İçinde şama olan 8 harfli 10 kelime var. İçerisinde ŞAMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şama olan kelimeler listesine ya da sonu şama ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şama Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A M Ş

4 Harfli Kelimeler

AŞMA, MAAŞ, MAŞA, ŞAMA

3 Harfli Kelimeler

AMA, MAŞ, ŞAM

2 Harfli Kelimeler

AM, AŞ, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞAMANİZM

Kelime Kökeni: Fransızca chamanisme

  1. [isim] Bakınız Şamanlık
ŞAMANİST

Kelime Kökeni: Fransızca chamaniste

  1. [isim] Şamanlığa inanmış kimse; Şamani
KAYŞAMAK

  1. [nesnesiz, jeoloji] Kaya, toprak vb. yerinden koparak aşağıya kaymak
YAŞAMACA

  1. [zarf] Yaşadığı kadar, yaşama süresince
    • "Yaşamaca aylık bağlamışlar."
ŞAMATACI

  1. [sıfat] Gürültü patırtı yapan
    • "Her köşe içen, yiyen, yaygaracı, şamatacı insan yığınlarıyla kaynıyordu." (Refik Halit Karay)
  2. Ciddi olmayan
ŞAMANLIK

  1. [isim] Kuzey ve Orta Asya'da Türkler, diğer kıtalarda da başka topluluklar arasında günümüze kadar süregelen doğaya tapma, doğaüstü ruhlara inanma temeline dayalı din; Şamanizm
ŞAMATALI

  1. [sıfat] Bakınız gürültülü patırtılı
    • "Ben kendim, ırk ve din ayrılığına bakmadan bu şamatalı politika dünyasında daima insanların birliğine inanıyordum." (Halide Edip Adıvar)
  2. [mecaz] Çok eğlenceli
YUMUŞAMA

  1. [isim] Yumuşamak işi
    • "Yüzünde belli belirsiz bir yumuşama vardı." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti; detant
  3. [dil bilgisi] Bakınız tonlulaşma
    • "ekmek-e > ekmeğe, kabak-a > kabağa, yurt-a > yurda, borç-a > borca, dip-e > dibe."
YANŞAMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Gevezelik etmek, tatsızlık etmek
KAĞŞAMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Eskimek, dağılmaya yüz tutmak
    • "Pansiyonun kağşamış tahta merdiveni ağır bir vücudun adımları altında inlemeye başladı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Herhangi bir şey ek yerlerinden ayrılmak, oynamak
  3. [mecaz] Bakınız yaşlanmak
    • "Bu artistlerin hayli kağşamış hâline yetişen Pierre Loti, birçok parlak sahifeler kaleme almıştır." (Sermet Muhtar Alus)
  4. [mecaz] Zayıflamak, gevşemek, güçsüzleşmek
    • "Bu kağşamış ilişki belki daha uzun seneler boyu böyle devam eder,." (Elif Şafak)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü