İçinde ıs olan 5 harfli 30 kelime var. İçerisinde IS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ıs olan kelimeler listesine ya da sonu ıs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KISAÇ
-
-
[isim]
Bakınız kıskaç
-
[isim]
Bakınız kıskaç
- ISLIK
-
-
[isim]
Dudakların büzülmesiyle veya parmağın dil üzerine getirilmesiyle çıkarılan ince ve tiz ses
- "Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık / Yalnız arabacının dudağında bir ıslık"
-
Bir şeyin çıkardığı ince ve tiz ses
- "Söz dişlerinin arasından keskin bir ıslık şiddetiyle çıktı."
-
[isim]
Dudakların büzülmesiyle veya parmağın dil üzerine getirilmesiyle çıkarılan ince ve tiz ses
- ISKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça isḳāṭ
-
[isim, eskimiş]
Düşürme, aşağı atma
-
Bakınız düşürülme
-
[din bilimi]
Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka
-
[hukuk]
Bir hak veya yükümlülüğün düşürülmesi
-
[isim, eskimiş]
Düşürme, aşağı atma
- ISSIZ
-
-
[sıfat]
Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan; yaban, kûhi, tenha
- "Köşkün bütün odaları ıssız."
-
[mecaz]
Yalnız, kimsesi olmayan
-
[zarf]
Tenha bir durumda
- "Tenha sokak karın altında olduğundan daha ıssız görünüyor."
-
[sıfat]
Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan; yaban, kûhi, tenha
- ISLAH
-
Kelime Kökeni: Arapça iṣlāḥ
-
[isim]
Bakınız iyileştirme
- "Cezaevlerinin ıslahı."
-
Bir hayvan veya bitki türünden daha iyi verim alabilmek amacıyla yapılan işlem
- "Tohum ıslah istasyonu."
-
[isim]
Bakınız iyileştirme
- ISLAK
-
-
[sıfat]
Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan; yaş (II)
- "Baş başa uzandık seninle ıslak / Çimenlerine yaz bahçelerinin"
-
Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış
- "Hastanın soğuk terle ıslak alnına avucunu koyarak durdu."
-
[sıfat]
Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan; yaş (II)
- ŞAHIS
-
Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣ
-
[isim]
Bakınız kişi
- "Yazılarınız da şahıslarınız da birbirine benzemez."
-
[isim]
Bakınız kişi
- KISMA
-
-
[isim]
Kısmak işi
-
Bakınız kısıntı
-
[isim]
Kısmak işi
- HISIM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫiṣm
-
[isim, hukuk]
Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler; yan soy
- "Aradan bir süre geçti, garnizonda bir idareci bana müracaat ederek verdiğiniz listedeki isimlerin üçüncü derecede hısmınız olduğunu imzanızla tasdik ediniz, dedi."
-
[isim, hukuk]
Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler; yan soy
- MISRA
-
Kelime Kökeni: Arapça miṣrāʿ
-
[isim, edebiyat]
Bakınız dize
-
[isim, edebiyat]
Bakınız dize
- KISSA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳiṣṣa
-
[isim]
Ders çıkarılması gereken anlatı, olay
- "Babam, beni ve kız kardeşimi yanına çağırıp birtakım mucize ve keramet kıssaları anlatmayı da severdi."
-
[isim]
Ders çıkarılması gereken anlatı, olay
- KISIK
-
-
[sıfat]
Kısılmış olan; basık
-
Kuvvetli ve yüksek tonda olmayan, hafif, boğuk (ses); ağır, alçak
- "Arkasından çıtırtılar, kısık sesler geliyordu."
-
Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı)
-
[isim, coğrafya]
Bakınız boğaz
-
[sıfat]
Kısılmış olan; basık
- KISIM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳism
- KISIR
-
-
[sıfat]
Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan); yoz
-
Ürün vermeyen (toprak); yoz
- "Kısır toprak."
-
[mecaz]
Verimsiz, yararsız, sonuçsuz olan
- "Kısır çalışma. Kısır tartışma."
-
[biyoloji]
İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.); steril
-
[sıfat]
Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan); yoz
- TIRIS
-
-
[isim]
Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü
- "Hafif tırıs üzere yürüyen hayvanı âdeta dörtnala koşturmaya başlıyordu."
-
[isim]
Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü
- MISIR
-
Kelime Kökeni: Arapça miṣr
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, erkek çiçekleri tepede salkım durumunda, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir kültür bitkisi; darı, kokoroz, lazut (Zea mays)
-
Bu bitkinin koçan üzerindeki taneli ürünü
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, erkek çiçekleri tepede salkım durumunda, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir kültür bitkisi; darı, kokoroz, lazut (Zea mays)
- KISIT
-
-
[isim, hukuk]
Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması
-
Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması; kısıtlılık, kısıtlama, hacir
-
[isim, hukuk]
Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması
- KISIŞ
-
-
[isim]
Kısmak işi
- "Yeşil gözlerini iki ince renk çizgisine çeviren bir kısışla güldü."
-
[isim]
Kısmak işi
- KISAS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳiṣāṣ
-
[isim, hukuk]
Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma
- "Orada âdeta kısas kaidesi hükümfermadır, öldüren ölüme yollanır."
-
[isim, hukuk]
Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma
- KISKI
-
-
[isim]
Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça
-
[isim]
Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça