İçinde ütü olan 5 harfli 7 kelime var. İçerisinde ÜTÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ütü olan kelimeler listesine ya da sonu ütü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜTÜCÜ
-
-
[isim]
İşi kumaş, giysi, çamaşır vb. ütülemek olan kimse
-
[isim]
İşi kumaş, giysi, çamaşır vb. ütülemek olan kimse
- PÜTÜR
-
-
[isim]
Küçük kabarcık
- "Ovuşturduğu ellerinden hamur pütürleri, darı taneleri dökülüyordu."
-
[isim]
Küçük kabarcık
- KÜTÜR
-
-
"Kütür kütür" ikilemesinde kullanılır: tazeliğinden dolayı kütür sesi çıkaran
-
"Kütür kütür" ikilemesinde kullanılır: tazeliğinden dolayı kütür sesi çıkaran
- ÜTÜLÜ
-
-
[sıfat]
Ütülenmiş, ütü ile buruşuklukları giderilmiş
-
[sıfat]
Ütülenmiş, ütü ile buruşuklukları giderilmiş
- KÜTÜK
-
-
[isim]
Kalın ağaç gövdesi
-
Kesilmiş ağaç gövdesi
- "Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti."
-
Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü
- "Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var."
-
Üzüm teveğinin gövdesi
- "Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz."
-
Resmî kayıt defteri
-
Bakınız nüfus kütüğü
-
[bilişim]
Birbirleriyle ilgili olan verilerin tümü
-
[bilişim]
Verilerin işlemci içinde yazıldığı yer
-
[madencilik]
Bakınız kütük demir
-
[mecaz]
Görgüsüz, kaba kimse
- "Biraz sonra bizim kütük, kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu."
-
Kum, odun, kömür vb. taşımakta kullanılan hafif tekne
-
[tarih]
Osmanlı'da kullanılan, mavnadan küçük, altı nispeten düz, başı kalkık ve içeriye bükük, sığ sularda ve çıkarma işlerinde kullanılan, tek kürekli yelkenli gemi
-
[isim]
Kalın ağaç gövdesi
- BÜTÜN
-
-
[sıfat]
Bakınız tam
- "Size bütün bir kış için kuru ot temin edecek."
-
Bir şeyin hepsi; kamu, bilcümle, bilumum, cümle, cemi, tamam, umum
- "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."
-
Bozuk olmayan (para)
- "Bütün para."
-
Parçalara ayrılmamış, tek parçadan oluşan; tüm (I), yekpare
-
[isim]
Parçalara ayrılmamış olan şey; kül (II)
-
[isim]
Tek parça olma durumu
- "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."
-
[sıfat]
Bakınız tam
- TÜTÜN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan otsu bir bitki (Nicotiana tabacum)
- "Zeytinliklerin arasında bağcılık ederler, biraz alçaklarda da tütün ekerlerdi."
-
[bitki bilimi]
Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı
- "Elinin tersiyle yeleğine düşen tütün küllerini silkti."
-
[ağızlardan]
Bakınız duman
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan otsu bir bitki (Nicotiana tabacum)