İçinde ıs olan 5 harfli 30 kelime var. İçerisinde IS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ıs olan kelimeler listesine ya da sonu ıs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KISAÇ

  1. [isim] Bakınız kıskaç
ISLIK

  1. [isim] Dudakların büzülmesiyle veya parmağın dil üzerine getirilmesiyle çıkarılan ince ve tiz ses
    • "Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık / Yalnız arabacının dudağında bir ıslık" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. Bir şeyin çıkardığı ince ve tiz ses
    • "Söz dişlerinin arasından keskin bir ıslık şiddetiyle çıktı." (Aka Gündüz)
ISKAT

Kelime Kökeni: Arapça isḳāṭ

  1. [isim, eskimiş] Düşürme, aşağı atma
  2. Bakınız düşürülme
  3. [din bilimi] Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka
  4. [hukuk] Bir hak veya yükümlülüğün düşürülmesi
ISSIZ

  1. [sıfat] Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan; yaban, kûhi, tenha
    • "Köşkün bütün odaları ıssız." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Yalnız, kimsesi olmayan
  3. [zarf] Tenha bir durumda
    • "Tenha sokak karın altında olduğundan daha ıssız görünüyor." (Ahmet Ümit)
ISLAH

Kelime Kökeni: Arapça iṣlāḥ

  1. [isim] Bakınız iyileştirme
    • "Cezaevlerinin ıslahı."
  2. Bir hayvan veya bitki türünden daha iyi verim alabilmek amacıyla yapılan işlem
    • "Tohum ıslah istasyonu."
ISLAK

  1. [sıfat] Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan; yaş (II)
    • "Baş başa uzandık seninle ıslak / Çimenlerine yaz bahçelerinin" (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış
    • "Hastanın soğuk terle ıslak alnına avucunu koyarak durdu." (Peyami Safa)
ŞAHIS

Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣ

  1. [isim] Bakınız kişi
    • "Yazılarınız da şahıslarınız da birbirine benzemez." (Peyami Safa)
KISMA

  1. [isim] Kısmak işi
  2. Bakınız kısıntı
HISIM

Kelime Kökeni: Arapça ḫiṣm

  1. [isim, hukuk] Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler; yan soy
    • "Aradan bir süre geçti, garnizonda bir idareci bana müracaat ederek verdiğiniz listedeki isimlerin üçüncü derecede hısmınız olduğunu imzanızla tasdik ediniz, dedi." (İhsan Sabri Çağlayangil)
MISRA

Kelime Kökeni: Arapça miṣrāʿ

  1. [isim, edebiyat] Bakınız dize
KISSA

Kelime Kökeni: Arapça ḳiṣṣa

  1. [isim] Ders çıkarılması gereken anlatı, olay
    • "Babam, beni ve kız kardeşimi yanına çağırıp birtakım mucize ve keramet kıssaları anlatmayı da severdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
KISIK

  1. [sıfat] Kısılmış olan; basık
  2. Kuvvetli ve yüksek tonda olmayan, hafif, boğuk (ses); ağır, alçak
    • "Arkasından çıtırtılar, kısık sesler geliyordu." (Yusuf Atılgan)
  3. Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı)
  4. [isim, coğrafya] Bakınız boğaz
KISIM

Kelime Kökeni: Arapça ḳism

  1. [isim] Bakınız bölüm
    • "Felsefenin teorik olan kısmına pek aldırmaz." (Nezihe Araz)
  2. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü
    • "Kadın kısmı tutunacak yer ister, güvenecek yer ister." (Zeyyat Selimoğlu)
  3. Bakınız kol (I)
    • "Bankanın kambiyo kısmında çalışıyorum."
KISIR

  1. [sıfat] Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan); yoz
  2. Ürün vermeyen (toprak); yoz
    • "Kısır toprak."
  3. [mecaz] Verimsiz, yararsız, sonuçsuz olan
    • "Kısır çalışma. Kısır tartışma."
  4. [biyoloji] İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.); steril
TIRIS

  1. [isim] Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü
    • "Hafif tırıs üzere yürüyen hayvanı âdeta dörtnala koşturmaya başlıyordu." (Memduh Şevket Esendal)
MISIR

Kelime Kökeni: Arapça miṣr

  1. [isim, bitki bilimi] Buğdaygillerden, gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, erkek çiçekleri tepede salkım durumunda, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir kültür bitkisi; darı, kokoroz, lazut (Zea mays)
  2. Bu bitkinin koçan üzerindeki taneli ürünü
KISIT

  1. [isim, hukuk] Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması
  2. Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması; kısıtlılık, kısıtlama, hacir
KISIŞ

  1. [isim] Kısmak işi
    • "Yeşil gözlerini iki ince renk çizgisine çeviren bir kısışla güldü." (Halide Edip Adıvar)
KISAS

Kelime Kökeni: Arapça ḳiṣāṣ

  1. [isim, hukuk] Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma
    • "Orada âdeta kısas kaidesi hükümfermadır, öldüren ölüme yollanır." (Refik Halit Karay)
KISKI

  1. [isim] Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü