İçinde şık olan 7 harfli 37 kelime var. İçerisinde ŞIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şık olan kelimeler listesine ya da sonu şık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I K Ş
3 Harfli Kelimeler
KIŞ, ŞIK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AŞIKANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāşiḳ + Farsça -āne
-
[sıfat]
Âşığa yaraşır bir biçimde olan
- "Sende başka âşıkane müsvedde varsa bana ver."
-
[zarf]
Âşığa yaraşır bir biçimde
- "Bir de yağmur sesi var ki Sabahattin ona da âşıkane, mestane kulak kabartır."
-
[sıfat]
Âşığa yaraşır bir biçimde olan
- KATIŞIK
-
-
[sıfat]
İçine başka şeyler karışmış olan; mahlut
-
[sıfat]
İçine başka şeyler karışmış olan; mahlut
- ÇAKIŞIK
-
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- "Çakışık üçgenler."
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- BAĞIŞIK
-
-
[sıfat]
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
- "Görev yaptıkları sıradaki sözlü açıklama ve davranışlar bakımından yargısal kovuşturmalardan bağışık olacaklardır."
-
[tıp]
Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan; immün
- "Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar."
-
[sıfat]
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
- YAKIŞIK
-
-
[isim]
Bakınız uygunluk
-
Yakışıklı delikanlı
-
[isim]
Bakınız uygunluk
- TIKIŞIK
-
-
[sıfat]
Tıkışmış olan
-
[sıfat]
Tıkışmış olan
- BARIŞIK
-
-
[sıfat]
Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan
-
[sıfat]
Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan
- KIPIŞIK
-
-
[sıfat]
Yarı kapalı (göz)
- "Gülmesine gülmez ya, küçük, kıpışık, mavi gözlerinden çelik ışıltısı gibi bir şey geçer."
-
[sıfat]
Yarı kapalı (göz)
- YARAŞIK
-
-
[isim]
Bakınız yaraşma
-
[isim]
Bakınız yaraşma
- MAYIŞIK
-
-
[sıfat, argo]
Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemiş olan, üzerine rehavet çökmüş olan (kimse)
-
[sıfat, argo]
Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemiş olan, üzerine rehavet çökmüş olan (kimse)
- AŞIKLIK
-
-
[isim]
Âşık olanın durumu
-
Bakınız halk ozanlığı
-
[isim]
Âşık olanın durumu
- SIVAŞIK
-
-
[sıfat]
Sıvaşmış, bulaşmış olan
- "Girdim; donuk, küflü ışıkta ayakkabılarımın yanlarındaki sıvaşık çamurları gördüm."
-
[sıfat]
Sıvaşmış, bulaşmış olan
- ANLAŞIK
-
-
[isim]
Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri
- "Yoksa anlaşık mısın onlarla? Anlaşık olmadığını nereden bileyim? Nasıl güveneyim zatına?"
-
[isim]
Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri
- KAŞIKÇI
-
-
[isim]
Kaşık yapan veya satan kimse
-
Şimşir, kemik, bağa vb.nden kaşık oyan, süsleyen zanaatçı
-
[isim]
Kaşık yapan veya satan kimse
- KIZIŞIK
-
-
[sıfat]
Kızışmış olan
-
[sıfat]
Kızışmış olan
- GÜNAŞIK
-
Kelime Kökeni: Türkçe gün + Arapça ʿāşiḳ
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ayçiçeği
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ayçiçeği
- KARIŞIK
-
-
[sıfat]
Farklı nitelikteki şeylerden oluşmuş; gayrisafi
- "Karışık salata."
-
Düzeni bozulmuş; intizamsız
-
Karışmış olan
- "Ağzından kanla karışık diş parçalarını, onu yumruklayanların suratlarına tükürdü."
-
Saf olmayan, içine niteliğini değiştirecek başka bir şey katılmış olan; mağşuş
- "Karışık süt."
-
Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan
- "Bana ne, bu bir yığın ne olduğunu anlamadığım, karışık, dolambaçlı işten!"
-
Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan; karanlık
- "Tuhaf şey! Hakikaten karışık bir kadın."
-
Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan
-
[sıfat]
Farklı nitelikteki şeylerden oluşmuş; gayrisafi
- YIVIŞIK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Islak, kaygan, yapışkan olan
- "Bu gecenin hiç silinmeyen hatırasını yıvışık bir leke hâlinde hâlâ taşıyorum."
-
[mecaz]
Bakınız yılışık
-
[sıfat, ağızlardan]
Islak, kaygan, yapışkan olan
- BULAŞIK
-
-
[isim]
Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak
- "Gemide bulaşık yıkamak kolay iş değildi."
-
[mecaz]
Yaşanmış bir şeyden geriye kalan belirti etki
- "Daha balayının bulaşığı geçmedi."
-
[sıfat]
Bakınız kirli
- "Bulaşık kap."
-
[sıfat]
Her şeyin birbirine karıştığı (yer, olay vb.)
- "Bu karmakarışık ve bulaşık âlemi kendi hâline bırakırdı."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız yapışkan
- "Böyle bir sivri akıllı, bulaşık biri çıkar ortaya, dirliği düzeni berbat eder."
-
[isim]
Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak
- AŞIKTAŞ
-
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Aralarında ciddi bir sevgi olmadan birbirleriyle gönül eğlendiren erkek ve kadından her biri
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Aralarında ciddi bir sevgi olmadan birbirleriyle gönül eğlendiren erkek ve kadından her biri