Başında kı olan 6 harfli 74 kelime var. Kı ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kı olan kelimeler listesine ya da sonu kı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kı bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIRMAK
-
-
[-i]
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
- "Taşları kırmak. Bardağı kırmak."
-
İri parçalara ayırmak
-
[nesnesiz]
Belirli bir biçimde katlamak
- "Forma kırmak."
-
Öldürmek, yok olmasına neden olmak
- "Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı."
-
Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
-
Vücut kemiklerinden birini parçalamak
- "Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!"
-
Tahılı iri ve kaba öğütmek
-
[-e]
Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
- "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun."
-
[mecaz]
Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
- "Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz."
-
[mecaz]
Yok etmek
- "Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım"
-
[mecaz]
Gücünü, etkisini azaltmak
- "Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış."
-
[argo]
Kaçmak, uzaklaşmak
-
[nesnesiz, ticaret]
Değerinden düşük fiyata almak
- "Bono kırmak. Çek kırmak."
-
[-i]
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
- KIPMAK
-
-
[-i]
Göz kapaklarını çabucak açıp kapamak; kırpmak
-
[-i]
Göz kapaklarını çabucak açıp kapamak; kırpmak
- KIRNAK
-
-
[sıfat]
Çalımlı, süslü (kimse)
-
Güzel, titiz
-
Cilveli, oynak (kadın)
-
Boylu boslu
-
Çevik
-
[isim, ağızlardan]
Cariye
-
[sıfat]
Çalımlı, süslü (kimse)
- KIYGIN
-
-
[sıfat]
Bakınız mağdur
-
[sıfat]
Bakınız mağdur
- KIVRIM
-
-
[isim]
Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat; büklüm, büküm, kıvrıntı
- "Elinde sımsıkı tutmakta olduğu perdenin kıvrımlarını bıraktı, köşeye çekildi."
-
Bir tatlı türü
- "Cevizli kıvrım."
-
Bakınız dönemeç
- "Yolun kıvrımında ayrılanlarla dönüp bakıştık."
-
[jeoloji]
Kıvrılma sonunda oluşan toprak dalgası
-
[isim]
Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat; büklüm, büküm, kıvrıntı
- KIRPIŞ
-
-
[isim]
Kırpmak işi
-
[isim]
Kırpmak işi
- KINAMA
-
-
[isim]
Kınamak işi; melamet, muaheze, takbih, tayip
-
[isim]
Kınamak işi; melamet, muaheze, takbih, tayip
- KIVRIK
-
-
[sıfat]
Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş
- "Sarı, uçları az kıvrık bıyıkları vardı."
-
[sıfat]
Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş
- KISMAK
-
-
[-i]
Sesi azaltmak, alçaltmak
- "Radyoyu biraz kısar mısın?"
-
Gözü biraz kapamak; büzmek
- "Adam göz kapaklarını kısarak bir hesapladı."
-
Dar duruma getirmek
- "Sonra bir yeri acıyormuş gibi dudaklarını kıstı, ağır ağır cevap verdi: Seni seyrediyorum..."
-
Lamba ışığı, ocak alevi vb.ni azaltmak
-
Bakınız kıstırmak
- "Birden susan köpek kuyruğunu bacaklarının arasına kıstı."
-
[-den, mecaz]
Masraf, harcama vb.ni azaltmak
- "Kes üç kuruş ekmekten / Beş kuruş etten kıs"
-
[mecaz]
Verilen hak ve özgürlüklerin sınırını daraltmak
-
[ağızlardan]
Pintilik etmek
-
[-i]
Sesi azaltmak, alçaltmak
- KISMET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳismet
-
[isim]
Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu; nasip, behre
-
Birine evlenmek için talip olan kimse
- "Kısmetim çıktı."
-
Evlenme talihi
- "Aslında kendi de şimdiye kadar bütün kısmetleri tepti."
-
Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu
-
[ünlem]
"Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü
- "Yarın gelecek misiniz? -Kısmet!"
-
[isim]
Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu; nasip, behre
- KIRKAR
-
-
[sıfat]
Kırk sayısının üleştirme sayı sıfatı
-
Her birine kırk, her defasında kırkı bir arada olan
-
[sıfat]
Kırk sayısının üleştirme sayı sıfatı
- KIRPIM
-
-
[isim]
Koyun, keçi vb. için kırkmak işi
- "Sürüler hâlindeki hayvanların kırpımı bir iki kişinin yapacağı iş değildir."
-
Bakınız kırpma
- "İnanılır gibi değil, o benzi çıra gibi adam, o yaşam dolu insan öldü gitti bir kırpım zaman içinde."
-
[isim]
Koyun, keçi vb. için kırkmak işi
- KIRPIK
-
-
[sıfat]
Kırpılmış olan
-
Bakınız bölük pörçük
-
[sıfat]
Kırpılmış olan
- KIRLIK
-
-
[isim]
Bakınız kırsal
- "Etrafı kırlık, mezarlık, uzun bir yoldan gidiyorduk."
-
[isim]
Bakınız kırsal
- KIRKLI
-
-
[sıfat]
Kırk parçası bulunan, kırk parçadan oluşan
-
İçinde kırk tane aynı nesneden bulunan
-
Kırk ile elli arasında olan
- "En güzel yaşlarım kırklı yaşlarımdı."
-
Kırk gününü doldurmamış (bebek veya lohusa kadın)
-
Birinin kırkı çıkmadan öbürü doğan (akraba veya komşu çocukları)
-
[sıfat]
Kırk parçası bulunan, kırk parçadan oluşan
- KILÇIK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik
-
[bitki bilimi]
Fasulye, bakla vb. sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif
-
[spor]
Alttaki güreşçinin, kuyruk sokumunu hızla ve birdenbire havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup onu ön veya yan tarafına aşırıp atması
-
[isim, hayvan bilimi]
Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik
- KINNAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳinneb
-
[isim]
İnce sicim
- "Onları arkadan kınnapla bağlamıştı."
-
[isim]
İnce sicim
- KISMEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳismen
-
[zarf]
Bazı bakımdan, bazı yönden
- "Kısmen haklısınız."
-
Bütün değil, bir bölüm olarak
- "Eşyayı kısmen gönderdim."
-
[zarf]
Bazı bakımdan, bazı yönden
- KILCAN
-
-
[isim, ağızlardan]
At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı
-
[isim, ağızlardan]
At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı
- KILCAL
-
-
[sıfat]
Kıl gibi olan, çok ince
-
[sıfat]
Kıl gibi olan, çok ince