İçinde ıştır olan 11 harfli 44 kelime var. İçerisinde IŞTIR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ıştır olan kelimeler listesine ya da sonu ıştır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Iştır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

I I R T Ş

5 Harfli Kelimeler

IŞTIR

4 Harfli Kelimeler

ITIR

3 Harfli Kelimeler

TIR

2 Harfli Kelimeler

IR

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇALIŞTIRTMA

  1. [isim] Çalıştırtmak işi
TARTIŞTIRMA

  1. [isim] Tartıştırmak işi
KIRPIŞTIRMA

  1. [isim] Kırpıştırmak işi
YAPIŞTIRMAK

  1. [-e, -i] Yapışmasını sağlamak
    • "Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Yaklaştırmak, birbirine dayamak
    • "Yüzümü âdeta cama yapıştırarak her hareketini ilgiyle izliyorum." (Ahmet Ümit)
  3. [mecaz] Birine tokat atmak
    • "Şeytan diyor, suratının ortasına bir tane yapıştır." (Ahmet Ümit)
  4. [mecaz] Hızlı bir biçimde yazmak
    • "O, masanın üzerinden kaptığı cetvele üç tane sıfırı yapıştırmıştı." (Ömer Seyfettin)
  5. [-i, mecaz] Gecikmeden karşılık vermek veya gerekeni yapmak
    • "Miralay Bey, realist bir asker görüşü ile teşhisi yapıştırır." (Haldun Taner)
ÇATIŞTIRMAK

  1. [-i, -le] Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
KAKIŞTIRMAK

  1. [-i] Sürekli ve hafif hafif kakmak
    • "Dövmüşler, sövmüşler hatta boş böğrüne çivi ile kakıştırmışlar, yine kımıldatamamışlardı." (Refik Halit Karay)
YATIŞTIRMAK

  1. [-i] Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak
    • "Hükûmet kuvvetleri ayaklanmayı yatıştırdı."
  2. Bakınız sakinleştirmek
    • "O, tombul tombul iyimserliği ile beni yatıştırmak istedi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Yumuşatmak, razı etmek
    • "Ekrem'i zorla yatıştırıp bizim eve götürdüm." (Ahmet Ümit)
SIKIŞTIRICI

  1. [isim] Sıkıştırma işini yapan alet
KARIŞTIRMAK

  1. [-e, -i] Bir maddenin başka bir madde içine karışmasını sağlamak
  2. [-i] İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak
    • "Ceplerimi karıştırdım, bozuk para bulamadım." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [-i] Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek
    • "Ocak başında oturmuş bir ihtiyarca kadın, bir tencereyi karıştırıyor hem de için için ağlıyordu." (Ahmet Kabaklı)
  4. [-i] Bakınız kurcalamak
  5. [-i] Bir şeye göz atmak, ayrıntılarıyla incelemek
    • "Saatlerce, istediğim kitapları, divanları, Servetifünun koleksiyonlarını karıştırdım." (Yusuf Ziya Ortaç)
  6. [-i] Üstünkörü okumak
    • "Verdiğim cevapları dinlemiyor gibi dalgın, parmaklarıyla bir risaleyi karıştırıyordu." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  7. Ayırt edememek, tam olarak seçememek
    • "Siz düşle gerçeği birbirine karıştırıyorsunuz."
  8. [mecaz] Berraklığını ve duruluğunu kaybettirmek; bulandırmak
KESYAPIŞTIR

  1. [isim, bilişim] Seçilen bir metin veya nesneyi bulunduğu yerden silip bir başka yere taşıma işlemi
AYRIŞTIRICI

  1. [isim] Ayrıştırmak işini yapan kimse veya şey
    • "Çünkü bu düşünce dayandığı temellerde aslen ayrıştırıcıdır, bütünleştirici değil." (Yüce Ağanoğlu)
ÇARPIŞTIRMA

  1. [isim] Çarpıştırmak işi
ÇAĞRIŞTIRMA

  1. [isim] Çağrıştırmak işi
ALIŞTIRILMA

  1. [isim] Alıştırılmak işi
SIKIŞTIRMAK

  1. [-i] Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
    • "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti." (Necati Cumalı)
  2. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
  3. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
    • "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
    • "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
  5. Bakınız tutuşturmak
    • "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar." (Refik Halit Karay)
  6. Bakınız kıstırmak
    • "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [mecaz] Üstüne düşüp zorlamak
    • "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  8. [argo] Elle sarkıntılık etmek
ALIŞTIRILIŞ

  1. [isim] Alıştırılmak işi
SAÇIŞTIRMAK

  1. [-i] Azar azar saçmak, dağıtmak, serpmek
  2. Rastgele saçmak
ÇAKIŞTIRMAK

  1. [-i] Çakışma işini yaptırmak
  2. [nesnesiz, teklifsiz konuşmada] İçki içip keyfetmek
    • "Güzel meze ile arada bir de çakıştırıyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [müzik] Porte üzerindeki notalara söz ögesinin bölümlerini yerleştirmek
ÇIRPIŞTIRMA

  1. [isim] Çırpıştırmak işi
  2. [sıfat] Çarçabuk, özensiz ve üstünkörü yapılan (iş)
    • "Telif ücretlerinin yükselmesi, edebiyatçının daha rahat koşullar altında çalışmasını sağlayacakken çırpıştırma kitaplar hazırlanmasına yol açtı." (Tomris Uyar)
BARIŞTIRMAK

  1. [-i, -le] Barışmalarını sağlamak, ara bulmak
    • "Günah çıkartıp dargınları barıştıracağız anlaşılan." (Necati Cumalı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü