İçinde ıştır olan 11 harfli 44 kelime var. İçerisinde IŞTIR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ıştır olan kelimeler listesine ya da sonu ıştır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Iştır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I I R T Ş
5 Harfli Kelimeler
IŞTIR
4 Harfli Kelimeler
ITIR
3 Harfli Kelimeler
TIR
2 Harfli Kelimeler
IR
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇALIŞTIRTMA
-
-
[isim]
Çalıştırtmak işi
-
[isim]
Çalıştırtmak işi
- TARTIŞTIRMA
-
-
[isim]
Tartıştırmak işi
-
[isim]
Tartıştırmak işi
- KIRPIŞTIRMA
-
-
[isim]
Kırpıştırmak işi
-
[isim]
Kırpıştırmak işi
- YAPIŞTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Yapışmasını sağlamak
- "Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi."
-
Yaklaştırmak, birbirine dayamak
- "Yüzümü âdeta cama yapıştırarak her hareketini ilgiyle izliyorum."
-
[mecaz]
Birine tokat atmak
- "Şeytan diyor, suratının ortasına bir tane yapıştır."
-
[mecaz]
Hızlı bir biçimde yazmak
- "O, masanın üzerinden kaptığı cetvele üç tane sıfırı yapıştırmıştı."
-
[-i, mecaz]
Gecikmeden karşılık vermek veya gerekeni yapmak
- "Miralay Bey, realist bir asker görüşü ile teşhisi yapıştırır."
-
[-e, -i]
Yapışmasını sağlamak
- ÇATIŞTIRMAK
-
-
[-i, -le]
Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
-
[-i, -le]
Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
- KAKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Sürekli ve hafif hafif kakmak
- "Dövmüşler, sövmüşler hatta boş böğrüne çivi ile kakıştırmışlar, yine kımıldatamamışlardı."
-
[-i]
Sürekli ve hafif hafif kakmak
- YATIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak
- "Hükûmet kuvvetleri ayaklanmayı yatıştırdı."
-
Bakınız sakinleştirmek
- "O, tombul tombul iyimserliği ile beni yatıştırmak istedi."
-
Yumuşatmak, razı etmek
- "Ekrem'i zorla yatıştırıp bizim eve götürdüm."
-
[-i]
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak
- SIKIŞTIRICI
-
-
[isim]
Sıkıştırma işini yapan alet
-
[isim]
Sıkıştırma işini yapan alet
- KARIŞTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Bir maddenin başka bir madde içine karışmasını sağlamak
-
[-i]
İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak
- "Ceplerimi karıştırdım, bozuk para bulamadım."
-
[-i]
Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek
- "Ocak başında oturmuş bir ihtiyarca kadın, bir tencereyi karıştırıyor hem de için için ağlıyordu."
-
[-i]
Bakınız kurcalamak
-
[-i]
Bir şeye göz atmak, ayrıntılarıyla incelemek
- "Saatlerce, istediğim kitapları, divanları, Servetifünun koleksiyonlarını karıştırdım."
-
[-i]
Üstünkörü okumak
- "Verdiğim cevapları dinlemiyor gibi dalgın, parmaklarıyla bir risaleyi karıştırıyordu."
-
Ayırt edememek, tam olarak seçememek
- "Siz düşle gerçeği birbirine karıştırıyorsunuz."
-
[mecaz]
Berraklığını ve duruluğunu kaybettirmek; bulandırmak
-
[-e, -i]
Bir maddenin başka bir madde içine karışmasını sağlamak
- KESYAPIŞTIR
-
-
[isim, bilişim]
Seçilen bir metin veya nesneyi bulunduğu yerden silip bir başka yere taşıma işlemi
-
[isim, bilişim]
Seçilen bir metin veya nesneyi bulunduğu yerden silip bir başka yere taşıma işlemi
- AYRIŞTIRICI
-
-
[isim]
Ayrıştırmak işini yapan kimse veya şey
- "Çünkü bu düşünce dayandığı temellerde aslen ayrıştırıcıdır, bütünleştirici değil."
-
[isim]
Ayrıştırmak işini yapan kimse veya şey
- ÇARPIŞTIRMA
-
-
[isim]
Çarpıştırmak işi
-
[isim]
Çarpıştırmak işi
- ÇAĞRIŞTIRMA
-
-
[isim]
Çağrıştırmak işi
-
[isim]
Çağrıştırmak işi
- ALIŞTIRILMA
-
-
[isim]
Alıştırılmak işi
-
[isim]
Alıştırılmak işi
- SIKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
- "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti."
-
Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
-
Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
- "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar."
-
Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
- "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
-
Bakınız tutuşturmak
- "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar."
-
Bakınız kıstırmak
- "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş."
-
[mecaz]
Üstüne düşüp zorlamak
- "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum."
-
[argo]
Elle sarkıntılık etmek
-
[-i]
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
- ALIŞTIRILIŞ
-
-
[isim]
Alıştırılmak işi
-
[isim]
Alıştırılmak işi
- SAÇIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Azar azar saçmak, dağıtmak, serpmek
-
Rastgele saçmak
-
[-i]
Azar azar saçmak, dağıtmak, serpmek
- ÇAKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Çakışma işini yaptırmak
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
İçki içip keyfetmek
- "Güzel meze ile arada bir de çakıştırıyorlar."
-
[müzik]
Porte üzerindeki notalara söz ögesinin bölümlerini yerleştirmek
-
[-i]
Çakışma işini yaptırmak
- ÇIRPIŞTIRMA
-
-
[isim]
Çırpıştırmak işi
-
[sıfat]
Çarçabuk, özensiz ve üstünkörü yapılan (iş)
- "Telif ücretlerinin yükselmesi, edebiyatçının daha rahat koşullar altında çalışmasını sağlayacakken çırpıştırma kitaplar hazırlanmasına yol açtı."
-
[isim]
Çırpıştırmak işi
- BARIŞTIRMAK
-
-
[-i, -le]
Barışmalarını sağlamak, ara bulmak
- "Günah çıkartıp dargınları barıştıracağız anlaşılan."
-
[-i, -le]
Barışmalarını sağlamak, ara bulmak