İçinde üş olan 6 harfli 40 kelime var. İçerisinde ÜŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üş olan kelimeler listesine ya da Sonu üş ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜŞÜRME
-
-
[isim]
Üşürme işi veya durumu
-
[isim]
Üşürme işi veya durumu
- ÜZÜLÜŞ
- ...
- DÜŞSÜZ
-
-
[sıfat]
Düşü olmayan
- "Geceleri bile düşsüz koyu bir uyku çekerdi." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Düşü olmayan
- ÖTÜŞME
-
-
[isim]
Ötüşmek işi
-
[isim]
Ötüşmek işi
- DÜŞMAN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, dost karşıtı
- "Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Hele ihtiyarlıkta yatağa düşmek, düşman başına." (Atilla İlhan)
- "Şu dakika yalnız bu memleketin değil, bütün insanlığın düşmanı kesilmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları
- "Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor." (Aka Gündüz)
-
Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar
- "Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?" (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
-
[sıfat]
Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.)
-
Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse
- "Ekmek düşmanı."
-
Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse
- "İçki düşmanı."
-
[isim]
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, dost karşıtı
- MÜŞFİK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Sevecen, şefkatli
- "Annem müşfik aferinlerle saçlarımı okşadı." (Ömer Seyfettin)
-
[sıfat]
Sevecen, şefkatli
- MÜŞRİK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Tanrı'ya ortak koşan
-
[sıfat]
Tanrı'ya ortak koşan
- DÜŞLEM
-
-
[isim]
Düş yoluyla beliren görüntü
- "Öykümde, düşlemi uç noktasına vardırıp, bir öykü kişisinden söz etmiştim." (Selim İleri)
-
[isim]
Düş yoluyla beliren görüntü
- ÜŞENME
-
-
[isim]
Üşenmek işi
- "Fakat tam kapıdan çıkacağım zaman, üstüme bir üşenmedir çöküyor." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Üşenmek işi
- ÜŞÜMEK
-
-
[nsz]
Isı yokluğundan, azlığından veya ısı kaybından etkilenmek, soğuğun etkisini duymak
- "Üşümüş, donmuş gibi, kaba, nasırlı, pis ellerini karnının üstünde sıkıyordu." (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Isı yokluğundan, azlığından veya ısı kaybından etkilenmek, soğuğun etkisini duymak
- DÜŞSEL
-
-
[sıfat]
Düş ile ilgili, hayalî
- "Gökteki düşsel melekler gerçek olsalar bile onlar hiç yeni bir şey doğuramazdı." (Halikarnas Balıkçısı)
-
[sıfat]
Düş ile ilgili, hayalî
- ÜŞÜNTÜ
-
-
[isim]
Toplanma, üşüşme, üşüşüp bir araya gelme
- "Karınca üşüntüsü."
-
[isim]
Toplanma, üşüşme, üşüşüp bir araya gelme
- ÜŞENİŞ
- ...
- KÜŞADE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
Açık, açılmış
-
Açık, açılmış
- ÇÜNGÜŞ
- ...
- ÜŞÜŞME
-
-
[isim]
Üşüşmek işi
-
[isim]
Üşüşmek işi
- ÖPÜŞME
-
-
[isim]
Öpüşmek işi
-
[isim]
Öpüşmek işi
- ÜŞÜTME
-
-
[isim]
Üşütmek durumu
-
[isim]
Üşütmek durumu
- ÜŞÜTÜK
-
-
[sıfat]
Aklını yitirmiş, delirmiş (kimse)
-
[sıfat]
Aklını yitirmiş, delirmiş (kimse)
- DÜŞKÜN
-
-
[sıfat]
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, meraklı, tutkun
- "Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır." (Halide Edip Adıvar)
- "Şiire milletçe düşkün oluşumuzun sebeplerini araştırırken kafiye merakımıza takıldım." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
- "Sigara düşkünü."
-
Geçim sıkıntısına düşmüş
- "Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu." (Refik Halit Karay)
-
Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş
- "Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş
-
Değer ve onurunu yitirmiş
- "Düşkün kadın."
-
[sıfat]
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, meraklı, tutkun