İçinde ü olan 4 harfli 152 kelime var. İçerisinde Ü harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ü harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ü harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖRÜK

  1. Örülmüş olan yer
    • "Eğer örük varsa artık paltonun bizimkine ait olduğuna hükmederim." (Burhan Felek)
  2. Saç örgüsü

ÜÇÜZ

  1. [sıfat] Üçü bir arada doğan (çocuk)
  2. Üçlü, üç yanlı, üç kollu, üç parçalı

ÜZRE

  1. [edat] Bakınız üzere

YÜRÜ

  1. yürüyüşe başlatma komutu
    • "Kafası yerde, kamburunu çıkarmış, yürüyordu." (Haldun Taner)

ÖRGÜ

  1. [isim] Örme işi veya biçimi
  2. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey
    • "İstediğiniz kadar tel örgü engelleri koyunuz." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Örülmüş saç bölüğü, belik
    • "Başı yemenili, saçları iki örgü, ayağı takunyalı sarışın bir köylü kızı bana sordu." (Refik Halit Karay)
  4. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi
  5. İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ
  6. Yapı
    • "Batı Avrupa medeniyeti bütün dış ve iç örgüleriyle bana ilk defa orada ayan olmuştu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  7. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış
    • "Yaşamın örgüsü içinde gereğinden bile çok çalışkanım." (Nezihe Meriç)
  8. [sıfat] Örülerek yapılmış olan, örme
    • "Örgü bir giysi."
  9. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum
  10. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı

ÜVEY

  1. [sıfat] Yalnız yasaca akraba sayılan, aralarında kan bağı bulunmayan, öz olmayan
  2. Kendisine kötü davranılan

DÜET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İki ses veya iki müzik
  2. İki kişi tarafından karşılıklı söylenen şarkı

BRÜT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para)
  2. Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık)

ETÜV

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yiyecekleri, nesneleri yüksek ısıyla sterilize ve dezenfekte etmekte kullanılan kapalı araç
    • "Bize etüvden çıkmış esvaplarının içinde kaşınan bir sürü adam gösterdiği vakit..." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Türlü eşyaları kurutmakta veya temizlemekte kullanılan araç
  3. Mikropların üretilmesinde uygun sıcaklığı sağlayan kapalı araç

KLÜZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kanyon

ÖNLÜ
...
ÖVÜŞ

  1. [isim] Övme işi veya biçimi

ÜZME

  1. [isim] Üzmek işi

KÖTÜ

  1. [sıfat] İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı
    • "Kötü bir kalem."
    • "Bir yıldırım gelse de beni de yok etse bari diye kötü kötü düşündüğü oluyordu." (Haldun Taner)
    • "Ne oldu ki Ömer ağa, dedi. Lafımı yanlış anladın, kötüye çektin?" (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Görevlerini kötüye kullandılar."
  2. Zararlı, tehlikeli
    • "Kötü adam."
    • "O benim dinlemekteki sabrımı, saflığımı kötüye kullandı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. Korku, endişe veren
    • "Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk." (Ruşen Eşref Ünaydın)
    • "... en insaflıları biraz acır, ah zavallı kötü oldu, alnının yazısı imiş derler." (Ömer Seyfettin)
  4. Kaba ve kırıcı
    • "Kızına söylemedik kötü lakırtı bırakmamış." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan
  6. [zarf] Aşırı, çok
    • "Kız, oğlana kötü tutuldu."

DÜZE

  1. [isim] Doz

ÜLKE

  1. [isim] Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket
    • "Artık vatan toprağı, Rumeli'deki hudutlarından Anadolu'daki hudutlarına kadar yekpare bir ülke olmuştur." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Devlet
    • "Vicdan hürriyetine riayet eden tek ülke Osmanlı İmparatorluğu idi." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Herhangi bir özelliği yönünden düşünülen bölge
    • "Dünyanın gelişmiş, gelişmemiş ülkelerini tek tek geziyorum." (Haldun Taner)

MÜZE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı
    • "O devirlere ait yatağanlar, baltalar paslanmamış çelikleriyle müzelerimizdedir." (Orhan Seyfi Orhon)

KÜPE

  1. [isim] Kulak memelerine takılan süs eşyası
    • "Kızın kulaklarında mavi küpeler vardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bazı hayvanların boyunlarının iki yanından sarkan deri uzantıları
    • "Horozun küpeleri."
    • "Keçinin küpeleri."

ÖĞÜT

  1. [isim] Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat
    • "Bütün öğütlerine itaat ettiğim hâlde hiçbir şeye muvaffak olamıyorduk." (Aka Gündüz)
    • "Ayağını denk al yavrum, ateşle oyun olmaz, diye öğüt verdi." (Haldun Taner)

ÖĞÜN

  1. [isim] Kez, defa
  2. Yemek vakti
    • "Her öğün tıka basa yediği iki katlı ekmek kadayıfı ile.." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bir vakitlik yemek

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü