İçinde şm olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde ŞM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şm olan kelimeler listesine ya da sonu şm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞİŞME

  1. [isim] Şişmek işi
İŞMAR

Kelime Kökeni: Ermenice

  1. [isim, ağızlardan] El, göz veya baş ile yapılan işaret
BEŞME

  1. [isim, ağızlardan] Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan, yollu bir kumaş türü
  2. Tabaklanmamış ham deri
  3. Çıkrıkçı tezgâhının kütüğü
    • "Bugünkü Türkçemizde beşme, çıkrıkçı tezgâhının kütüğüdür. Böylece en eski zamandan beri beşe, meşe, mis kelimelerinin ağaç ifade ettiğini anlamış oluruz." (Hasan Reşit Tankut)
AŞMAK

  1. [-den] Yüksek, uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek
    • "İki gündür sarp dağ yollarından aşıyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [-i] Süre bitmek, sona ermek
  3. [-i] Bakınız geçmek
    • "Üstelik çekingenliğin de kaybolmuş hatta sokulganlığı aşarak girişkenlik derecesini bulmuştu." (Tarık Buğra)
  4. [-e] Erkek hayvan dişiyle çiftleşmek
  5. [nesnesiz, argo] Görünmeden kaçmak
    • "Herif çoktan aşmış."
ŞAŞMA

  1. [isim] Şaşmak işi; taaccüp
EŞMEK

  1. [-i] Toprağı veya toprak gibi yumuşak bir şeyi biraz kazmak
    • "Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın / Üşüyorsan eşiver mangalı, eş, eş de ısın" (Mehmet Akif Ersoy)
  2. [mecaz] Bir olayı ayrıntılarına inerek araştırmak, incelemek
DEŞME

  1. [isim] Deşmek işi
    • "Sebebini kurcalamaya, deşmeye lüzum yok." (Necip Fazıl Kısakürek)
COŞMA

  1. [isim] Coşmak işi; galeyan
    • "Kadın bir izzetinefis coşmasına benzeyen öfke ile gözlerini açtı." (Peyami Safa)
KOŞMA

  1. [isim] Koşmak işi; koşu
    • "Hamal benim dalgınlığımdan istifade ederek birdenbire bir kedi gibi fırladı ve koşmaya başladı." (Kemal Bilbaşar)
  2. [denizcilik] Bir halatı, ağacı pekiştirmek için yanına konulan halat veya ağaç
  3. [edebiyat] Sazla okunmak için hece ölçüsü ile yazılmış, ilk kıtasının birinci, ikinci ve dördüncü dizeleriyle öteki kıtalarının dördüncü dizeleri birbiriyle, kalan dizeler de kendi aralarında uyaklı, konuları sevgi ve doğa olayları olan bir halk şiiri
TAŞMA

  1. [isim] Taşmak işi
  2. Akarsu yatağından çıkarak çevresini kaplama
    • "Çayın taşması evler kadar çekekteki motorlar için de tehlikeliydi." (Rıfat Ilgaz)
ÜŞMEK

  1. [-e, ağızlardan] Bakınız üşüşmek
    • "Üzüm kütükleri filokseradan kurumuş, kuyunun suyu büsbütün çekilmiş, ağaçlara tırtıl üşmüş..." (Orhan Seyfi Orhon)
ÇEŞME

Kelime Kökeni: Farsça çeşme

  1. [isim] Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı; pınar
    • "Çeşmeler yaptırdım sular içmeye / Kavlükarar ettim alıp kaçmaya" (Halk türküsü)
DÜŞME

  1. [isim] Düşmek işi; sukut
    • "Büyük bir maharetle kurulan pusuya düşmeme bıçaksırtı kalmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
REŞME

Kelime Kökeni: Arapça reşme

  1. [isim, ağızlardan] Hayvanın başlığı, yuları ve gemi
  2. Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme
PİŞME

  1. [isim] Pişmek işi
    • "Şerafettin'in hanımı böreği fırına yeni sürmüş, daha bir yarım saati varmış pişmeye." (Ayşe Kulin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü