Başında in olan 4 harfli 16 kelime var. İn ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde in olan kelimeler listesine ya da sonu in ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında in bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İNTİ
-
Kelime Kökeni: (Kızılderili dillerinden)
-
[isim, eskimiş]
Peru'nun para birimi
-
[isim, eskimiş]
Peru'nun para birimi
- İNŞA
-
Kelime Kökeni: Arapça inşāʾ
-
[isim]
Yapı kurma, yapı yapma, kurma
- "Köprü inşası."
-
Bakınız yapım
-
[edebiyat]
Düzyazı veya şiir kaleme alma, yazıya dökme
-
[edebiyat]
Bakınız düzyazı
-
[eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız dilek kipi
-
[isim]
Yapı kurma, yapı yapma, kurma
- İNAN
-
-
[isim]
İnanmak işi
-
Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme
- "Kendi paylarına düşen fedakârlığı, devlet, millet uğrunda inanla, güvenle, umutla bir daha tazeliyorlardı."
-
Allah'a duyulan sınırsız inanış
-
[isim]
İnanmak işi
- İNAL
-
-
[isim]
Kendisine inanılan kimse
-
[isim]
Kendisine inanılan kimse
- İNAM
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız emanet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız emanet
- İNAK
-
-
[isim, felsefe]
Bakınız dogma
-
[isim, felsefe]
Bakınız dogma
- İNAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿinād
-
[isim]
Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
- "Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir."
-
Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme
- "İddia kızışmış, âdeta inat hâlini almıştı."
-
[sıfat]
Bakınız inatçı
- "'Ne inat adam, yahu!’, diye yüzlerini buruşturuyorlardı."
-
[isim]
Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
- İNEK
-
-
[isim]
Dişi sığır; sarıkız
-
[argo]
Çok çalışan öğrenci
-
[kaba konuşmada]
Bakınız ibne
-
[sıfat, mecaz]
Aptal, bön olan
-
[isim]
Dişi sığır; sarıkız
- İNCE
-
-
[sıfat]
Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan; cılız, narin, kalın karşıtı
- "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."
-
Bakınız zayıf
- "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."
-
Taneleri ufak, iri karşıtı
- "İnce un. İnce kum."
-
Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
- "İnce nakış."
-
Bakınız ayrıntılı
- "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."
-
Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar)
-
Tiz (ses), kalın karşıtı
- "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."
-
Hafif, gücü az
- "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."
-
[mecaz]
İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
- "Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür."
-
[mecaz]
Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
- "Bu gülümseyişte, herkesin hemen seçemeyeceği bir ince alay gizli."
-
[sıfat]
Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan; cılız, narin, kalın karşıtı
- İNİK
-
-
[sıfat]
İnmiş, indirilmiş
- "Saçı, sakalı, bıyığı filan iyice ağarmış fabrika sahibi, kısa boylu, dolgun bir adam, tül perdeleri inik odasında maroken kanepeye boylu boyunca uzanmış, çıplak ayaklarını da buzdolabına sokmuştu."
-
[zarf]
İnmiş durumda
- "... her defasında perdeleri inik duran ve içi Hereke kumaşlarıyla ipek kokan loş odada, ... asıl dileğimiz olan ve bekleyen kahkahalarımızı çözen hadise tekerrür ederdi."
-
[sıfat]
İnmiş, indirilmiş
- İNME
-
-
[isim]
İnmek işi
- "Büzülüp kaldığım köşede sabahın bir an evvel olmasını, güneşin bir saat evvel arza inmesini bekliyorum."
-
[tıp]
Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması; felç, nüzul, sekte, paralizi, apopleksi
-
[isim]
İnmek işi
- İNİŞ
-
-
[isim]
İnmek işi
-
Yukarıdan aşağıya gittikçe alçalan eğimli yer, yokuş karşıtı
- "İnişte yol uzadıkça uzadı."
-
[mecaz]
Gerileyiş, çöküş
-
[spor]
Araçlı jimnastikte, atlayarak veya hızlanarak araçtan ayrılma durumu
-
[isim]
İnmek işi
- İNHA
-
Kelime Kökeni: Arapça inhāʾ
-
[isim, eskimiş]
Resmî bir göreve atama veya bir üst aşama için yazılan yazı
- "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı resmî ve özel herhangi bir işle görevlendirilemezler."
-
[isim, eskimiş]
Resmî bir göreve atama veya bir üst aşama için yazılan yazı
- İNCİ
-
-
[isim]
İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi
-
[sıfat]
Bu tanelerden yapılmış
-
Bu tanelerden oluşan takı
- "Yalıdaki ev, Dürnev Hanım'ın halılarını, incilerini gözden çıkarmasıyla kurtuldu."
-
[teklifsiz konuşmada]
Yanlışlığı sebebiyle gülünç olan söz veya cümle
-
[isim]
İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi
- İNDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿindī
-
[sıfat, eskimiş]
Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan
- "Bizden evvelki zamanların tarihleri hep değilse de ekseriyetle indi vesikalara istinat etmiştir."
-
[sıfat, eskimiş]
Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan
- İNEÇ
-