İçinde ıcı olan 8 harfli 34 kelime var. İçerisinde ICI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ıcı olan kelimeler listesine ya da sonu ıcı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ISLATICI
-
-
[isim]
Yapıştırmadan önce pulları, zarfları, etiketleri ıslatmaya yarayan araç
-
[isim]
Yapıştırmadan önce pulları, zarfları, etiketleri ıslatmaya yarayan araç
- TARAYICI
-
-
[isim]
Kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri tanıyıp bilgisayar ortamına aktaran araç
-
Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçiren veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit eden kimse
-
[isim]
Kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri tanıyıp bilgisayar ortamına aktaran araç
- DAMITICI
-
-
[isim]
Bakınız imbik
-
Endüstride türlü ham maddeleri damıtan kimse
-
[isim]
Bakınız imbik
- DAĞITICI
-
-
[isim]
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse; müvezzi
-
Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş; distribütör
-
[teknik]
Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt; distribütör
-
[sıfat]
Elektrik, sinyal, ses vb.ni birden fazla hedefe ayrı ayrı ileten
-
[isim]
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse; müvezzi
- TAŞIYICI
-
-
[isim]
Taşıma işini yapan kimse veya şey; yükçü
-
Yükü havadan veya yerden taşımaya yarayan ve kapalı devre çalışan alet; konveyör
-
Bakınız hamal
-
Bakınız aktarıcı
- "Her insan, kâinatı dolduran varlığın bir özü ve âlemşümul düşüncenin bir taşıyıcısıdır."
-
[tıp]
Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu vücudunda taşıyan canlı; portör
-
[isim]
Taşıma işini yapan kimse veya şey; yükçü
- POLARICI
-
-
[isim, fizik]
Işığı polarmaya yarayan alet; polargı
-
[isim, fizik]
Işığı polarmaya yarayan alet; polargı
- YALITICI
-
-
[sıfat]
Bakınız yalıtkan
-
[sıfat]
Bakınız yalıtkan
- YIKAYICI
-
-
[isim]
Yıkama işini yapan kimse
- "Ölü yıkayıcısı."
-
[sinema]
Laboratuvarda filmlerin yıkama işini yöneten kimse
-
[isim]
Yıkama işini yapan kimse
- YAPAĞICI
-
-
[isim]
Yapağı alıp satan kimse; yapakçı
-
[isim]
Yapağı alıp satan kimse; yapakçı
- AŞICILIK
-
-
[isim]
Aşıcının yaptığı iş
- "Sanatları aşıcılık olan birçok kocakarı var."
-
[isim]
Aşıcının yaptığı iş
- ANLATICI
-
-
[isim, edebiyat]
Herhangi bir olay, masal, destan vb.ni anlatan kimse
-
Edebiyat metinleri, sinema, tiyatro, televizyon dizileri vb. alanlarda söz konusu olayı anlatan hayali varlık
-
[isim, edebiyat]
Herhangi bir olay, masal, destan vb.ni anlatan kimse
- BICIRGAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Boru biçimindeki maden parçalarının içini düzleştirip parlatmakta kullanılan alet
-
[isim, ağızlardan]
Boru biçimindeki maden parçalarının içini düzleştirip parlatmakta kullanılan alet
- AYARTICI
-
-
[sıfat]
Ayartma işini yapan
- "Esen sert ama ayartıcı, baştan çıkarıcı rüzgârların önünde sürükleniyor sadece..."
-
[sıfat]
Ayartma işini yapan
- AĞLATICI
-
-
[sıfat]
Ağlatan, insanı ağlatacak kadar duygulandıran
-
[sıfat]
Ağlatan, insanı ağlatacak kadar duygulandıran
- ABARTICI
-
-
[sıfat]
Abartıyı huy edinen (kimse); abartmacı, mübalağacı
- "Gerçekten Amerikan kanallarının o abartıcı havası içinde Türkiye'de olanlar anlatılıyordu."
-
[sıfat]
Abartıyı huy edinen (kimse); abartmacı, mübalağacı
- UFACICIK
-
-
[sıfat]
Bakınız küçücük
- "Kenarı fıstık çamlarıyla süslenmiş bir ufacıcık akçıl kayalık Lübnan köyü."
-
[sıfat]
Bakınız küçücük
- KAYIRICI
-
-
[isim]
Bir kimseyi kayıran, ona arka çıkan kimse; dayı, iltimasçı, piston, torpil
- "Günahkârlar başkaldırdıkları cemiyetin yol gösterici, kayırıcı ellerine muhtaçtırlar."
-
[isim]
Bir kimseyi kayıran, ona arka çıkan kimse; dayı, iltimasçı, piston, torpil
- ARICILIK
-
-
[isim]
Arıcının yaptığı iş
-
[isim]
Arıcının yaptığı iş
- BULAŞICI
-
-
[sıfat]
Birinden bir başkasına geçen, bulaşan; geçici, sâri
-
[sıfat]
Birinden bir başkasına geçen, bulaşan; geçici, sâri
- VICIKLIK
-
-
[isim]
Vıcık olma durumu
-
[isim]
Vıcık olma durumu