İçinde ğı olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde ĞI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğı olan kelimeler listesine ya da sonu ğı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞIM
-
-
[isim]
Bir şeyin veya bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu
-
[isim]
Bir şeyin veya bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu
- BAĞIL
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız bağıntılı
-
[isim, fizik]
Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız bağıntılı
- BAĞIN
-
-
[isim]
Bakınız iksa
-
[isim]
Bakınız iksa
- SIĞIR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı
-
[mecaz]
Söz ve davranışlarında incelikten yoksun olan kimse
-
[hakaret yollu]
“Çok kaba, anlayışsız” anlamında bir hakaret sözü
-
[isim, hayvan bilimi]
Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı
- SAĞIM
-
-
[isim]
Sağmak işi
-
Süt veren hayvan
- "Onun epey sağımı var."
-
[isim]
Sağmak işi
- SIĞIN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız alageyik
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız alageyik
- SAĞIN
-
-
[sıfat, felsefe]
Doğruluk kuralına uygun olan
-
Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği, sahih
- "Sağın anlatım."
-
[sıfat, felsefe]
Doğruluk kuralına uygun olan
- BAĞIŞ
-
-
[isim]
Bir kimsenin, kuruluşun veya ülkenin ayni veya nakdi varlıklarını kendi iradesi ile bir başka kişi, kurum veya tüzel kişiliklere karşılıksız olarak devretmesi; hibe, teberru
- "Hemen Allah vere de babası bağışımızı, başlığımızı kızına layık bulsa."
-
[isim]
Bir kimsenin, kuruluşun veya ülkenin ayni veya nakdi varlıklarını kendi iradesi ile bir başka kişi, kurum veya tüzel kişiliklere karşılıksız olarak devretmesi; hibe, teberru
- BAĞIT
-
-
[isim, hukuk]
Bakınız sözleşme
- "Mahkeme taraflar arasında bir bağıt münasebeti bulunmadığını ve belediyenin bu kullanma dolayısıyla bir zarara uğramadığını göz önüne alarak davayı reddetmiştir."
-
[isim, hukuk]
Bakınız sözleşme
- SAĞIR
-
-
[sıfat]
İşitme ve konuşma sorunu yaşayan, iletişimi işaret dili ile kurabilen ve işiten kişilerle iletişim kurmakta zorlanan (kimse)
-
[mecaz]
Ses geçirmeyen
- "Adliyenin arka taraflarına isabet eden, şehrin gürültüsünü duymayan, sağır, mahfuz bir odasında idik."
-
[mecaz]
Isıyı az veren, geç ısınan
- "Sağır soba."
-
[mecaz]
Vurulduğu zaman gereği kadar ses vermeyen
- "Sağır davul."
-
İçi görülmeyen, donuk (cam)
-
[sıfat]
İşitme ve konuşma sorunu yaşayan, iletişimi işaret dili ile kurabilen ve işiten kişilerle iletişim kurmakta zorlanan (kimse)
- BAĞIR
-
- ÇIĞIR
-
- YIĞIŞ
-
-
[isim]
Yığmak işi
-
[isim]
Yığmak işi
- YIĞIN
-
-
[isim]
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
- "Ben de bu hudutsuz yığında bir kum tanesiyim."
-
Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle
-
[isim]
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
- OTAĞI
-
-
Bakınız otağ (otağ kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
-
Bakınız otağ (otağ kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
- AĞILI
-
-
[sıfat]
Bakınız zehirli
-
[sıfat]
Bakınız zehirli
- YAĞIŞ
-
-
[isim]
Yağmak işi
-
Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı
-
Yağan yağmur veya kar miktarı
-
Bakınız yağmur
-
[isim]
Yağmak işi
- YAĞIZ
-
- YAĞIR
-
-
[isim, ağızlardan]
İki kürek kemiğinin arası
-
Atın omuzları arasındaki yer
-
Çoğunlukla bu yerde eyer ve semerin açtığı yara
-
Bakınız kel
-
[isim, ağızlardan]
İki kürek kemiğinin arası
- AŞAĞI
-
-
[isim]
Bir şeyin alt bölümü; zir, yukarı karşıtı
-
Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri
-
[sıfat]
Bir yere göre daha alçak yerde bulunan
- "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik."
-
[sıfat, mecaz]
Niteliği düşük olan; adi
-
[sıfat, mecaz]
Daha küçük, daha az
- "On sekiz yaşından aşağı olanlar giremez."
-
[sıfat, mecaz]
Değeri daha az
-
[zarf]
Yere doğru
- "Bir gün içinde yukarıdan aşağı inmiştik."
-
[isim]
Bir şeyin alt bölümü; zir, yukarı karşıtı