İçinde ıv olan 8 harfli 41 kelime var. İçerisinde IV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ıv olan kelimeler listesine ya da Sonu ıv ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIVIRCIK
-
-
[isim]
Genellikle Trakya ve Marmara'da yetiştirilen, beyaz tüylü, ince kuyruklu bir tür koyun, kıvırcık koyun
-
Bu koyunun eti
-
Kıvırcık marul
-
[sıfat]
Küçük küçük kıvrımları olan
- "Altı yaşlarında sarı, kıvırcık saçlı bir kız çocuğu, tepine tepine ağlıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Genellikle Trakya ve Marmara'da yetiştirilen, beyaz tüylü, ince kuyruklu bir tür koyun, kıvırcık koyun
- SIVALAMA
-
-
[isim]
Sıvalamak işi
-
[isim]
Sıvalamak işi
- ZIVANALI
-
-
[sıfat]
Zıvanası olan
-
[sıfat]
Zıvanası olan
- YIVIŞMAK
-
-
[nsz]
Cıvık bir duruma gelmek, cıvıklaşmak
-
Teklifsiz ve laubali olmak
- "Devlet adamı saygın kişiliğini böyle gösterir yoksa sırıtıp yıvışıp dedikodu dergilerinin flaşlarına poz vererek değil." (Haldun Taner)
-
[nsz]
Cıvık bir duruma gelmek, cıvıklaşmak
- SIVATMAK
-
-
[-e]
Sıvama işini yaptırmak
-
[-e]
Sıvama işini yaptırmak
- KIVRILMA
-
-
[isim]
Kıvrılmak işi, bükülme
- "Babasına dille değil, sancıdan ölüyor gibi birkaç kıvrılma, burkulma ile karşılık verdi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Yer kabuğunun içten gelen etkenlerle dalgalı bir biçim alması
-
[isim]
Kıvrılmak işi, bükülme
- TIRIVIRI
-
-
[isim]
Misina ağından çeşitli boyutlarda örülmüş, ucuna kurşun ağırlık takılan av malzemesi
-
[isim]
Misina ağından çeşitli boyutlarda örülmüş, ucuna kurşun ağırlık takılan av malzemesi
- KIVRINTI
-
-
[isim]
Kıvrım
-
Kıvrılan yer, dönemeç
- "Yolun kıvrıntısında."
-
[isim]
Kıvrım
- KIVILCIM
-
-
[isim]
Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası, alev, çakım, çakın, çıngı, şerare
-
Demir, taş vb. maddelerin güçlü çarpışmasından sıçrayan ateş durumundaki parçacıkları
-
Harekete geçiren etken
- "Beyninde çakan şimşeğin kıvılcımları hemen ağzından saçılır." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Güneş yüzeyinde düzensiz aralıklarla görülen parlama
-
[isim]
Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası, alev, çakım, çakın, çıngı, şerare
- ISIVEREN
-
-
[sıfat]
Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime), ekzotermik
-
[sıfat]
Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime), ekzotermik
- KIVAMSIZ
-
-
[sıfat]
Kıvamlı olmayan
-
[sıfat]
Kıvamlı olmayan
- AKIVERME
-
-
[isim]
Akıvermek işi
-
[isim]
Akıvermek işi
- KIVANMAK
-
-
[-e]
Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek, iftihar etmek, memnun olmak
-
[-e]
Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek, iftihar etmek, memnun olmak
- SIVINMAK
-
-
[nsz]
Gaz veya buhar durumundan sıvı durumuna geçmek
-
[nsz]
Gaz veya buhar durumundan sıvı durumuna geçmek
- ANIVERME
-
-
[isim]
Anıvermek işi
-
[isim]
Anıvermek işi
- ATIVERME
-
-
[isim]
Atıvermek işi
-
[isim]
Atıvermek işi
- ALIVERME
-
-
[isim]
Alıvermek işi
-
[isim]
Alıvermek işi
- SIVIŞMAK
-
-
[-e]
Bulaşmak, yayılmak, sıvaşmak
-
Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak
- "Yalnız biriniz kapısını tutsun ki polis geldiğinde bir yere sıvışmış olmasın." (Haldun Taner)
-
[-e]
Bulaşmak, yayılmak, sıvaşmak
- KIVIRMAK
-
-
[-i]
Herhangi bir şeyi bükmek
- "Fino, beni görünce kuyruğunu kıvırıp düşmanca havlaya havlaya beyaz dişlerini gösterdi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Kenarından katlamak
-
Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek
-
Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek
-
Uydurup söylemek
- "Gene yalanları kıvırmaya başladı."
-
[-e]
Sapmak
- "Araba birdenbire sağa kıvırdı."
-
[nsz]
Yapmak istememek, yan çizmek
-
[nsz]
Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek
- "Hâlbuki Nahit onu odasına çekip de baş başa prova yaptığı zamanlarda pek âlâ kıvıracağa benziyordu." (Tarık Buğra)
-
[-i]
Herhangi bir şeyi bükmek
- KIVRACIK
-
-
[sıfat]
Derli toplu ve işi kolay
- "Kıvracık bir ev."
-
Ayağına çabuk, hamarat
- "Helal süt emmiş, kıvracık, eli yüzü düzgün, terbiyeli, edepli kızcağız." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[sıfat]
Derli toplu ve işi kolay