Başında iç olan 5 harfli 11 kelime var. İç ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde iç olan kelimeler listesine ya da sonu iç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında iç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İÇLİK
-
-
[isim, ağızlardan]
İçe giyilen çamaşır
- "Mintanlar, içlikler, fanilalar terden yapış yapıştı."
-
[isim, ağızlardan]
İçe giyilen çamaşır
- İÇLEM
-
-
[isim, mantık]
Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü; tazammun
- "Kuş sözcüğü bize canlı, havada uçan ve öten bir varlık anlatır; şu hâlde canlılık, uçuculuk ve ötücülük kuş kavramının içlemine giren niteliklerdir. Kartal, kırlangıç, tavuk ve öbür kuşlar ise birer kuş cinsi olduklarından bunun içlemini oluştururlar."
-
Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey
- "Onları gözünde büyüterek bilmem hangi gizli dinin esrarlı yasakları gibi gören, içlemlerini ve niteliklerini değiştiren benim."
-
[isim, mantık]
Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü; tazammun
- İÇSİZ
-
-
[sıfat]
İçi olmayan (taneli sebze veya kuru yemiş)
-
İç lastiği olmayan
-
[mecaz]
Muhtevası olmayan, kuru, anlamsız bir biçimde olan
- "İçsiz bir ortamı sanatçılar da yadırgıyor, bu kurulaşmadan, yüzeyleşmeden onlar da yakınıyor."
-
[sıfat]
İçi olmayan (taneli sebze veya kuru yemiş)
- İÇYÜZ
-
-
[isim, mecaz]
Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik; bâtın, mahiyet, zamir (II)
- "Bu işin içyüzünü dostlarımızın bize gösterdikleri telgraf haberlerinden yeter bir vuzuh ile öğrenmekte gecikmemiştik."
-
[isim, mecaz]
Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik; bâtın, mahiyet, zamir (II)
- İÇSEL
-
-
[sıfat]
İçle ilgili, içe ilişkin; dâhilî
- "Sızlatıcı bir içsel acıyı da dile getirir şair."
-
[sıfat]
İçle ilgili, içe ilişkin; dâhilî
- İÇİCİ
-
-
[sıfat]
İçme işini yapan (kimse)
- "Yarışmada su içiciler ile koşucular birbiriyle yarışıyordu."
-
[mecaz]
Bakınız ayyaş
-
[sıfat]
İçme işini yapan (kimse)
- İÇMEK
-
-
[-i]
Bir sıvıyı ağza alıp yutmak
- "Bir oluktan buz gibi bir su içtik."
-
Sigara, nargile vb.nin dumanını içe çekmek
- "Evinden, pek seyrek zamanlarda içtiği nargilesini istedi."
-
[mecaz]
Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek
- "Toprak suyu içer."
-
[nesnesiz]
İçki kullanmak
- "O akşam saat ikiye kadar içtiler."
-
[-i]
Bir sıvıyı ağza alıp yutmak
- İÇREK
-
-
[sıfat, felsefe]
İçe ait, içe özgü olan; bâtıni, ezoterik
-
Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgi, öğreti); bâtıni, ezoterik, dışrak karşıtı
- "İçrek değerler başka değerler ya da nedenler adına değil, sırf kendileri arzu edilir oldukları için sabit ve değişmez değerlerdir."
-
[sıfat, felsefe]
İçe ait, içe özgü olan; bâtıni, ezoterik
- İÇTEN
-
-
[sıfat]
Her türlü çıkar düşüncesinden uzak; ılım ılım, içtenlikli, kalpten, yürekten, kalbî, samimi
- "Bu dileğinde içten çünkü bana bir şey olursa kendi başının da yanacağını çok iyi biliyor."
-
[zarf]
Her türlü çıkar düşüncesinden uzak bir biçimde davranarak; derinden, sargın, kalben
- "Yumuşak ve içten sürdürdü konuşmasını."
-
[sıfat]
Her türlü çıkar düşüncesinden uzak; ılım ılım, içtenlikli, kalpten, yürekten, kalbî, samimi
- İÇERİ
-
-
[isim]
İç taraf, içteki bölüm, dışarı karşıtı
- "İçeriden sesler geliyor."
-
İç, iç yüzey
- "Odanın içerisi bu kadar adam almaz."
-
[sıfat]
İç yüzeyde, iç bölümde olan
- "İçeri odadan sesler geliyor."
-
[zarf]
İç yana, iç yana doğru
- "İçeri girmekten korkarak bahçedeki demir kanepeye oturmak istedi."
-
[mecaz]
Bakınız gönül
-
[mecaz]
Bakınız cezaevi
-
[isim]
İç taraf, içteki bölüm, dışarı karşıtı
- İÇKİN
-
-
[sıfat, felsefe]
Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan; mündemiç
-
Yalnızca bilinçten olan, yalnızca bilinç içeriği olarak var olan; mündemiç
-
Deney içinde kalan, deneyi aşmayan
-
Dünya içinde, dünyada olan
-
[sıfat, felsefe]
Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan; mündemiç