Sonunda ir olan 6 harfli 52 kelime var. İR ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ir olan kelimeler listesine ya da başında ir olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KUMPİR

Kelime Kökeni: Bulgarca

  1. [isim] Özel fırında pişirilen iri patatesin içine peynir, mısır, bezelye vb. malzeme konularak yapılan yiyecek
  2. [ağızlardan] Bakınız patates
TEPHİR

Kelime Kökeni: Arapça tebḫīr

  1. [isim, eskimiş] Buharlaşma, buharlaştırma
  2. Buğulama, buğuya tutma, etüvden geçirme
MÜDRİR

Kelime Kökeni: Arapça mudrir

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız idrar söktürücü
    • "Müdrir bir ilaç."
PORFİR

Kelime Kökeni: Fransızca porphyre

  1. [isim, mineraloji] Bakınız kayaç
TEDVİR

Kelime Kökeni: Arapça tedvīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çevirme
  2. [mecaz] Yönetme, çekip çevirme
TASVİR

Kelime Kökeni: Arapça taṣvīr

  1. [isim] Bakınız betimleme
    • "Bugün bu saadet tasvirlerinin üstlerine birer siyah tül çekildi." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [edebiyat] Bakınız betim
  3. Bir şeyin veya kimsenin resmini yapma
TEKRİR

Kelime Kökeni: Arapça tekrīr

  1. [isim] Tekrar etme, yeniden söyleme
  2. [edebiyat] Bir yazıda, bir şiirde sözü veya kavramı anlatımı pekiştirmek amacıyla sık sık tekrar etme sanatı
ŞİMŞİR

Kelime Kökeni: Farsça şemşīr

  1. [isim, bitki bilimi] Şimşirgillerden, yaprakları her mevsimde yeşil kalan, taşlık, çorak bölgelerde kendiliğinden yetişen veya bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan bir ağaççık (Buxus sempervirens)
  2. Bu ağaççığın sert, düzgün sarı renkte kerestesi
  3. [sıfat] Bu keresteden yapılan
    • "İçi çiçekli şimşir kaşıkla salatayı âdeta pilav yer gibi tıkınıyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
ZİNCİR

Kelime Kökeni: Farsça zencīr

  1. [isim] Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ
  2. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi
    • "Otomobillerin bitmez tükenmez zinciri üzerinden geçiyor." (Attilâ İlhan)
  3. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet
    • "Araçlar zincirsiz yola çıkamıyorlardı." (Vivet Çavlı)
  4. Altın veya gümüşten yapılmış takı
  5. [eskimiş] Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ
    • "Elleri, ayakları kalın baklalı zincirle bağlı biçarenin." (Reşat Enis Aygen)
TAHRİR

Kelime Kökeni: Arapça taḥrīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yazma (I)
  2. Gözün renkli kısmındaki çizgiler; tahril
  3. Bakınız çizgi
  4. Bakınız kompozisyon
TAHKİR

Kelime Kökeni: Arapça taḥḳīr

  1. [isim] Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma
  2. Bakınız hakaret
    • "Baştan başa küfür ve tahkir ile doluydu." (Kemal Tahir)
TANZİR

Kelime Kökeni: Arapça tanẓīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız benzetme
  2. [edebiyat] Divan edebiyatında bir şiiri örnek alarak ona benzer bir şiir yazma
MÜSMİR

Kelime Kökeni: Arapça mus̱mir

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız verimli
  2. Sonuç veren
VAMPİR

Kelime Kökeni: Fransızca vampire

  1. [isim] İnsanların kanını emdiğine inanılan yaratık
  2. [hayvan bilimi] Yarasalardan, Yeni Dünya'nın tropik bölgelerinde yaşayan, kuyruksuz, kahverengi tüylü, arka bacakları yürümeye ve sıçramaya çok uygun, kan emici bir tür memeli (Vampyrus spectrum)
TEBŞİR

Kelime Kökeni: Arapça tebşīr

  1. [isim, eskimiş] Bakınız muştulama
HİÇBİR

  1. [sıfat] Bir addan önce getirilerek o adın bildirdiği varlıktan bir tanesinin bile olmadığını anlatan bir söz
    • "Fakat o bir çift gözü hayalinden, rüyasından hiçbir şey silemedi." (Nâzım Hikmet)
TESHİR

Kelime Kökeni: Arapça tesḥīr

  1. [isim, eskimiş] Büyü yapma
  2. [mecaz] Büyüleme, kendine bağlama
    • "Kadındaki teshir kuvvetinin ondaki maddi hayvan kuvvetinden çok daha fazla olduğunu göstereceğim." (Reşat Nuri Güntekin)
EKABİR

Kelime Kökeni: Arapça ekābir

  1. [isim] Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler
    • "Kaymakam beyin hemen arkasında kalan ekâbiri umursamadan sıtma doktoru da kalkmıştı." (Tarık Buğra)
  2. [alay yollu] Kendini beğenmiş kimse
    • "Senin gibi ekâbir bir adam bu tür haberlerin peşinde koşturmaz." (Ahmet Ümit)
VESAİR

Kelime Kökeni: Arapça ve + sāʾir

  1. [sıfat] Bakınız başka
    • "Banyo, tuvalet, vesair kısımlar, o ne temizlik, o ne genişlik, insanın yüzüne gülen o ne ferahlıktı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
MÜNKİR

Kelime Kökeni: Arapça munkir

  1. [sıfat] İnkâr eden, kabul etmeyen
  2. Tanrı'nın varlığına inanmayan, Tanrı'nın varlığını inkâr eden (kimse)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü