İçinde şık olan 9 harfli 21 kelime var. İçerisinde ŞIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şık olan kelimeler listesine ya da sonu şık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

I K Ş

3 Harfli Kelimeler

KIŞ, ŞIK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞIKLATMAK

  1. [-i] Baş parmakla orta parmağı birbirine sürterek “şık” sesi çıkartmak
    • "Sağ elinin parmaklarını gene bir şıklattı, kendimizi deminki parkın oradaki eski yerimizde buluverdik." (Nazlı Eray)
ŞIKIRDAMA

  1. [isim] Şıkırdamak işi
YILIŞIKÇA

  1. [zarf] Yılışık bir biçimde
    • "Oturduğu yerden ayaktaki Filiz’in yüzüne yılışıkça bakıyor." (Orhan Kemal)
IŞIKKESEN

  1. [isim, sinema, televizyon] Karanlık odalara girip çıkarken bu yerlere ışık sızmasını önleyen düzen
ŞIKLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Şık duruma gelmek, şık olmak
    • "Sen bugün böyle niçin pek şıklaştın, boynuna kravat filan taktın da geldin?" (Osman Cemal Kaygılı)
IŞIKLILIK

  1. [isim, fizik] Bir optik cihazda, cisme çıplak gözle veya cihazla bakıldığında ağ tabakadaki birim yüzeyi etkileyen ışık miktarları arasındaki oran
YAKIŞIKLI

  1. [sıfat] Güzel, gösterişli (erkek)
    • "Kumral bıyıkları ve ölçülü yüz hatlarıyla her zamanki kadar yakışıklıydı." (İhsan Oktay Anar)
ŞIKIRTILI

  1. [sıfat] Şıkırtısı olan
IŞIKÇILIK

  1. [isim] Işıkçının yaptığı iş
IŞIKLANMA

  1. [isim] Işıklanmak işi
DAYANIŞIK

  1. [sıfat] Üyeleri arasında dayanışma bulunan (millet, topluluk, sınıf vb.); mütesanit
    • "Dil dizgemiz son derece dayanışık ve düzenli bir bütündür." (Seyit Kemal Karaalioğlu)
IŞIKLAMAK

  1. [-i] Bir yeri aydınlatmak
    • "Yıldızlar damla elmas olmuş, karanlık gecesini ışıklıyor; rüzgârlar türkü, dallar saz olmuş, senin için söylenip çalışıyor." (Cahit Uçuk)
DANIŞIKLI

  1. [sıfat] Gerçekte olmadığı hâlde bir anlaşma sonunda öyle gösterilen; muvazaalı
ÇALAKAŞIK

  1. [zarf] Soluk almadan yiyerek
    • "… tuzladığın bu ayranı afiyetle içiyorsam, tuttuğun bu yoğurdu, yoğurduğun bu ekmeği, kaynattığın bu bulguru çalakaşık yiyorsam…" (Attilâ İlhan)
  2. Rastgele, düşünmeden
    • "Biz, bir taraftan bu hataları düşünmekle beraber diğer taraftan da şişman yüzbaşıdan cesaret alarak çalakaşık gidiyorduk." (M. Şevki Yazman)
KAŞIKLAMA

  1. [isim] Kaşıklamak işi
KIRIŞIKLI

  1. [sıfat] Kırışığı olan
BULAŞIKÇI

  1. [sıfat] İşi kirli kapları yıkamak olan (kimse)
    • "Bulaşıkçı kız paketten sevdiği şeyleri bir bir çıkarıp küçük tahta rafına dizdi." (Ali Kaya)
KATIŞIKLI

  1. [sıfat] İçine başka şeyler karışmış olan
ALIŞIKLIK

  1. [isim] Alışık olma durumu
    • "Çünkü çile çekmeye, azla yetinmeye tarihsel alışıklığı vardır." (Kemal Tahir)
YARAŞIKLI

  1. [sıfat] Yaraşan, uygun, yakışır
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü