Başında in olan 7 harfli 73 kelime var. İn ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde in olan kelimeler listesine ya da sonu in ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında in bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İNANMAK
-
-
[-e]
Bir şeyi doğru olarak benimsemek
- "Bizim şairlerimiz sanatın sanat için olduğuna inanırlar, başka bir ereği olabileceği akıllarına gelmez."
-
Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek
- "Ben size inanırım."
-
Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek
- "Bu başın bir kadına değil, bir hamala ait olduğuna inanmak zor değildi."
-
Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek
- "Tanrı'ya inanmak."
-
Kanarak aldanmak
- "Her reklama inanmayın."
-
İman etmek
-
[-e]
Bir şeyi doğru olarak benimsemek
- İNCELİŞ
-
-
[isim]
İncelmek işi
-
[isim]
İncelmek işi
- İNANÇLI
-
-
[sıfat]
İnancı olan, bir şeye bütün varlığıyla inanmış bulunan; inanlı, itikatlı
- "Paşa, sağlam inançlı bir Müslümandı."
-
[sıfat]
İnancı olan, bir şeye bütün varlığıyla inanmış bulunan; inanlı, itikatlı
- İNFİRAK
-
Kelime Kökeni: Arapça infirāḳ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ayrılma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ayrılma
- İNFİLAK
-
Kelime Kökeni: Arapça infilāḳ
-
[isim]
Güçlü bir biçimde patlama
- "Bazen en ehemmiyetsiz bir kıvılcım en müthiş bir infilaka sebep olur."
-
[isim]
Güçlü bir biçimde patlama
- İNCELİK
-
-
[isim]
İnce olma durumu
-
İnce davranış gösterme; kibarlık, letafet
- "Yüzündeki incelik, olgunluk onu bambaşka seviyede bir erkek gösteriyor."
-
Bir işin herkesçe görülemeyen nitelikleri
- "Bir sihirbaz inceliği ile başlayan iş, bir hamal kabalığı ile bitirilmeli ki neticeye aklı ersin."
-
Bakınız ayrıntı
- "Necati'ye vaziyeti bütün inceliğiyle anlattım."
-
[isim]
İnce olma durumu
- İNCECİK
-
-
[sıfat]
Çok ince
- "Birincisi o incecik o dal gibi kız / Şimdi galiba bir tüccar karısı"
-
[sıfat]
Çok ince
- İNFİRAT
-
Kelime Kökeni: Arapça infirād
-
[isim, eskimiş]
Topluluktan ayrı durma
-
[isim, eskimiş]
Topluluktan ayrı durma
- İNCİZAP
-
Kelime Kökeni: Arapça inciẕāb
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyin cazibesine tutulup ona ilgi duyma
- "Kâtibe karşı incizabı, halk türkülerine bile geçti."
-
[gök bilimi]
Gök cisimlerinin birbirini çekmesi
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyin cazibesine tutulup ona ilgi duyma
- İNSÜLİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca insuline
-
[isim, tıp]
Pankreas tarafından salgılanan, kan şekeri düzeyini ayarlayan, birçok hücre için büyüme faktörü olarak görev yapan, protein yapılı bir hormon
-
[isim, tıp]
Pankreas tarafından salgılanan, kan şekeri düzeyini ayarlayan, birçok hücre için büyüme faktörü olarak görev yapan, protein yapılı bir hormon
- İNDİRİM
-
-
[isim, ticaret]
Fiyatta yapılan değer düşürümü; tenzilat, iskonto
- "Ankara Palas'ta kendisine dörtte üç oranında indirim yapılırdı."
-
[isim, ticaret]
Fiyatta yapılan değer düşürümü; tenzilat, iskonto
- İNKIRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça inḳirāż
-
[isim, eskimiş]
Bir soy veya topluluğun bireylerinden hiçbiri kalmayacak şekilde tükenmesi, son bulması
- "Taksim, hicret ve inkırazla harp arasında bırakıldık."
-
[isim, eskimiş]
Bir soy veya topluluğun bireylerinden hiçbiri kalmayacak şekilde tükenmesi, son bulması
- İNLETME
-
-
[isim]
İnletmek işi
-
[isim]
İnletmek işi
- İNTİSAP
-
Kelime Kökeni: Arapça intisāb
- İNŞİRAH
-
Kelime Kökeni: Arapça inşirāḥ
-
[isim, eskimiş]
İç açılması, gönül açılması, ferahlık
- "Bu kararı size tebliğ ederken çok derin bir inşirah ve iftihar duyduğumu ehemmiyetle kaydetmek isterim."
-
[isim, eskimiş]
İç açılması, gönül açılması, ferahlık
- İNTİZAR
-
Kelime Kökeni: Arapça intiẓār
-
[isim]
Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme
- "Hastanede ilk günü ve ilk gecesi bu ümit ve intizar ile geçti."
-
[ağızlardan]
Bakınız ilenme
-
[isim]
Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme
- İNTİZAM
-
Kelime Kökeni: Arapça intiẓām
-
[isim]
Düzenli, düzgün olma
- "Her memleket başkalarının yeniliklerini taklit ile başladığı intizama kendisinin eskiliklerini tahkik ile nihayet verir."
-
Düzen, çekidüzen
-
[isim]
Düzenli, düzgün olma
- İNSİCAM
-
Kelime Kökeni: Arapça insicām
-
[isim]
Benzer nesneler arasındaki veya bir bütünü oluşturan parçalar arasındaki uyum; bağdaşım
- "Caminin iç güzelliğinin hususiyeti bu çinilerdeki nefaset ve insicamdan ileri gelmektedir."
-
[edebiyat]
Bakınız tutarlılık
-
[isim]
Benzer nesneler arasındaki veya bir bütünü oluşturan parçalar arasındaki uyum; bağdaşım
- İNDİRİŞ
-
-
[isim]
İndirmek işi
-
[isim]
İndirmek işi
- İNKIBAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça inḳibāż