İçinde ğı olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde ĞI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğı olan kelimeler listesine ya da sonu ğı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAĞIM

  1. [isim] Bir şeyin veya bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu
BAĞIL

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız bağıntılı
  2. [isim, fizik] Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği
BAĞIN

  1. [isim] Bakınız iksa
SIĞIR

  1. [isim, hayvan bilimi] Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı
  2. [mecaz] Söz ve davranışlarında incelikten yoksun olan kimse
  3. [hakaret yollu] “Çok kaba, anlayışsız” anlamında bir hakaret sözü
SAĞIM

  1. [isim] Sağmak işi
  2. Süt veren hayvan
    • "Onun epey sağımı var."
SIĞIN

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız alageyik
SAĞIN

  1. [sıfat, felsefe] Doğruluk kuralına uygun olan
  2. Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği, sahih
    • "Sağın anlatım."
BAĞIŞ

  1. [isim] Bir kimsenin, kuruluşun veya ülkenin ayni veya nakdi varlıklarını kendi iradesi ile bir başka kişi, kurum veya tüzel kişiliklere karşılıksız olarak devretmesi; hibe, teberru
    • "Hemen Allah vere de babası bağışımızı, başlığımızı kızına layık bulsa." (Kemal Bilbaşar)
BAĞIT

  1. [isim, hukuk] Bakınız sözleşme
    • "Mahkeme taraflar arasında bir bağıt münasebeti bulunmadığını ve belediyenin bu kullanma dolayısıyla bir zarara uğramadığını göz önüne alarak davayı reddetmiştir." (Sinan Erdemli)
SAĞIR

  1. [sıfat] İşitme ve konuşma sorunu yaşayan, iletişimi işaret dili ile kurabilen ve işiten kişilerle iletişim kurmakta zorlanan (kimse)
  2. [mecaz] Ses geçirmeyen
    • "Adliyenin arka taraflarına isabet eden, şehrin gürültüsünü duymayan, sağır, mahfuz bir odasında idik." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  3. [mecaz] Isıyı az veren, geç ısınan
    • "Sağır soba."
  4. [mecaz] Vurulduğu zaman gereği kadar ses vermeyen
    • "Sağır davul."
  5. İçi görülmeyen, donuk (cam)
BAĞIR

  1. [isim] Bakınız göğüs
    • "Bak çorak tarlasında sabanına dayanmış / Geniş alnı güneşle, bağrı ateşle yanmış" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. Ok yayının orta bölümü
  3. Dağın orta bölümü
  4. [anatomi] Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı; ahşa
  5. Bir şeyin ortası, orta yeri
  6. [mecaz] Bakınız sine
ÇIĞIR

  1. [isim] Çığın kar üzerinde açtığı iz
  2. Bakınız patika
  3. Bakınız iz
    • "Sabanın sapına çalımlı çalımlı sarılarak kuvvetli demirin açtığı çığır üzerinde ağır adımlarla yürümekteydi." (Nabizade Nâzım)
  4. [mecaz] Yeni bir biçim, yöntem veya yol
    • "Edebiyatımızda büyük bir çığırın ilk ve güçlü öncüsü olan bu hikâyeler..." (Haldun Taner)
YIĞIŞ

  1. [isim] Yığmak işi
YIĞIN

  1. [isim] Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
    • "Ben de bu hudutsuz yığında bir kum tanesiyim." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle
OTAĞI

  1. Bakınız otağ (otağ kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
AĞILI

  1. [sıfat] Bakınız zehirli
YAĞIŞ

  1. [isim] Yağmak işi
  2. Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı
  3. Yağan yağmur veya kar miktarı
  4. Bakınız yağmur
YAĞIZ

  1. [sıfat] Bakınız esmer
    • "Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bakınız doru
    • "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  3. [ağızlardan] Bakınız yiğit
    • "Bunu o ilk zamanlardaki yağız savaşçı havasıyla dedi." (Attilâ İlhan)
YAĞIR

  1. [isim, ağızlardan] İki kürek kemiğinin arası
  2. Atın omuzları arasındaki yer
  3. Çoğunlukla bu yerde eyer ve semerin açtığı yara
  4. Bakınız kel
AŞAĞI

  1. [isim] Bir şeyin alt bölümü; zir, yukarı karşıtı
  2. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri
  3. [sıfat] Bir yere göre daha alçak yerde bulunan
    • "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik." (Aka Gündüz)
  4. [sıfat, mecaz] Niteliği düşük olan; adi
  5. [sıfat, mecaz] Daha küçük, daha az
    • "On sekiz yaşından aşağı olanlar giremez."
  6. [sıfat, mecaz] Değeri daha az
  7. [zarf] Yere doğru
    • "Bir gün içinde yukarıdan aşağı inmiştik." (Ayla Kutlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü