İçinde şama olan 7 harfli 8 kelime var. İçerisinde ŞAMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şama olan kelimeler listesine ya da sonu şama ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şama Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A M Ş
4 Harfli Kelimeler
AŞMA, MAAŞ, MAŞA, ŞAMA
3 Harfli Kelimeler
AMA, MAŞ, ŞAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AŞ, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAŞAMAK
-
-
[nesnesiz]
Canlılığını, hayatını sürdürmek
- "Hiçbir şey yaşarken daha önemli değildir."
-
Sağ olmak; durmak
- "Deden yaşıyor mu?"
-
Varlığını sürdürmek
- "Balıklar suda yaşar."
-
Bir yerde oturmak; kalmak
- "Köyde yaşamak. Şehirde yaşamak."
-
Geçimini sağlamak
- "Bu kazançla yaşamak kolay değil."
-
Herhangi bir durumda bulunmak veya olmak
- "Bekâr yaşamak. Tek başına yaşamak."
-
Görüp geçirmek, başından geçmek
- "Balkan Savaşı'nın bütün acılarını yaşamış bir ailenin kızıydı."
-
[mecaz]
Sürmek, devam etmek
- "Onun anısı hep yaşayacak."
-
[mecaz]
Varlıklı, endişesiz, sıkıntısız, hoş vakit geçirmek, keyif sürmek
- "Tek başına manevra yapan bir lokomotif rahatlığı ile hayatını yaşıyor."
-
[mecaz]
Keyfi yerine gelmek, mutlu olmak, işleri yolunda olmak
- "Bu iş olursa yaşadık."
-
[mecaz]
Bir durumu yaşar gibi olmak, bir durumla özdeşleşmek, duymak, hissetmek
- "Sen genç gibi yaşar, ihtiyar gibi ölürsün."
-
[nesnesiz]
Canlılığını, hayatını sürdürmek
- AŞAMALI
-
-
[sıfat]
Aşaması olan
-
[sıfat]
Aşaması olan
- OKŞAMAK
-
-
[-i]
Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak; sevmek, sıvazlamak
- "Oğlan kızın yanına geldi, saçlarını okşuyor."
-
Hafifçe dokunmak
- "Esen rüzgâr siliyor alnımdan kaderimi / Okşuyor saçlarımı, yüzümü, ellerimi"
-
[nesnesiz, mecaz]
Hafifçe dövmek
- "Huysuzluk ettiği için biraz okşamış."
-
[mecaz]
Hoşnut etmek
- "Mektuplarında onun onurunu okşayacak, endişelerini hafifletecek cümleleri artırdı."
-
Benzemek, andırmak, hatırlatmak
- "Bu iki sarı birbirini okşuyor."
-
[-i]
Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak; sevmek, sıvazlamak
- KAYŞAMA
-
-
[isim]
Kayşamak işi
-
[isim]
Kayşamak işi
- YANŞAMA
-
-
[isim]
Yanşamak işi
-
[isim]
Yanşamak işi
- KAĞŞAMA
-
-
[isim]
Kağşamak işi
-
[isim]
Kağşamak işi
- BOŞAMAK
-
-
[-i]
Eşlerden biri diğeriyle nikâhı bozup aile ilişkisini kesmek; bırakmak
- "Evli olan Faruk karısını boşayıp Nergis’e nikâh yapmaya hazırlanırken başlarına gelen bu felaket ne korkunç bir şeydi."
-
[-i]
Eşlerden biri diğeriyle nikâhı bozup aile ilişkisini kesmek; bırakmak
- ŞAMANLI
-
-
[sıfat]
Şamanı olan
-
[sıfat]
Şamanı olan