İçinde üt olan 6 harfli 31 kelime var. İçerisinde ÜT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üt olan kelimeler listesine ya da Sonu üt ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜŞÜTME
-
-
[isim]
Üşütmek durumu
-
[isim]
Üşütmek durumu
- SÜTSÜZ
-
-
[sıfat]
İçinde süt bulunmayan, süt katılmadan yapılan
- "Sütsüz irmik helvası."
-
Az süt veren
- "Sütsüz inek."
-
Körpe olmayan, kart
- "Sütsüz mısır."
-
Kötü soydan gelen, sütü bozuk (kimse)
- "Merhametli bir kadın için böyle sütsüz mahluklarla uğraşmak ne uzak!" (Reşat Nuri Güntekin)
-
[sıfat]
İçinde süt bulunmayan, süt katılmadan yapılan
- HÜTHÜT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çavuş kuşu
-
[isim]
Çavuş kuşu
- ÖĞÜTÜŞ
-
-
[isim]
Öğütme işi veya biçimi
-
[isim]
Öğütme işi veya biçimi
- ÜTOPİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Ütopyaya dayanan, ütopya ile ilgili
-
[sıfat]
Ütopyaya dayanan, ütopya ile ilgili
- TEKAÜT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Emekliye ayrılma
- "Son günlerde tekaüt olduğunu haber almıştım." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[sıfat]
Emekli
- "Emeklilikten evvel aslan gibi olan bir adam, genç yaşında tekaüt edilirse sönüveriyor." (Burhan Felek)
-
[isim]
Emekliye ayrılma
- ÖĞÜTME
-
-
[isim]
Öğütmek işi
- "Bizim oralarda buğdaylarını öğütmeye gelip değirmende kalan köylülere nöbetçi derler." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Öğütmek işi
- TELEÜT
- ...
- ÖĞÜTÇÜ
-
-
[isim]
Öğüt veren kimse, nasihatçi
-
Vaiz
-
[isim]
Öğüt veren kimse, nasihatçi
- KATGÜT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Ameliyatlarda yaraları dikmek için kullanılan, bağırsaktan yapılmış iplik
-
[isim]
Ameliyatlarda yaraları dikmek için kullanılan, bağırsaktan yapılmış iplik
- KÜSKÜT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki, şeytansaçı, bağboğan (Cuscuta)
-
[isim]
Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki, şeytansaçı, bağboğan (Cuscuta)
- ÜTÜLME
-
-
[isim]
Ütülmek işi
-
[isim]
Ütülmek işi
- GÜTMEK
-
-
[-i]
Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek
-
[nsz]
Bir düşünceyi, bir duyguyu veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak
- "Amaç gütmek. Kin gütmek."
-
Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek
-
[-i]
Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek
- ÜTÜLÜK
- ...
- LÜTFEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Birinden bir şey isterken "dilerim, rica ederim" anlamında kullanılan bir söz
- "Lütfen yukarıya teşrif buyurun beyefendi!" (Osman Cemal Kaygılı)
-
İstemeyerek, gönülsüz bir biçimde
- "Aylarca sonra lütfen uğradı."
-
[zarf]
Birinden bir şey isterken "dilerim, rica ederim" anlamında kullanılan bir söz
- MÜTHİŞ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Korkuya düşüren, korkunç, dehşetli
- "Müthiş bir fırtına çıktı."
-
Çok rahatsız eden, dayanılmaz
- "Bu müthiş yokluğa, bu derin acıya tahammül edemiyordum." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Şaşılacak kadar değişik
- "Birdenbire kendinde müthiş bir sükûnet, tarifsiz bir rahatlık hissetti." (Şevket Rado)
-
[ünlem]
"Ne acayip şey" anlamında kullanılan bir söz
-
[sıfat]
Korkuya düşüren, korkunç, dehşetli
- FLÜTÇÜ
-
-
[isim]
Flüt çalan kimse
-
[isim]
Flüt çalan kimse
- ÜŞÜTÜK
-
-
[sıfat]
Aklını yitirmiş, delirmiş (kimse)
-
[sıfat]
Aklını yitirmiş, delirmiş (kimse)
- GLÜTEN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran bir tür madde
-
Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde
-
[isim]
Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran bir tür madde
- TÜTMEK
-
-
[nsz]
Duman veya buhar çıkarmak
- "Dumanı tütmekte olan bir vapuru görerek artık yerine dönmeyi akıl etti." (Haldun Taner)
-
Dumanı geri vermek
- "Kahvelerin içi tüten ocakla göz gözü görmez bir hâldeydi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yaşamak, varlığını sürdürmek
- "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak." (Mehmet Akif Ersoy)
-
İyi veya kötü kokmak
-
[nsz]
Duman veya buhar çıkarmak