İçinde üze olan 8 harfli 20 kelime var. İçerisinde ÜZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üze olan kelimeler listesine ya da sonu üze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Üze Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E Z Ü
2 Harfli Kelimeler
ZE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MÜZEHHEP
-
Kelime Kökeni: Arapça muẕehheb
-
[sıfat, eskimiş]
Altın suyuna batırılmış olan
-
Yaldızla süslenmiş, yaldızlanmış
-
[sıfat, eskimiş]
Altın suyuna batırılmış olan
- GÜZERGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça guzergāh
-
[isim]
Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer
- "Dönüş yolumuz, Ayazağa, Kâğıthane güzergâhı idi."
-
Yol boyu
- "Görüyorsun ki hat güzergâhına verdiğimiz şifrelerin hepsine menfi cevap geldi."
-
Çok geçilen yer, geçek
-
[isim]
Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer
- DÜZELMEK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız düzleşmek
- "Burada toprak basıla basıla düzelmiş."
-
Kötü, bozulmuş bir durumdayken düzenli duruma gelmek
- "Ahlak düzelmeden hiçbir şey düzelmez."
-
Soğuk ve yağış azalmak
-
Hasta iyileşmek
- "Sen merak etme, yavrucak yakında düzelir."
-
[nesnesiz]
Bakınız düzleşmek
- MÜZEBZEP
-
Kelime Kökeni: Arapça muẕebẕeb
-
[sıfat, eskimiş]
Çok karışık
- "Ortalık şöyle fena, böyle müzebzep işler."
-
Bir şeye karar veremeyen, tereddüt eden
-
Elinden iş gelmeyen (kimse)
-
[sıfat, eskimiş]
Çok karışık
- ÜZERİNDE
-
-
[zarf]
Bir şeyin üstünde
- "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."
-
... ile ilgili, ... üzerine
- "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."
-
[zarf]
Bir şeyin üstünde
- DÜZEYSİZ
-
-
[sıfat]
Düzeyi, değeri düşük, bayağı olan; seviyesiz
-
[sıfat]
Düzeyi, değeri düşük, bayağı olan; seviyesiz
- DÜZENBAZ
-
Kelime Kökeni: Türkçe düzen + Farsça -bāz
-
[sıfat]
Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hile yapan; entrikacı, dessas, dubaracı, kampanacı
-
[sıfat]
Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hile yapan; entrikacı, dessas, dubaracı, kampanacı
- DÜZELTİM
-
-
[isim]
Düzeltmek işi
- "Bir dilde düzeltim, kimi zaman da reform gereksemesinin birçok nedenleri olabilir."
-
[isim]
Düzeltmek işi
- DÜZENSİZ
-
-
[sıfat]
Düzeni bozuk, karışık olan; tertipsiz, ıttıratsız, gayrimuntazam, gayrinizami, aritmik
- "Parasız, arkadaşsız, huzursuz, düzensiz, yarı aç yarı tok bir yaşam sürdürüyorduk."
-
Düzeni olmayan; sistemsiz
-
[sıfat]
Düzeni bozuk, karışık olan; tertipsiz, ıttıratsız, gayrimuntazam, gayrinizami, aritmik
- YÜZEYSEL
-
-
[sıfat]
Yüzey ile ilgili; sathi
-
[mecaz]
Derine inmeyen, gelişigüzel, ayrıntılı olmayan; kışri, sathi
-
[sıfat]
Yüzey ile ilgili; sathi
- TÜZELLİK
-
-
[isim]
Bakınız hukukilik
-
[isim]
Bakınız hukukilik
- DÜZELTİŞ
-
-
[isim]
Düzeltmek işi
- "Çirkinliği sezişim ve düzeltişim o kadar hoşuna gidiyor ki beni göğsüne basıyor ve iftihar gözyaşları döküyor."
-
[isim]
Düzeltmek işi
- FÜZEATAR
-
-
[isim, askerlik]
Otomatik olarak füze atan silah
-
[isim, askerlik]
Otomatik olarak füze atan silah
- DÜZELTME
-
-
[isim]
Düzeltmek işi
-
Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik; ıslahat, reform
-
Bakınız düzelti
-
[isim]
Düzeltmek işi
- MÜZEKKER
-
Kelime Kökeni: Arapça muẕekker
-
[sıfat, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız eril
-
[sıfat, eskimiş, dil bilgisi]
Bakınız eril
- ÜZENGİLİ
-
-
[sıfat]
Üzengisi bulunan
-
[sıfat]
Üzengisi bulunan
- YÜZERLİK
-
-
[sıfat]
Yüz tane alabilen
- "Yüzerlik yumurta sandığı."
-
Bakınız yüzlük
-
[sıfat]
Yüz tane alabilen
- MÜZEYYEN
-
Kelime Kökeni: Arapça muzeyyen
-
[sıfat]
Süslenmiş, bezenmiş olan
-
[sıfat]
Süslenmiş, bezenmiş olan
- GÜZELLİK
-
-
[isim]
Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik; hüsün
-
Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık
- "Onu sertlik değil güzellik yola getirir."
-
Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey
-
Güzel olan bir kimsenin niteliği
- "Güzelliğin on para etmez / Bu bendeki aşk olmasa"
-
[isim]
Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik; hüsün
- GÜPGÜZEL
-
-
[sıfat]
Çok güzel
- "Âlemin güpgüzel kızını hiç bırakırlar mı sana?"
-
[sıfat]
Çok güzel