Sonunda il olan 5 harfli 77 kelime var. İL ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde il olan kelimeler listesine ya da başında il olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CAHİL

Kelime Kökeni: Arapça cāhil

  1. [sıfat] Öğrenim görmemiş, okumamış
    • "Bu maskara sosyete bana cahil diye bakar." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bakınız bilgisiz
    • "Sansürcülerin çoğu cahil, tiyatrodan anlamaz kişilerdi." (Metin And)
  3. [ağızlardan] Deneyimsiz, toy olan (delikanlı veya kız)
BERİL

Kelime Kökeni: Fransızca béryl

  1. [isim, mineraloji] Doğada altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat
SAKİL

Kelime Kökeni: Arapça s̱aḳīl

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız ağır
  2. Sıkıntı veren; sıkıntılı
  3. Çirkin, kaba, uyumsuz olan
  4. [isim, müzik] Türk müziğinde bir usul
HAMİL

Kelime Kökeni: Arapça ḥāmil

  1. [sıfat, eskimiş] Elinde bulunduran, üzerinde taşıyan
  2. [isim] Bakınız destek
DEĞİL

  1. [edat] İsim cümlelerini olumsuz yapmak için kullanılan bir söz
    • "Ben kımıldayacak hâlde değilim." (Peyami Safa)
  2. Olumlu ve olumsuz çekimli fiiller üzerine gelerek olumlu fiilleri olumsuz, olumsuz fiilleri olumlu yapan bir söz
    • "Bu anı yaşamıyor değilim." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  3. [bağlaç] Özne veya tümleçleri ayrı ve biri olumlu, diğeri olumsuz iki cümleden birinin yüklemi yerine geçerek bulunduğu cümledeki bir hususu ret, diğerini kabul etmek için kullanılan bir söz
    • "Kahramanlıklarının kendilerine değil millete, orduya ait olduğunu söylerler." (Ömer Seyfettin)
  4. [bağlaç] Birincisi beklenen, ikincisi beklenmeyen bir durumu gösteren ve özne veya tümleçleri ayrı, yüklemleri aynı olan iki cümleden birincisinin yükleminin tekrar edilmemesini sağlayan bir söz
    • "Yalnız Şili’nin değil bütün geri kalmış ülkelerin dramına parmak basıyor." (Attilâ İlhan)
MEYİL

Kelime Kökeni: Arapça meyl

  1. [isim] Eğiklik, eğim, akıntı
    • "Fazılpaşa Yokuşu'nda akşam olurken, tatlı bir meyille denize uzanan kırmızı damların üzeri kararır." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bakınız eğilim
  3. [mecaz] İlgi, gönül verme
    • "Beni görüp yönün öte döndürme / Yine gitmez meylim sendedir sende" (Pir Sultan Abdal)
NAKİL

Kelime Kökeni: Arapça naḳl

  1. [isim] Bir yerden alıp başka bir yere iletme
  2. Bakınız göç
    • "İşte, nakil masrafı da avucumda, diyerek otuz lirayı saydı." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Bir şeyi anlatma, söyleme, hikâye etme
  4. Devlet kurumlarında bir görev yerinden başka bir görev yerine gönderilme
  5. Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma, kopya etme
  6. Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme, tercüme etme
SAHİL

Kelime Kökeni: Arapça sāḥil

  1. [isim] Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı
    • "Üzerinde resmî elbise olduğu hâlde onu, sahile yanaşmış duran küçük ve meçhul bir sandala doğru ilerlerken görüyoruz." (Esat Mahmut Karakurt)
MUHİL

Kelime Kökeni: Arapça muḫill

  1. [sıfat, eskimiş] Dokunan, bozan, ihlal eden
ETÇİL

  1. [sıfat, hayvan bilimi] Bakınız etobur
DİRİL

  1. [sıfat, biyoloji] Bakınız diriksel
TACİL

Kelime Kökeni: Arapça taʿcīl

  1. [isim, eskimiş] Acele ettirme
  2. Bakınız çabuklaştırma
ROTİL

Kelime Kökeni: Fransızca rotule

  1. [isim] Otomobilin ön düzeninde bulunan, her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçiminde bir parça
TATİL

Kelime Kökeni: Arapça taʿṭīl

  1. [isim] Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre; dinlence
    • "Gel gelelim berberlere karşı haksızlığımız şu hafta tatili işinde bile kendini gösteriyor." (Nâzım Hikmet)
  2. Okul, meclis, adliye vb. kuruluşların çalışmasını durdurduğu veya kapalı bulunduğu dönem
    • "Yakında dönmesi lazım. Sömestir tatili sona eriyor." (Ahmet Ümit)
  3. Eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre
    • "Beni tatili geçirmek üzere evlerine davet ettiler." (Sait Faik Abasıyanık)
NESİL

Kelime Kökeni: Arapça nesl

  1. [isim, toplum bilimi] Bakınız kuşak
    • "Her şeyde olduğu gibi her nesilden birkaç kişi bu umumi mazhariyetin üstüne çıkar." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Hayvanlarda döl
ŞAMİL

Kelime Kökeni: Arapça şāmil

  1. [sıfat] İçine alan, kaplayan, kapsayan
DEBİL

Kelime Kökeni: Fransızca débile

  1. [sıfat, tıp] Bedensel ve zihinsel bakımdan güçsüz
EVCİL

  1. [sıfat] Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan); ehlî, yabani karşıtı
    • "Bir dağ, bir ova var mıydı? Ya kültürler? Ya eşyalar? Evcil hayvanlar nelerdi? Çocukluğunuzun krallığını betimleyin bana." (Yaşar Kemal)
  2. Yerli olan
    • "Bunları kimi kez öteki türlerden özellikle toplumsal ve evcil dramlardan ayırmak kolay değildir." (Metin And)
ÇİTİL

  1. [isim] Bakınız sitil (I)
    • "Elinde yemek çitili, düğün evinin kapısında dururken tüfeğin patlaması ile Mümine’nin yere düşmesi bir olur." (Kâzım Tülücü)
KABİL

Kelime Kökeni: Arapça ḳābil

  1. [sıfat] Bakınız olanaklı
    • "Ben onu bir göreyim, dedi, kabil mi?" (Peyami Safa)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü