İçinde üzme olan 16 kelime var. İçerisinde ÜZME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üzme olan kelimeler listesine ya da sonu üzme ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
DÜZMECELİK, DÜZMECİLİK
DÜZMECE, DÜZMECİ, HÜZMELİ
BÜZMEK, DÜZMEK, SÜZMEK, YÜZMEK
BÜZME, DÜZME, HÜZME, SÜZME, ÜZMEK, YÜZME
ÜZME
Üzme Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
MÜZE, ÜZME
3 Harfli Kelimeler
ZEM
2 Harfli Kelimeler
EM, ME, ZE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜZMECİLİK
-
-
[isim]
Bakınız sahtekârlık
- "Dağda taşta insanların düzmeciliği yoktu."
-
[isim]
Bakınız sahtekârlık
- DÜZMECELİK
-
-
[isim]
Düzmece olma durumu
- "İlişkinin düzmeceliğinden yorulunca kapıyı çarpıp çıkanın, başka birine kaptırıldığı sanısı yaygındır."
-
[isim]
Düzmece olma durumu
- DÜZMECİ
-
-
[sıfat]
Bakınız sahtekâr
-
[sıfat]
Bakınız sahtekâr
- HÜZMELİ
-
-
[sıfat]
Işık saçan
- "Kısa hüzmeli farları yaktı."
-
[sıfat]
Işık saçan
- DÜZMECE
-
-
[sıfat]
Bakınız sahte
-
[sıfat]
Bakınız sahte
- DÜZMEK
-
-
[-i]
Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek
- "Oğlum Sıtkı için son zamanlarda epeyce temiz ev eşyası düzdü diyorlar."
-
Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek
-
[-e]
Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek
- "Yeşil caminin avlusundaki sette oturmuş, Nilüfer ovasına şiir düzerken..."
-
[nesnesiz]
Bakınız uydurmak
- "Bir sürü yalan düzmüş."
-
[kaba konuşmada]
Erkek, cinsel ilişkide bulunmak
-
[-i]
Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek
- SÜZMEK
-
-
[-i]
Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek
- "Sütü süzmek."
-
Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak
- "Sirkenin tortusunu süzmek."
-
Gözle inceleyerek dikkatle bakmak; taramak
- "Yarı kapalı, yumuk yumuk gözlerini büsbütün küçülterek nehrin iki kıyısını süzdü."
-
Göz baygın ve anlamlı bakmak
- "Bir ara yandaki masada oturan adamın beni süzdüğünü sezinledim."
-
[-i]
Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek
- BÜZMEK
-
-
[-i]
Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek
- "Sonra dudaklarını büzdü. Tanımıyorum dememek için soyadları neydi diye sordu."
-
Bakınız kısmak
- "Vefik Paşa gözlerini büzdü, başparmağını kaşları arasına soktu."
-
[-i]
Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek
- YÜZMEK
-
-
[nesnesiz]
Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak; çimmek
- "Fakat bir gün onu denizde, şu mavi yeşil çizgilenen denizde yüzerken gördüm."
-
Yüzme sporu yapmak
-
Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak
- "Tahta suda yüzer."
-
Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak
- "Hiçbir kaygının gölgelemediği bir saadet içinde yüzmektedir."
-
[mecaz]
Bakınız dalgalanmak
-
[mecaz]
Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak, bir şeye bulanmak
- "Kitaplar toz içinde yüzüyor. Ev pislik içinde yüzüyor."
-
[nesnesiz]
Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak; çimmek
- ÜZMEK
-
-
[-i]
Üzüntü vermek
- "Onu biraz üzerim ama zekâsına da bayılırım."
-
Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak
- "Odunlar eşeğin sırtını üzüyordu."
-
[-i]
Üzüntü vermek
- YÜZME
-
-
[isim]
Yüzmek işi
-
Yüzme sporu
-
[isim]
Yüzmek işi
- BÜZME
-
-
[isim]
Büzmek işi
-
[sıfat]
Ağzı büzülerek kapatılan (kese, torba, çarşaf vb.)
- "Öbürü dolgunca ve büzme çarşaflı."
-
[isim]
Büzmek işi
- SÜZME
-
-
[isim]
Süzmek işi
-
[sıfat]
Süzülmüş olan, süzülerek elde edilen
- "Süzme bal. Süzme yoğurt."
-
[sıfat, argo]
Kötü, aşağılık, malın gözü (kimse)
-
[sıfat, argo]
Katışıksız, saf
- "Son derece zeki babalardan süzme salak oğulların çıktığı görülmüştü."
-
[isim]
Süzmek işi
- HÜZME
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥuzme
-
[isim]
Bakınız ışık demeti
- "Sokaktaki kızın vücudundan dağılan bir sevinç hüzmesi görünmez ışıklar gibi evimizi dolduruyor."
-
[isim]
Bakınız ışık demeti
- DÜZME
-
- ÜZME
-
-
[isim]
Üzmek işi; tazip
- "Bana saadeti çekinmeden sunan bir kadının kardeşini üzmeye hakkım yoktu."
-
[isim]
Üzmek işi; tazip