İçinde ış olan 11 harfli 154 kelime var. İçerisinde IŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ış olan kelimeler listesine ya da Sonu ış ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ALIŞILMAMIŞ
-
-
[sıfat]
Nadir, bilinmeyen, az rastlanan
- "Toprak rengi yüzünde alışılmamış çizgiler vardı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Nadir, bilinmeyen, az rastlanan
- YAĞIŞSIZLIK
-
-
[isim]
Yağış olmama durumu, kuraklık
-
[isim]
Yağış olmama durumu, kuraklık
- ÇAĞRIŞTIRMA
-
-
[isim]
Çağrıştırmak işi
-
[isim]
Çağrıştırmak işi
- YAPIŞKANLIK
-
-
[isim]
Yapışkan olma durumu
- "Her vakit ıslak duran ellerinde öyle tiksindirici bir yapışkanlık vardı ki..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bir sıvı veya gaz kütlesinin, içinde bulunan cismin hareketini engelleme özelliği
-
[isim]
Yapışkan olma durumu
- SAÇIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Dağıtmak
-
Rastgele saçmak
-
[-i]
Dağıtmak
- BAKIŞIVERME
-
-
[isim]
Bakışıvermek işi
-
[isim]
Bakışıvermek işi
- KARIŞIVERME
- ...
- KAVRAYIŞSIZ
-
-
[sıfat]
Kavrayıcı olmayan
-
[sıfat]
Kavrayıcı olmayan
- KARIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Karışma işini yaptırmak
-
[-i]
İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak
- "Ceplerimi karıştırdım, bozuk para bulamadım." (Falih Rıfkı Atay)
-
[-i]
Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek
- "Pilavı karıştırmak."
-
[-i]
Kurcalamak, oynamak
-
[-i]
Göz atmak, araştırmak, incelemek
- "... saatlerce, istediğim kitapları, divanları, Servetifünun koleksiyonlarını karıştırdım." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[-i]
Üstünkörü okumak
- "Verdiğim cevapları dinlemiyor gibi dalgın, parmaklarıyla bir risaleyi karıştırıyordu." (Halit Ziya Uşaklıgil)
-
Ayırt edememek, tam olarak seçememek
- "Siz düşle gerçeği birbirine karıştırıyorsunuz."
-
[-i]
Karışma işini yaptırmak
- TANIŞABİLME
- ...
- TEKRARLANIŞ
- ...
- ASILMIŞADAM
-
-
[isim]
Salepgillerden, çiçekleri asılmış bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki
-
[isim]
Salepgillerden, çiçekleri asılmış bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki
- ÇARPIŞILMAK
-
-
Çarpışma işi yapılmak
-
Çarpışma işi yapılmak
- ALINTILANIŞ
-
-
[isim]
Alıntılanma işi veya biçimi
-
[isim]
Alıntılanma işi veya biçimi
- BAKIŞABİLME
-
-
[isim]
Bakışabilmek işi
-
[isim]
Bakışabilmek işi
- ÇIKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
- "Sonunda parayı çıkıştırdım."
-
[-i]
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
- TAKIŞTIRMAK
-
-
[nsz]
Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak
-
[nsz]
Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak
- KARIŞTIRICI
-
-
[isim]
İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı
-
Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet
-
[sıfat]
Ortalığı birbirine katan, fitneci, müfsit
-
[isim]
İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı
- KIPRAYIŞSIZ
-
-
[sıfat]
Kıpırtısı olmayan, kıpırtısız
- "Baştan kuyruğa varıncaya kadar hiç farkında değilmiş gibi kıprayışsız bir bekleyiş..." (Halikarnas Balıkçısı)
-
[sıfat]
Kıpırtısı olmayan, kıpırtısız
- YATIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak
- "Hükûmet kuvvetleri ayaklanmayı yatıştırdı."
-
Ölçülü, ılımlı, sakin davranmasını sağlamak, sakinleştirmek
- "O, tombul tombul iyimserliği ile beni yatıştırmak istedi." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Yumuşatmak, razı etmek
- "Arkadaşları yatıştırmak için o toplantıda bulunanlar akşam yemeğine de alıkonulmuşlardı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Bir kargaşayı, ayaklanmayı bastırmak