İçinde ğl olan 7 harfli 39 kelime var. İçerisinde ĞL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğl olan kelimeler listesine ya da sonu ğl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KULOĞLU

  1. [isim, tarih] Ölen evli yeniçerilerin, babaları gibi ocakta askerlik yapan çocukları
YAĞLAMA

  1. [isim] Yağlamak işi
  2. [ağızlardan] Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek
  3. Deri işleme sanayisinde derilerin yumuşak, esnek ve su geçirmez hâle gelmesi için yapılan işlem
AĞLATIŞ

  1. [isim] Ağlatmak işi
DAĞLAĞI

  1. [isim] Dağlama aracı
DAĞLAMA

  1. [isim] Dağlamak işi
ÇAĞLAMA

  1. [isim] Çağlamak işi
KÖROĞLU

  1. [isim, ağızlardan] Kocanın karısına verdiği ad
    • "Benim köroğlu yamandır. Üç tavuk besler bizim gecekondunun önünde, bir kafes içinde." (Necati Cumalı)
AĞLAMSI

  1. [sıfat] Bakınız ağlamaklı
    • "Sesi karıncalandı, ağlamsı bir hâl aldı." (Yaşar Kemal)
BEYOĞLU

  1. [isim] İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
EĞLENME

  1. [isim] Eğlenmek işi
  2. Neşeli, hoşça vakit geçirme
  3. Alay etme
    • "Herkesle eğlenmeye ne hakkın var?"
  4. Bakınız oyalanma
    • "Salonun demirbaşı olan piyano, yağmurlu günlerde çocukların eğlenmesi için kullanıldı." (Ayla Kutlu)
AĞLAMAK

  1. [nesnesiz] Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
    • "Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım" (Orhan Veli Kanık)
  2. [mecaz] Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak
  3. [-den, mecaz] Herhangi bir şeyden yakınmak
  4. [-e, mecaz] Bir duruma üzülmek
    • "Şu kara bahtıma ağlıyorum."
EĞLENCE

  1. [isim] Eğlenme işi; âlem, cümbüş, sefahat, zevk
    • "Eli pek açık ve eğlenceye biraz fazla düşkündü." (Sabahattin Ali)
  2. Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse
    • "Karıma göre en güzel eğlence kırda yayan gezmek, kırların havasından istifade etmektir." (Ömer Seyfettin)
TUĞLACI

  1. [isim] Tuğla yapan veya satan kimse
    • "Su yolunda tuğlacılarla konducular arasında kavga patladı." (Lâtife Tekin)
EĞLENİŞ

  1. [isim] Eğlenmek işi
    • "Garp âleminde eğlenişin bir misali bu." (Yahya Kemal Beyatlı)
ÖĞLENCİ

  1. [isim] İkili öğretim yapan okullarda öğleden sonra ders gören öğrenci, sabahçı karşıtı
  2. İş yerlerinde öğle vakti başlayan vardiyada çalışan kimse
    • "Öğlenciler sabah postasından işi tam saat birde teslim alırlar, akşamın sekizine kadar götürürler." (Tarık Dursun K)
ÖĞLENKİ

  1. [sıfat] Öğlene özgü, öğlen olan, öğlen yapılan
    • "Öğlenki yemek midemi bozdu."
EĞLEŞME

  1. [isim] Eğleşmek, oyalanmak işi; tevakkuf
    • "Kamyonlar çekildikten sonra çatılarla eğleşmeye gelen kuşlar bulutların altından topluca aşağı süzüldü." (Lâtife Tekin)
AĞLASUN

  1. [isim] Burdur iline bağlı ilçelerden biri
EĞLENTİ

  1. [isim] Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı
    • "Dün geceki heyecan bir eğlenti coşkunluğu idi." (Falih Rıfkı Atay)
LIĞLAMA

  1. [isim] Lığlamak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü