İçinde ürm olan 8 harfli 52 kelime var. İçerisinde ÜRM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ürm olan kelimeler listesine ya da sonu ürm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÜMKÜRME
-
-
[isim]
Sümkürmek işi
- "Gencecik bir gelin, kocasının mendiline sesli sesli sümkürmesine sinirlenir."
-
[isim]
Sümkürmek işi
- SÜRMESİZ
-
-
[sıfat]
Sürme ile boyalı olmayan
-
[zarf]
Sürme ile boyalı olmaksızın
- "En solgun günlerinde bile gözlerini sürmesiz, dudaklarını boyasız bırakır."
-
[sıfat]
Sürme ile boyalı olmayan
- SÜPÜRMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek
- "Herif süpürge ile fesini süpürüp de şak şak eline vurdukça un çuvalı gibi tozuyordu."
-
[mecaz]
Çıkarıp atmak, kovmak
- "Yanında binlerce kurbanlık ile / Süpürdü düşmanı, bastı dayağı"
-
[mecaz]
Tüketmek, bitirmek
- "Tatlıya öyle düşkünmüş ki geceleri usulcacık kalkar, tel dolaptaki muhallebiyi, revaniyi, kadayıfı ne bulursa hepsini süpürürmüş."
-
[-i]
Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek
- ÖVDÜRMEK
-
-
[-i]
Övmek işini yaptırmak
-
[-i]
Övmek işini yaptırmak
- SÖMÜRMEK
-
-
[-i]
Üretim araçları sahipleri, başkalarının emeğine ve onların yarattıkları değerlere el koymak
-
Bir ulus veya devlet, diğer bir ulusun veya devletin doğal kaynaklarından, ekonomik değerlerinden çıkar sağlamak
-
Yiyecek içeceğin hepsini birden yiyip bitirmek, silip süpürmek
-
Dudaklarını yapıştırarak soluğu ile çekip içmek
-
[mecaz]
Bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak
- "Batı, beynini sömürdüğü insanlara kendi uyruklarına sağladığı konfordan pay verip gönül alır."
-
[-i]
Üretim araçları sahipleri, başkalarının emeğine ve onların yarattıkları değerlere el koymak
- BÖLDÜRME
-
-
[isim]
Böldürmek işi
-
[isim]
Böldürmek işi
- KÜSTÜRME
-
-
[isim]
Küstürmek işi
-
[isim]
Küstürmek işi
- HÜRMETLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız saygılı
-
[alay yollu]
Oldukça büyük
- "Direk gibi bir boynu, hürmetli bir göğsü vardı."
-
[sıfat]
Bakınız saygılı
- BÜZDÜRME
-
-
[isim]
Büzdürmek işi
-
[isim]
Büzdürmek işi
- ÖPTÜRMEK
-
-
[-e, -i]
Öpme işini yaptırmak veya öpmesine izin vermek
- "Emine kalkmak istemiyor, boyuna hıçkırıyordu. Ötekiler hep bir olup onu karga tulumba edince yanıma getirdiler ve zorla ona elimi öptürdüler."
-
[-e, -i]
Öpme işini yaptırmak veya öpmesine izin vermek
- HÜRMETEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥurmeten
-
[zarf]
Saygı göstermek için
- "Hürmeten yerinden doğrulup bağdaş kurdu."
-
[zarf]
Saygı göstermek için
- DÜZDÜRME
-
-
[isim]
Düzdürmek işi
-
[isim]
Düzdürmek işi
- TÜYDÜRME
-
-
[isim]
Tüydürmek işi
-
[ağızlardan]
Anadolu’da bazı yörelerde oynanan bir tür hareketli oyun
-
[isim]
Tüydürmek işi
- BÖĞÜRMEK
-
-
[nesnesiz]
Öküz, manda, deve acı acı bağırmak
-
İnsan anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak; öğürmek
- "Böğürerek ağlayan babam, halam, hizmetçiler, hepsi dışarı çıktılar."
-
[nesnesiz]
Öküz, manda, deve acı acı bağırmak
- ÇÖĞDÜRME
-
-
[isim]
Çöğdürmek işi
-
[isim]
Çöğdürmek işi
- BÜKTÜRME
-
-
[isim]
Büktürmek işi
-
[isim]
Büktürmek işi
- GÜLDÜRME
-
-
[isim]
Güldürmek işi
- "Adam o kadar kederli, o kadar meyustu ki takla atıp ney çalan kambur cüceler bile onu güldürmeyi başaramamıştı."
-
[isim]
Güldürmek işi
- SÜZDÜRME
-
-
[isim]
Süzdürmek işi
-
[isim]
Süzdürmek işi
- GÖTÜRMEK
-
-
[-i]
Taşımak, ulaştırmak veya koymak
- "Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim."
-
[-e, -i]
Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek
-
Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek
- "Bir mermi bacağını götürdü. Duvarı su götürdü."
-
[-i, nesnesiz]
Bakınız öldürmek
- "Hastalık çok insan götürdü."
-
[-e]
Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek
-
[-e, -i]
Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek; bırakmak
- "Beni evime kadar götürdü."
-
[-e]
Bir sonuca vardırmak
- "Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır."
-
Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak
- "Eksiler artıları götürdü."
-
Bakınız vardırmak
-
[mecaz]
Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek
-
[argo]
Tümüyle sahip olmak
-
[argo]
Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak
-
[-i]
Taşımak, ulaştırmak veya koymak
- DÜŞÜRMEK
-
-
[-e]
Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak
- "Ben şimdi buracıkta tarağımı düşürmüşüm, gördünüz mü?"
-
[-i]
Değerini, fiyatını indirmek
-
[-i]
Hızını, gücünü azaltmak
-
[nesnesiz]
Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak
- "Çocuk solucan düşürüyor."
-
[-i]
Görevi bıraktırmak
- "Bakanlar kurulunu düşürmek."
-
Bir şeye uğratmak
- "Tehlikeye düşürmek."
-
[-i, -den]
Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek
-
[-i]
Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak
- "Annemi verem iyiden iyiye düşürmüştü."
-
[-e]
Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak