İçinde şl olan 6 harfli 28 kelime var. İçerisinde ŞL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şl olan kelimeler listesine ya da sonu şl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAŞLIK
-
-
[isim]
Genellikle başı korumak için giyilen şapka; dolambaç, serpuş
- "İyi ki güneş açmış, sıcak basmış da başlığını sıyırınca yüzünü görmüş, tanımışlardı."
-
Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık; kapüşon
-
Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü
-
Bir sütunun, bir direğin tepeliği
- "Önünden yüzlerce defa geçmiş olduğumuz bin yıllık çeşme, bir sütun başlığı birden gözümüzde şahsiyet ve değer kazanırdı."
-
Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres; antet
-
Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare; serlevha
-
Bakınız başlık parası
-
Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça
-
Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım
-
Kadınların başlarına taktıkları altın, gümüş, boncuk ve taşlarla süslü şey
-
Otomobil, dişçi, berber, kuaför vb.nde bulunan koltukların baş konan kısmı
-
Doğan, şahin gibi avcı olarak yetiştirilen kuşların gözlerini kapatmak üzere başlarına geçirilen külah
-
[isim]
Genellikle başı korumak için giyilen şapka; dolambaç, serpuş
- BOŞLUK
-
-
[isim]
Yerküre üzerinde kara ve denizler dışında göz alabildiğine uzanan mekân ve bu mekânın herhangi bir parçası
- "Kapının kanadı, dışardan giren rüzgârla boşlukta hafif hafif sallanıyordu."
-
Oyuk, çukur, kapanmamış yer
-
Boş olan yer
- "Utanmadan bıraktığı sakalında güve yeniği gibi boşluklar vardı."
-
Birbiri ardınca gelmesi gerekenler arasındaki kesinti
- "Bir boşluktan yararlanıp hemen ayaklanacağımı sezdiği için de cümle sonlarındaki noktaları virgüle çevirip arasız konuştu."
-
Bir iş yapmadan boş geçen süre
- "Bu boşluktan sıkılıyorum."
-
Eksiklik, yoksunluk duygusu
- "… zaman zaman boşluk ve anlamsızlık duyguları yaşarlar."
-
Tenha, ıssız olan yer
- "Bu her şeyin kaybolur gibi olduğu ve kaybolan her şeyin bulunur gibi olduğu boşluklarda, köklerinden kopmuş şuursuz ışıklar maddi bir varlıkla sairfilmenamlar gibi asırlarca başıboş dolaşıyorlar."
-
[mecaz]
Boş anlamsız olma durumu
- "O günden bugüne olanları hatırladıkça insan ister istemez bu türlü çabaların hiçliğini, boşluğunu düşünmek zorunda kalıyor."
-
[hukuk]
Yasa, anlaşma vb.nde belli bir konuda hüküm bulunmaması durumu
-
[gök bilimi]
Bakınız uzay boşluğu
-
[isim]
Yerküre üzerinde kara ve denizler dışında göz alabildiğine uzanan mekân ve bu mekânın herhangi bir parçası
- İNİŞLİ
-
-
[sıfat]
İnişi olan, bayır aşağı
-
[sıfat]
İnişi olan, bayır aşağı
- MAŞLAH
-
Kelime Kökeni: Arapça maşlaḥ
-
[isim, eskimiş]
Tek parçalı ve kol yerine yarıkları olan, pelerine benzer bir tür kadın üstlüğü
- "Kalın bir Doğu maşlahı giymiş, işlemeli beyaz bir başörtüsü örtmüştü."
-
Bazı varlıklı Arapların giydiği ipekten pelerin
-
[isim, eskimiş]
Tek parçalı ve kol yerine yarıkları olan, pelerine benzer bir tür kadın üstlüğü
- HAŞLAK
-
-
[sıfat]
Kızgın, kaynar, çok sıcak
- "Fakat kendisini iki çatık kaşın altında parlayan iki hiddetli göz karşıladı. Sevincinin üzerine haşlak sular döküldü."
-
[sıfat]
Kızgın, kaynar, çok sıcak
- BEŞLİK
-
-
[sıfat]
Beşi bir arada, beş taneden oluşmuş, beş tane alabilen
- "Beşlik cezve."
-
[isim]
Beş birimden oluşan para
- "Pehlivan Ali beşliğin kendisinden istendiğini anlamıştı."
-
[isim, eskimiş]
Beş para, beş kuruş veya beş lira değerinde olan akçe
-
Bakınız beşibirlik
-
Bakınız ata beşibirlik
-
[sıfat]
Beşi bir arada, beş taneden oluşmuş, beş tane alabilen
- FİŞLİK
-
-
[isim]
Fiş koymaya yarar yer veya kutu
-
[sıfat]
Fiş olmaya veya fiş yapılmaya uygun olan
- "Bunlar fişlik kâğıttır, benim işime yarar."
-
[isim]
Fiş koymaya yarar yer veya kutu
- MAAŞLI
-
-
[sıfat]
Bakınız aylıklı
- "Biri bir koca görür rüyasında / Yüz lira maaşlı kibar bir adam"
-
[sıfat]
Bakınız aylıklı
- DİŞLEK
-
-
[sıfat]
Dişleri dışarıya doğru çıkık olan (kimse)
- "Kız hafifçe dişlektir, gülünce belli olur."
-
[mecaz]
Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen (kimse)
- "Hacı Resul'e gelince Çatalkaya'nın ve başka köylerin en dişlek kodamanıydı."
-
[sıfat]
Dişleri dışarıya doğru çıkık olan (kimse)
- AKIŞLI
-
-
[sıfat]
Akışı olan
-
[sıfat]
Akışı olan
- DİŞLİK
-
-
[isim, spor]
Boks vb. oyunlarda oyuncuların dişlerini ve dudaklarını korumak için dişlerine yerleştirdikleri kauçuk koruyucu
-
[isim, spor]
Boks vb. oyunlarda oyuncuların dişlerini ve dudaklarını korumak için dişlerine yerleştirdikleri kauçuk koruyucu
- EŞLEME
-
-
[isim]
Eşlemek işi; bağlaşım
-
[sinema, televizyon]
Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ; senkronizasyon
-
[isim]
Eşlemek işi; bağlaşım
- LOŞLUK
-
-
[isim]
Loş olma durumu
- "Bir mahzen loşluğunu hatırlatan yarı karanlık içinde, Nadir odayı gösterdi."
-
[isim]
Loş olma durumu
- KIŞLIK
-
-
[sıfat]
Kışa özgü, kış için
- "Kışlık giysi."
-
[isim]
Kışın oturulan yapı, yer
- "Sıcak yaz aylarını geçirmek için deniz kenarlarına, kırlara, tepelere kaçanlar, şimdi birer birer kışlıklarına dönüyorlar."
-
[sıfat]
Kışa özgü, kış için
- İŞLEME
-
-
[isim]
İşlemek işi
- "Mermeri peynir gibi yontar, onu müşterilerin zevkine göre işlemesini pek iyi bilirdi."
-
Şiş, tığ, iğne vb. araçlarla elde yapılan, örgü, nakış, oya gibi işlerin genel adı; el işi
- "Her dokuma parça renkli işleme ve oyalarla bezenmişti."
-
[sıfat]
İnce ve süslü işlenmiş
-
[mecaz]
Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme
-
[sinema]
Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi
-
[isim]
İşlemek işi
- YAŞLIK
-
-
[isim]
Yaş olma durumu
- "Nem elbisenize işlemiştir, yaşlığında deniz suyunun tuzlu tadı ve yapışkanlığı duyuluyor."
-
[isim]
Yaş olma durumu
- DÜŞLEM
-
-
[isim]
Düş yoluyla beliren görüntü
- "Öykümde, düşlemi uç noktasına vardırıp bir öykü kişisinden söz etmiştim."
-
[isim]
Düş yoluyla beliren görüntü
- TUŞLUK
-
-
[isim]
Belirli sayıda tuşu olan
-
Belirli sayıda tuşa basılarak yazılan veya aranılan
- "İmambayıldı tarifi bir tuşluk mesafede. Hatta, artık tarife de gerek yok! Tuşa bas, kadayıf kapına gelsin."
-
[isim]
Belirli sayıda tuşu olan
- ŞAŞLIK
-
-
[isim]
Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden hazırlanmış bir yemek türü
-
[isim]
Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden hazırlanmış bir yemek türü
- KUŞLAK
-
-
[isim]
Av kuşları bol olan yer
-
[isim]
Av kuşları bol olan yer