İçinde şm olan 8 harfli 260 kelime var. İçerisinde ŞM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şm olan kelimeler listesine ya da sonu şm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İLETİŞME
-
-
[isim]
Bakınız haberleşme
-
[isim]
Bakınız haberleşme
- ÇÖLLEŞME
-
-
[isim]
Çölleşmek işi
-
[isim]
Çölleşmek işi
- TARTIŞMA
-
-
[isim]
Bir konuyla ilgili karşıt düşünceleri karşılıklı savunma
- "Karşısındakilerin tartışmaları çabuk bıraktıklarına da dikkat etmedi."
-
Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme; münakaşa
- "Erkekler arasında sahte kadın olup olmadığı üstüne tartışmalar kızıştı."
-
Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma
- "Bu açıklamalar ilginç tartışmalara yol açtı ve düşündürücü sorunlar çıktı ortaya."
-
[isim]
Bir konuyla ilgili karşıt düşünceleri karşılıklı savunma
- KIYIŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Karşılıklı sözleşmek, anlaşıp karar vermek
-
Biriyle yarışmaya kalkmak
- "Sen onunla kıyışamazsın."
-
[ağızlardan]
Yüreklilik göstermek, cesaret etmek
-
[nesnesiz, -le]
Karşılıklı sözleşmek, anlaşıp karar vermek
- DANIŞMAN
-
-
[isim]
Kurum ve kuruluşlarda danışmanlık yapmak üzere görevlendirilen, alanında uzman kimse; müşavir
-
Yükseköğretim kurumlarında yüksek lisans ve doktora tezlerini yöneten öğretim üyesi
-
[isim]
Kurum ve kuruluşlarda danışmanlık yapmak üzere görevlendirilen, alanında uzman kimse; müşavir
- SOĞUŞMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Toprak suyu içine çekip kabarmak, şişmek
-
Meyvenin suyu çekilmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Toprak suyu içine çekip kabarmak, şişmek
- ÖLÇÜŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Biriyle yan yana gelerek boy bakımından ölçülmek
-
Yarışmak, müsabaka yapmak
-
[mecaz]
Karşılaştırmak, mukayese etmek
-
[nesnesiz, -le]
Biriyle yan yana gelerek boy bakımından ölçülmek
- YILIŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışmak
- "Ben ne kadar şiddetli hareket edersem o da o kadar yılışıyor, pısırık pısırık gülüyor."
-
[nesnesiz]
Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışmak
- KUBAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak
- SOKUŞMAK
-
-
[-e]
Dar bir yere sokulmak
-
Usulcacık araya girmek
-
[-e]
Dar bir yere sokulmak
- DANIŞMAK
-
-
[-e, -i]
Bir iş için bilgi veya yol sormak, görüş almak; istişare etmek, müracaat etmek, meşveret etmek
- "Doktor, bugün size ben asıl başka mesele danışmak için geldim."
-
[-e, -i]
Bir iş için bilgi veya yol sormak, görüş almak; istişare etmek, müracaat etmek, meşveret etmek
- UYLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
Bakınız uzlaşmak
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
Bakınız uzlaşmak
- YAKLAŞMA
-
-
[isim]
Yaklaşmak işi; yakınlama, iktirani mukarenet
- "Bununla birlikte babasına yaklaşması pek kolay olacağa benzemiyordu."
-
[isim]
Yaklaşmak işi; yakınlama, iktirani mukarenet
- ANTLAŞMA
-
-
[isim]
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu; ahit, muahede, ahitleşme, pakt
- "... 1928 Haziran’ında imzalanan bir protokolle 1926 antlaşması daha etkili bir hâle getirildiği gibi 23 Ocak 1932'de de bir uzlaşma, Adli Tesviye ve Hakem Antlaşması imzalandı ve sınır da kesin olarak tespit edildi."
-
Bu durumu belirten belge
-
[isim]
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu; ahit, muahede, ahitleşme, pakt
- BİNİŞMEK
-
-
[nesnesiz]
İki parçadan biri öbürünün üstünde olmak
-
Kas kirişleri birbiri üstüne binmek
-
Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek
-
[nesnesiz]
İki parçadan biri öbürünün üstünde olmak
- BULUŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Uzun bir ayrılıktan sonra birbirini görmek, birbirine kavuşmak
- "Arada sırada da olsa böyle buluşup konuşmak çok güzel oluyor, insanın çevresi genişliyor."
-
[-de]
Önceden belirlenmiş bir yer ve zamanda bir araya gelmek
- "Ertesi gün yine pastacıda buluştular."
-
Bir araya gelmek
- "Yâr ile buluşsak bir tenha yerde / Duyarlar rakipler söz olur gider"
-
[nesnesiz, -le]
Uzun bir ayrılıktan sonra birbirini görmek, birbirine kavuşmak
- KUÇUŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
Bakınız kucaklaşmak
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
Bakınız kucaklaşmak
- ÇÖKÜŞMEK
-
-
[-e]
Birlikte çökmek
- "Bolu Dağı Tüneli, hem geliş hem de gidiş istikametinde iki ayrı noktada çöküştü."
-
Bir şeyin başına çöküp toplanmak
- "Leş kargaları koskoca Osmanlı milletinin başına çöküşmüşler…"
-
[-e]
Birlikte çökmek
- BOZUŞMAK
-
-
[-le]
Araları açılmak
- "Karısı ile barıştı lakin Zühtü ile bozuştu."
-
[-le]
Araları açılmak
- KELLEŞME
-
-
[isim]
Kelleşmek işi
-
[isim]
Kelleşmek işi