Başında in olan 4 harfli 16 kelime var. İn ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde in olan kelimeler listesine ya da sonu in ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında in bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İNTİ

Kelime Kökeni: (Kızılderili dillerinden)

  1. [isim, eskimiş] Peru'nun para birimi
İNŞA

Kelime Kökeni: Arapça inşāʾ

  1. [isim] Yapı kurma, yapı yapma, kurma
    • "Köprü inşası."
  2. Bakınız yapım
  3. [edebiyat] Düzyazı veya şiir kaleme alma, yazıya dökme
  4. [edebiyat] Bakınız düzyazı
  5. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız dilek kipi
İNAN

  1. [isim] İnanmak işi
  2. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme
    • "Kendi paylarına düşen fedakârlığı, devlet, millet uğrunda inanla, güvenle, umutla bir daha tazeliyorlardı." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  3. Allah'a duyulan sınırsız inanış
İNAL

  1. [isim] Kendisine inanılan kimse
İNAM

  1. [isim, eskimiş] Bakınız emanet
İNAK

  1. [isim, felsefe] Bakınız dogma
İNAT

Kelime Kökeni: Arapça ʿinād

  1. [isim] Bir konuda direnme, ayak direme; direnim
    • "Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir." (Tarık Buğra)
  2. Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme
    • "İddia kızışmış, âdeta inat hâlini almıştı." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Bakınız inatçı
    • "'Ne inat adam, yahu!’, diye yüzlerini buruşturuyorlardı." (Mehmet Yaşar Kandemir)
İNEK

  1. [isim] Dişi sığır; sarıkız
  2. [argo] Çok çalışan öğrenci
  3. [kaba konuşmada] Bakınız ibne
  4. [sıfat, mecaz] Aptal, bön olan
İNCE

  1. [sıfat] Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan; cılız, narin, kalın karşıtı
    • "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."
  2. Bakınız zayıf
    • "Sarışın, kuru, ince bir kadındı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Taneleri ufak, iri karşıtı
    • "İnce un. İnce kum."
  4. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
    • "İnce nakış."
  5. Bakınız ayrıntılı
    • "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..." (Tomris Uyar)
  6. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar)
  7. Tiz (ses), kalın karşıtı
    • "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi." (Reşat Nuri Güntekin)
  8. Hafif, gücü az
    • "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. [mecaz] İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
    • "Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür." (Mehmet Kaplan)
  10. [mecaz] Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
    • "Bu gülümseyişte, herkesin hemen seçemeyeceği bir ince alay gizli." (Adalet Ağaoğlu)
İNİK

  1. [sıfat] İnmiş, indirilmiş
    • "Saçı, sakalı, bıyığı filan iyice ağarmış fabrika sahibi, kısa boylu, dolgun bir adam, tül perdeleri inik odasında maroken kanepeye boylu boyunca uzanmış, çıplak ayaklarını da buzdolabına sokmuştu." (Orhan Kemal)
  2. [zarf] İnmiş durumda
    • "... her defasında perdeleri inik duran ve içi Hereke kumaşlarıyla ipek kokan loş odada, ... asıl dileğimiz olan ve bekleyen kahkahalarımızı çözen hadise tekerrür ederdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
İNME

  1. [isim] İnmek işi
    • "Büzülüp kaldığım köşede sabahın bir an evvel olmasını, güneşin bir saat evvel arza inmesini bekliyorum." (Etem İzzet Benice)
  2. [tıp] Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması; felç, nüzul, sekte, paralizi, apopleksi
İNİŞ

  1. [isim] İnmek işi
  2. Yukarıdan aşağıya gittikçe alçalan eğimli yer, yokuş karşıtı
    • "İnişte yol uzadıkça uzadı."
  3. [mecaz] Gerileyiş, çöküş
  4. [spor] Araçlı jimnastikte, atlayarak veya hızlanarak araçtan ayrılma durumu
İNHA

Kelime Kökeni: Arapça inhāʾ

  1. [isim, eskimiş] Resmî bir göreve atama veya bir üst aşama için yazılan yazı
    • "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı resmî ve özel herhangi bir işle görevlendirilemezler." (Anayasa)
İNCİ

  1. [isim] İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi
  2. [sıfat] Bu tanelerden yapılmış
  3. Bu tanelerden oluşan takı
    • "Yalıdaki ev, Dürnev Hanım'ın halılarını, incilerini gözden çıkarmasıyla kurtuldu." (Necati Cumalı)
  4. [teklifsiz konuşmada] Yanlışlığı sebebiyle gülünç olan söz veya cümle
İNDİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿindī

  1. [sıfat, eskimiş] Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan
    • "Bizden evvelki zamanların tarihleri hep değilse de ekseriyetle indi vesikalara istinat etmiştir." (Aka Gündüz)
İNEÇ

  1. [isim, jeoloji] Bakınız tekne, yukaç karşıtı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü