Başında kı olan 6 harfli 74 kelime var. Kı ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kı olan kelimeler listesine ya da sonu kı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kı bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIRMAK

  1. [-i] Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
    • "Taşları kırmak. Bardağı kırmak."
  2. İri parçalara ayırmak
  3. [nesnesiz] Belirli bir biçimde katlamak
    • "Forma kırmak."
  4. Öldürmek, yok olmasına neden olmak
    • "Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı."
  5. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
  6. Vücut kemiklerinden birini parçalamak
    • "Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!" (Osman Cemal Kaygılı)
  7. Tahılı iri ve kaba öğütmek
  8. [-e] Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
    • "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun." (Burhan Felek)
  9. [mecaz] Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
    • "Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz." (Mehmet Kaplan)
  10. [mecaz] Yok etmek
    • "Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım" (Enis Behiç Koryürek)
  11. [mecaz] Gücünü, etkisini azaltmak
    • "Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış." (Burhan Felek)
  12. [argo] Kaçmak, uzaklaşmak
  13. [nesnesiz, ticaret] Değerinden düşük fiyata almak
    • "Bono kırmak. Çek kırmak."
KIPMAK

  1. [-i] Göz kapaklarını çabucak açıp kapamak; kırpmak
KIRNAK

  1. [sıfat] Çalımlı, süslü (kimse)
  2. Güzel, titiz
  3. Cilveli, oynak (kadın)
  4. Boylu boslu
  5. Çevik
  6. [isim, ağızlardan] Cariye
KIYGIN

  1. [sıfat] Bakınız mağdur
KIVRIM

  1. [isim] Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat; büklüm, büküm, kıvrıntı
    • "Elinde sımsıkı tutmakta olduğu perdenin kıvrımlarını bıraktı, köşeye çekildi." (Nâzım Hikmet)
  2. Bir tatlı türü
    • "Cevizli kıvrım."
  3. Bakınız dönemeç
    • "Yolun kıvrımında ayrılanlarla dönüp bakıştık." (Aka Gündüz)
  4. [jeoloji] Kıvrılma sonunda oluşan toprak dalgası
KIRPIŞ

  1. [isim] Kırpmak işi
KINAMA

  1. [isim] Kınamak işi; melamet, muaheze, takbih, tayip
KIVRIK

  1. [sıfat] Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş
    • "Sarı, uçları az kıvrık bıyıkları vardı." (Yusuf Ziya Ortaç)
KISMAK

  1. [-i] Sesi azaltmak, alçaltmak
    • "Radyoyu biraz kısar mısın?"
  2. Gözü biraz kapamak; büzmek
    • "Adam göz kapaklarını kısarak bir hesapladı." (Necati Cumalı)
  3. Dar duruma getirmek
    • "Sonra bir yeri acıyormuş gibi dudaklarını kıstı, ağır ağır cevap verdi: Seni seyrediyorum..." (Refik Halit Karay)
  4. Lamba ışığı, ocak alevi vb.ni azaltmak
  5. Bakınız kıstırmak
    • "Birden susan köpek kuyruğunu bacaklarının arasına kıstı." (Ömer Seyfettin)
  6. [-den, mecaz] Masraf, harcama vb.ni azaltmak
    • "Kes üç kuruş ekmekten / Beş kuruş etten kıs" (Behçet Necatigil)
  7. [mecaz] Verilen hak ve özgürlüklerin sınırını daraltmak
  8. [ağızlardan] Pintilik etmek
KISMET

Kelime Kökeni: Arapça ḳismet

  1. [isim] Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu; nasip, behre
  2. Birine evlenmek için talip olan kimse
    • "Kısmetim çıktı."
  3. Evlenme talihi
    • "Aslında kendi de şimdiye kadar bütün kısmetleri tepti." (Halide Edip Adıvar)
  4. Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu
  5. [ünlem] "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü
    • "Yarın gelecek misiniz? -Kısmet!"
KIRKAR

  1. [sıfat] Kırk sayısının üleştirme sayı sıfatı
  2. Her birine kırk, her defasında kırkı bir arada olan
KIRPIM

  1. [isim] Koyun, keçi vb. için kırkmak işi
    • "Sürüler hâlindeki hayvanların kırpımı bir iki kişinin yapacağı iş değildir." (Hızır Bek Gayretullah)
  2. Bakınız kırpma
    • "İnanılır gibi değil, o benzi çıra gibi adam, o yaşam dolu insan öldü gitti bir kırpım zaman içinde." (Fakir Baykurt)
KIRPIK

  1. [sıfat] Kırpılmış olan
  2. Bakınız bölük pörçük
KIRLIK

  1. [isim] Bakınız kırsal
    • "Etrafı kırlık, mezarlık, uzun bir yoldan gidiyorduk." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KIRKLI

  1. [sıfat] Kırk parçası bulunan, kırk parçadan oluşan
  2. İçinde kırk tane aynı nesneden bulunan
  3. Kırk ile elli arasında olan
    • "En güzel yaşlarım kırklı yaşlarımdı."
  4. Kırk gününü doldurmamış (bebek veya lohusa kadın)
  5. Birinin kırkı çıkmadan öbürü doğan (akraba veya komşu çocukları)
KILÇIK

  1. [isim, hayvan bilimi] Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik
  2. [bitki bilimi] Fasulye, bakla vb. sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif
  3. [spor] Alttaki güreşçinin, kuyruk sokumunu hızla ve birdenbire havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup onu ön veya yan tarafına aşırıp atması
KINNAP

Kelime Kökeni: Arapça ḳinneb

  1. [isim] İnce sicim
    • "Onları arkadan kınnapla bağlamıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
KISMEN

Kelime Kökeni: Arapça ḳismen

  1. [zarf] Bazı bakımdan, bazı yönden
    • "Kısmen haklısınız."
  2. Bütün değil, bir bölüm olarak
    • "Eşyayı kısmen gönderdim."
KILCAN

  1. [isim, ağızlardan] At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı
KILCAL

  1. [sıfat] Kıl gibi olan, çok ince
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü