İçinde şa olan 7 harfli 133 kelime var. İçerisinde ŞA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şa olan kelimeler listesine ya da Sonu şa ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A Ş Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OKŞATMA
-
-
[isim]
Okşatmak işi veya durumu
-
[isim]
Okşatmak işi veya durumu
- ŞAVKIMA
-
-
[isim]
Şavkımak işi
-
[isim]
Şavkımak işi
- ŞAŞAALI
-
-
[sıfat]
Görkemli, gösterişli
-
Parıltılı
- "Bazen mehtap bu yalının üstüne vurarak onu şaşaalı manalarla öyle pırıl pırıl parlatırdı ki..." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Görkemli, gösterişli
- MÜŞABİH
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Aralarında benzerlik olan, benzer, benzeş
-
[sıfat]
Aralarında benzerlik olan, benzer, benzeş
- BOŞANIŞ
-
-
[isim]
Boşanma işi veya biçimi
-
[isim]
Boşanma işi veya biçimi
- İNKİŞAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gelişme, gelişim
- "Kocam, hadiselerin inkişafını beklemek lazımdır diyor." (Halide Edip Adıvar)
- "Yazıya istidadım epeyce inkişaf etmişti." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Açınım
-
[isim]
Gelişme, gelişim
- ŞARTSIZ
-
-
[sıfat]
Şarta bağlı olmayan, koşulsuz
-
Dinî bakımdan şartlanmamış
-
[sıfat]
Şarta bağlı olmayan, koşulsuz
- BAŞALTI
-
-
[isim]
Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğuşları
- "Bütün tayfa sandıklarını ve torbalarını başaltıdan güverteye taşımışlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
-
[isim]
Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğuşları
- BEŞAMEL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Et yemekleri için tereyağı, un ve sütle yapılan bir tür sos
-
[isim]
Et yemekleri için tereyağı, un ve sütle yapılan bir tür sos
- ŞARAPÇI
-
-
[isim]
Şarap yapan veya satan kimse
-
Çok şarap içen, şaraba düşkün kimse
-
[isim]
Şarap yapan veya satan kimse
- KUŞANMA
-
-
[isim]
Kuşanmak işi
-
[isim]
Kuşanmak işi
- AKŞAMKİ
-
-
[sıfat]
Akşam olan, akşam yapılan
- "Akşamki ziyafeti düşünmemek için Avrupa hatıralarına isteyerek dönüyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Akşam olan, akşam yapılan
- BOŞALMA
-
-
[isim]
Boşalmak işi, inhilal
- "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması hâlinde, ara seçime gidilir." (Anayasa)
-
Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj
-
Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj
-
[isim]
Boşalmak işi, inhilal
- ŞATHİYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser
-
Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiir türü
-
[isim]
Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser
- ŞAKIRTI
-
-
[isim]
Şakırdayan bir şeyin çıkardığı ses, şakır şakır ses çıkarma
- "Sokakta nal şakırtılarıyla bir araba durdu." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[isim]
Şakırdayan bir şeyin çıkardığı ses, şakır şakır ses çıkarma
- YUMUŞAK
-
-
[sıfat]
Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı
- "Pamuk yumuşaktır."
-
Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı
- "Yaş dallar yumuşak olur. Yumuşak kumaş."
-
Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran
- "... yumuşak lepiska saçlarına amiyane bir perişanlık gelmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Kolaylıkla işlenebilen
- "Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış." (Memduh Şevket Esendal)
-
Kolay çiğnenen, kolay kesilen
- "Yumuşak ekmek."
-
Ilıman (iklim), sert karşıtı
- "Yumuşak iklim. Yumuşak hava."
-
Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal
-
Okşayıcı, tatlı, hoş
- "Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Sessiz, hafif
- "Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Ötümlü
-
[sıfat]
Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı
- NİŞANLI
-
-
[isim]
Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı
- "Bir gün nişanlınız size koyu al renkli karanfiller gönderecektir." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olan kimse
-
[isim]
Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı
- ŞAHİTLİ
-
-
[sıfat]
Şahidi olan
-
[sıfat]
Şahidi olan
- ŞAİBELİ
-
-
[sıfat]
Şaibesi olan
- "Şaibeli ruhsatlarla gökdelen bile inşa edilebilen İstanbul..." (Aydın Boysan)
-
[sıfat]
Şaibesi olan
- ŞAPKALI
-
-
[sıfat]
Şapka giymiş olan (kimse)
- "Onun yanında, kadife şapkalı, siyahlar giyinmiş bir kadın var." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
Üzerinde düzeltme işareti bulunan (ünlü)
-
[isim]
Şapkası olan bitki
-
[sıfat]
Şapka giymiş olan (kimse)