İçinde üzme olan 16 kelime var. İçerisinde ÜZME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üzme olan kelimeler listesine ya da sonu üzme ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

DÜZMECELİK, DÜZMECİLİK

7 Harfli Kelimeler

DÜZMECE, DÜZMECİ, HÜZMELİ

6 Harfli Kelimeler

BÜZMEK, DÜZMEK, SÜZMEK, YÜZMEK

5 Harfli Kelimeler

BÜZME, DÜZME, HÜZME, SÜZME, ÜZMEK, YÜZME

4 Harfli Kelimeler

ÜZME

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Üzme Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M Z Ü

4 Harfli Kelimeler

MÜZE, ÜZME

3 Harfli Kelimeler

ZEM

2 Harfli Kelimeler

EM, ME, ZE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DÜZMECİLİK

  1. [isim] Bakınız sahtekârlık
    • "Dağda taşta insanların düzmeciliği yoktu." (Halikarnas Balıkçısı)
DÜZMECELİK

  1. [isim] Düzmece olma durumu
    • "İlişkinin düzmeceliğinden yorulunca kapıyı çarpıp çıkanın, başka birine kaptırıldığı sanısı yaygındır." (Tomris Uyar)
DÜZMECİ

  1. [sıfat] Bakınız sahtekâr
HÜZMELİ

  1. [sıfat] Işık saçan
    • "Kısa hüzmeli farları yaktı."
DÜZMECE

  1. [sıfat] Bakınız sahte
DÜZMEK

  1. [-i] Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek
    • "Oğlum Sıtkı için son zamanlarda epeyce temiz ev eşyası düzdü diyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek
  3. [-e] Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek
    • "Yeşil caminin avlusundaki sette oturmuş, Nilüfer ovasına şiir düzerken..." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [nesnesiz] Bakınız uydurmak
    • "Bir sürü yalan düzmüş."
  5. [kaba konuşmada] Erkek, cinsel ilişkide bulunmak
SÜZMEK

  1. [-i] Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek
    • "Sütü süzmek."
  2. Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak
    • "Sirkenin tortusunu süzmek."
  3. Gözle inceleyerek dikkatle bakmak; taramak
    • "Yarı kapalı, yumuk yumuk gözlerini büsbütün küçülterek nehrin iki kıyısını süzdü." (Samim Kocagöz)
  4. Göz baygın ve anlamlı bakmak
    • "Bir ara yandaki masada oturan adamın beni süzdüğünü sezinledim." (Erhan Bener)
BÜZMEK

  1. [-i] Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek
    • "Sonra dudaklarını büzdü. Tanımıyorum dememek için soyadları neydi diye sordu." (Güray Süngü)
  2. Bakınız kısmak
    • "Vefik Paşa gözlerini büzdü, başparmağını kaşları arasına soktu." (Reşat Nuri Güntekin)
YÜZMEK

  1. [nesnesiz] Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak; çimmek
    • "Fakat bir gün onu denizde, şu mavi yeşil çizgilenen denizde yüzerken gördüm." (Emine Işınsu)
  2. Yüzme sporu yapmak
  3. Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak
    • "Tahta suda yüzer."
  4. Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak
    • "Hiçbir kaygının gölgelemediği bir saadet içinde yüzmektedir." (Haldun Taner)
  5. [mecaz] Bakınız dalgalanmak
  6. [mecaz] Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak, bir şeye bulanmak
    • "Kitaplar toz içinde yüzüyor. Ev pislik içinde yüzüyor."
ÜZMEK

  1. [-i] Üzüntü vermek
    • "Onu biraz üzerim ama zekâsına da bayılırım." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak
    • "Odunlar eşeğin sırtını üzüyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
YÜZME

  1. [isim] Yüzmek işi
  2. Yüzme sporu
BÜZME

  1. [isim] Büzmek işi
  2. [sıfat] Ağzı büzülerek kapatılan (kese, torba, çarşaf vb.)
    • "Öbürü dolgunca ve büzme çarşaflı." (Refik Halit Karay)
SÜZME

  1. [isim] Süzmek işi
  2. [sıfat] Süzülmüş olan, süzülerek elde edilen
    • "Süzme bal. Süzme yoğurt."
  3. [sıfat, argo] Kötü, aşağılık, malın gözü (kimse)
  4. [sıfat, argo] Katışıksız, saf
    • "Son derece zeki babalardan süzme salak oğulların çıktığı görülmüştü." (Attilâ İlhan)
HÜZME

Kelime Kökeni: Arapça ḥuzme

  1. [isim] Bakınız ışık demeti
    • "Sokaktaki kızın vücudundan dağılan bir sevinç hüzmesi görünmez ışıklar gibi evimizi dolduruyor." (Orhan Seyfi Orhon)
DÜZME

  1. [isim] Düzmek işi
    • "Kâğıt düzmesini, istediği zarı atmasını ona kim öğretti?" (Tarık Dursun K)
  2. [sıfat] Bakınız uydurma
    • "Düzme senet. Düzme belge."
  3. [sıfat] Bakınız sahte
ÜZME

  1. [isim] Üzmek işi; tazip
    • "Bana saadeti çekinmeden sunan bir kadının kardeşini üzmeye hakkım yoktu." (Kemal Bilbaşar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü