Başında in olan 8 harfli 40 kelime var. İn ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde in olan kelimeler listesine ya da sonu in ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında in bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İNANÇSIZ
-
-
[sıfat]
İnancı olmayan; imansız, inansız, itikatsız
-
[sıfat]
İnancı olmayan; imansız, inansız, itikatsız
- İNCİTMEK
-
-
[-i]
İncinmesine yol açmak
- "Sol ayağımı geçen gün biraz incitmiştim."
-
[mecaz]
Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek; kıtlamak
- "Bu gibi işlerin halkı incitmeyeceğini söylediler."
-
[-i]
İncinmesine yol açmak
- İNTRANET
-
Kelime Kökeni: İngilizce intranet
-
[isim]
Bakınız yerel ağ
-
[isim]
Bakınız yerel ağ
- İNTİFADA
-
Kelime Kökeni: Arapça intifāda
-
[isim]
Filistin halkının başkaldırısı
-
[isim]
Filistin halkının başkaldırısı
- İNZİBATİ
-
Kelime Kökeni: Arapça inżibāṭī
-
[sıfat, eskimiş]
Sıkı düzeni sağlayıcı, düzene bağlayıcı, insan davranışlarını sınırlayıcı, düzenleyici, baskı altına alıcı
- "Yalnız idarenin inzibati yetkilerini de kollamaya mecburuz."
-
[sıfat, eskimiş]
Sıkı düzeni sağlayıcı, düzene bağlayıcı, insan davranışlarını sınırlayıcı, düzenleyici, baskı altına alıcı
- İNİVERME
-
-
[isim]
İnivermek işi
-
[isim]
İnivermek işi
- İNİLDEME
-
-
[isim]
Bakınız inleme
-
[isim]
Bakınız inleme
- İNLETMEK
-
-
[-i]
İnlemesine yol açmak
-
[mecaz]
Çok eziyet vermek, eziyet çektirmek
-
[-i]
İnlemesine yol açmak
- İNSANLIK
-
-
[isim]
İnsan olma durumu; insaniyet
-
İnsanca davranma; insaniyet
- "Bakışları insanlıktan çıkmış, sanki karşımda ürkmüş, azgın bir hayvan var."
-
İnsanların tümü; beşeriyet
- "İnsanlığın belli bir sonuca yöneldiğini gösterir hiçbir alamet yok."
-
Doğru dürüst insana yakışır durum; adamlık, âdemiyet
-
İnsanı insan yapan, insanın doğasını oluşturan niteliklerin hepsi; insaniyet
- "Bugün her şeye karşın en güçlü günlerimi yaşıyorsam bunu gördüğüm insanlık eğitimine borçluyum."
-
İnsanın değerini, saygınlığını veren öz, insana yaraşır yaşama ve düşünme ilkesi; insaniyet
- "Benim ona fenalık etmem, insanlığa aykırı bir şeydir."
-
İnsanı sevme, insan sevgisi, insancıl olma; insaniyet
- "Öyle kimseler ki, insana insanlık dersi verebilirler."
-
[isim]
İnsan olma durumu; insaniyet
- İNEKHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe inek + Farsça ḫāne
-
[isim]
İneklerin barındığı yer
-
[isim]
İneklerin barındığı yer
- İNİLTİLİ
-
-
[sıfat]
İnleme sesiyle yüklü, inlemeli
-
[sıfat]
İnleme sesiyle yüklü, inlemeli
- İNCELEME
-
-
[isim]
İncelemek işi; tetkik
- "Bu sorunun sistematik incelemesini yapmak bana düşmez."
-
[edebiyat]
Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma
- "İlk çalışmaları daha çok deneme ve inceleme türünde olmuş, bunları edebî hatıraları izlemiştir."
-
[isim]
İncelemek işi; tetkik
- İNANILMA
-
-
[isim]
İnanılmak işi
-
[isim]
İnanılmak işi
- İNGİNLİK
-
-
[isim]
İngin olma durumu
-
[mecaz]
Güçten düşme, yaşlanma; inhitat
-
[isim]
İngin olma durumu
- İNCEKARA
-
-
[isim]
İnce kabuklu, siyah renkli bir üzüm çeşidi
- "İlk eren üzümler bu incekaralar olurdu."
-
[isim]
İnce kabuklu, siyah renkli bir üzüm çeşidi
- İNDÜKLEÇ
-
-
[isim, fizik]
İndükleme akımı elde etmeye yarayan araç
-
[isim, fizik]
İndükleme akımı elde etmeye yarayan araç
- İNTEGRAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca intégral
-
[isim]
Parçalardan oluşmuş bütün
-
[matematik]
Türevi bilinen fonksiyon
-
[isim]
Parçalardan oluşmuş bütün
- İNŞALLAH
-
Kelime Kökeni: Arapça inşāʾe + allāh
-
[ünlem]
“Allah isterse” anlamında kullanılan bir söz
- "İnşallah memlekete hayırlı olursunuz."
-
[ünlem]
“Allah isterse” anlamında kullanılan bir söz
- İNCELMEK
-
-
[nesnesiz]
İnce duruma gelmek
- "Sahnede siyah organtin tuvaletiyle beli incelmiş, göğsü kabarmış."
-
Bakınız zayıflamak
- "İstasyonda mavi gözleri solmuş, incelmiş bir nefer Hasan'ı karşıladı."
-
Sıvı, koyu durumdan akışkan duruma gelmek, akışkanlığı artmak
-
[mecaz]
Davranışları incelik kazanmak, kibarlaşmak
- "Avrupa görmüş, incelmiş bir delikanlıya kızların nasıl içi gitmesin."
-
[nesnesiz]
İnce duruma gelmek
- İNSAFSIZ
-
-
[sıfat]
İnsafı olmayan
- "Dünyanın en insafsız elleri sanki beni kırbaçlarla, sopalarla dövdüler."
-
[zarf]
Vicdansız bir biçimde, acımasızca
- "Ancak bu emirler insafsız görünseler bile katiyen ahlaksızca olamazlardı."
-
[sıfat]
İnsafı olmayan