Başında kı olan 5 harfli 64 kelime var. Kı ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kı olan kelimeler listesine ya da sonu kı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kı bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KILLI

  1. [sıfat] Kılı olan, kıl ile kaplı
    • "İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi." (Peyami Safa)
KINLI

  1. [sıfat] Kını olan, bir kınla sarılı olan
  2. [isim, bitki bilimi] Kını çok gelişerek bağlı bulunduğu sapı az veya çok saran yaprak
KIYAS

Kelime Kökeni: Arapça ḳiyās

  1. [isim] Bir şeyi başka bir şeye benzeterek değerlendirme, hakkında hüküm verme; oranlama
  2. Bir tutma, denk sayma
  3. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız örnekseme
    • "Birçok kelime türü kıyasla yapılmıştır."
  4. [mantık] Bakınız tasım
KILIR

  1. [isim, bitki bilimi] Maydanozgillerden, bir yıllık ve özel kokulu otsu bir bitki (Ammi visnaga)
KIRKI

  1. [isim] Kırkma işi
  2. Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç
KILIŞ

  1. [isim] Kılmak işi
KILIF

Kelime Kökeni: Arapça ġilāf

  1. [isim] Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap; zarf
    • "Bütün vücudu sanki ziftten bir kılıf içine tıkılmış gibi idi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [mecaz] Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe
KIRBA

Kelime Kökeni: Arapça ḳirba

  1. [isim] Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap
    • "Cesaretini toplamak için küçük kırbasına şarap doldurmayı unutmamıştı." (İhsan Oktay Anar)
  2. [mecaz] Çok su içen kimse
  3. [ağızlardan] Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık
KILIK

  1. [isim] Bir kimsenin giyinişi, dış görünüşü; eşkâl
    • "Delikanlı kopuklar, kılıklarından, giyinişlerinden belli oluyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [ağızlardan] Bir kimsenin resmi, fotoğrafı
KISMİ

Kelime Kökeni: Arapça ḳismī

  1. [sıfat] Bir şeyin yalnız bir bölümünü içine alan; tikel
KIŞLA

  1. [isim, askerlik] Askerlerin toplu olarak barındıkları yapılar bütünü
    • "Gece gündüz kışlada kaldığımızdan sivil hayat ile temasımız pek azdı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [ağızlardan] Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği veya kışın barındığı kapalı ağıl
KIPTİ

Kelime Kökeni: Arapça ḳibṭī

  1. [isim, eskimiş] Mısır halkından olan kimse
  2. Bakınız Çingene
KIŞRİ

Kelime Kökeni: Arapça ḳişr + Farsça į

  1. [sıfat] Kabukla ilgili
  2. Kabuklu olan
  3. Bakınız kabuksu
  4. [mecaz] Bakınız yüzeysel
    • "Çünkü dünyanın kışri olarak paylaşılması devrine girilmek üzeredir." (Kemal Tahir)
KILGI

  1. [isim, felsefe] Bakınız uygulama
KINIK

  1. [isim] İzmir iline bağlı ilçelerden biri
KILMA

  1. [isim] Kılmak işi
    • "Kitabımı elimden bırakmadığımı görmek bile onları mutlu kılmaya yetiyordu." (Necati Cumalı)
KISIM

Kelime Kökeni: Arapça ḳism

  1. [isim] Bakınız bölüm
    • "Felsefenin teorik olan kısmına pek aldırmaz." (Nezihe Araz)
  2. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü
    • "Kadın kısmı tutunacak yer ister, güvenecek yer ister." (Zeyyat Selimoğlu)
  3. Bakınız kol (I)
    • "Bankanın kambiyo kısmında çalışıyorum."
KISIK

  1. [sıfat] Kısılmış olan; basık
  2. Kuvvetli ve yüksek tonda olmayan, hafif, boğuk (ses); ağır, alçak
    • "Arkasından çıtırtılar, kısık sesler geliyordu." (Yusuf Atılgan)
  3. Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı)
  4. [isim, coğrafya] Bakınız boğaz
KISIT

  1. [isim, hukuk] Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması
  2. Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması; kısıtlılık, kısıtlama, hacir
KISIR

  1. [sıfat] Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan); yoz
  2. Ürün vermeyen (toprak); yoz
    • "Kısır toprak."
  3. [mecaz] Verimsiz, yararsız, sonuçsuz olan
    • "Kısır çalışma. Kısır tartışma."
  4. [biyoloji] İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.); steril
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü