına söz verdi." (Lâtife Tekin)
KANMA

  1. [isim] Kanmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü