İçinde üze olan 5 harfli 13 kelime var. İçerisinde ÜZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üze olan kelimeler listesine ya da sonu üze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Üze Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Z Ü

2 Harfli Kelimeler

ZE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÜZER

  1. [sıfat] Yüz sayısının üleştirme sayı sıfatı
YÜZEY

  1. [isim, matematik] Bir cismi uzaydan ayıran yaygın bölüm; satıh, yüz (II)
TÜZEL

  1. [sıfat, hukuk] Bakınız hukuki
  2. Hükümle ilgili; hükmi
DÜZEY

  1. [isim] Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır; seviye
    • "Su düzeyi."
  2. Bir kursun basamaklarından her biri; kur (I)
  3. [mecaz] Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi; düzem, seviye
    • "Eğitim düzeyi. Kültür düzeyi."
ÜZERE

  1. [edat] ... amacıyla
    • "Müzakere bitince üç dört gün sonra gene evde buluşmak üzere ayrıldılar." (Peyami Safa)
  2. ... şartıyla
    • "Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsiniz."
  3. Bir işin veya durumun yaklaşmakta olduğunu bildiren bir söz
    • "Bu yangın kalbimizde başlıyorsa yani ümitsiz bir aşka düşmek üzere olduğumuzu hissedersek ne yapalım?" (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [edat] Bakınız gibi
    • "Daha önce belirtildiği üzere gramerlerimizin edatlar konusu oldukça karışıktır." (Zeynep Korkmaz)
DÜZEN

  1. [isim] Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum; nizam, sistem
    • "Bilhassa toprak ve silah meselelerinin bir düzene konmasını, hem de tezelden istediler." (Fikret Otyam)
  2. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanmış hâli; konsept
  3. Sıralanış biçimi; tertip, kombinasyon
    • "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi; rejim
  5. [mecaz] Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar; komplo
  6. [mecaz] Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan; dolap, fırıldak, kapan (I), kapanca (I), komplo, üçkâğıt
  7. [müzik] Bakınız akort
  8. [toplum bilimi] Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri
    • "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var." (Nezihe Meriç)
  9. [ağızlardan] Alet edevat takımı
  10. [ağızlardan] Bez dokuma tezgâhı
DÜZEM

  1. [isim] Bakınız düzey
    • "Bu filmleri, Türk sinemasına insancıl ve belli bir düzemde yeraltı gerçekliği getiren yapıtlardır." (Selim İleri)
  2. [kimya] Bakınız dozaj
FÜZEN

Kelime Kökeni: Fransızca fusain

  1. [isim] Bakınız kömür kalem
  2. Bu kalemle yapılmış resim
SÜZEK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız süzgeç
  2. [sinema] Işığın önüne konulan, ince kumaş veya tülden yarı saydam yayındırıcı
ÜZERİ

  1. [isim] Bakınız üst
    • "Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Vücudun beden bölümü
    • "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Artan, geriye kalan bölüm
    • "Alışverişin üzeri."
  4. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz
    • "Akşamüzeri, öğleüzeri."
GÜZEY

  1. [isim, coğrafya] Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç
    • "Dağların güzeyindeki karlar geç erir."
DÜZEÇ

  1. [isim] Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç; tesviye aleti
GÜZEL

  1. [sıfat] Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı
    • "Güzel kız. Güzel çiçek."
    • "Yalının en güzel odası bizimdi."
  2. İyi, hoş; mis (I)
    • "Güzel şey canım, milletvekili olmak!" (Çetin Altan)
  3. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran
    • "Buradan ayrılman için sana güzel bir fırsat sunuyorum." (Ezgi Özkul)
  4. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran
    • "Turgut rolünün etkisinden henüz kendini kurtaramamış, Selim’in kollarında yatıyor, bu sırada güzel bir hareket oldu…" (Oğuz Atay)
  5. Görgü kurallarına uygun olan
  6. Sakin, hoş (hava)
    • "Evet sadece ikimiz... Üstelik ne güzel bir yaz akşamı..." (Füruzan)
  7. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı
    • "Sultan, bu misafirlere iltifat etti, hilatler giydirerek güzel vaatlerde bulundu." (Nezihe Araz)
  8. Pek iyi, doğru
    • "Dili önemsemen güzel ama dil öğrenme işini biraz hafife alman lazım." (Salih Uyan)
  9. [isim] Hoş görünüşlü kız veya kadın
    • "Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar." (Asaf Halet Çelebi)
  10. [isim] Bakınız güzellik kraliçesi
    • "Türkiye güzeli Keriman Halis, Belçika’daki yarışmada dünya güzeli seçildi." (Özhan Uluatam)
  11. [zarf] Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde
    • "Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların." (Reşat Enis Aygen)
  12. [zarf] Adamakıllı, şiddetli bir biçimde
    • "Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler." (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü