İçinde öz olan 6 harfli 39 kelime var. İçerisinde ÖZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında öz olan kelimeler listesine ya da sonu öz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÖZLÜK

  1. [isim] Bir dilin bütün zamanlarda veya belli bir çağda kullanılmış kelimelerini, kelime gruplarını deyim ve atasözlerini genellikle alfabe sırasına göre alarak sözcük türünü, okunuşunu, yabancı kökenliyse hangi dilden geldiğini, kullanım alanlarını gösterip tanımlarını yapan, varsa başka dillerdeki karşılıklarını veya Türkçe karşılıklarını veren, örnek cümlelerle destekleyen eser; kamus, lügat
ÖZVERİ

  1. [isim] Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme; fedakârlık
    • "Daha bilgili olmalı, daha çok özveride bulunmalı ve zekice davranmalıyız." (Ahmet Ümit)
ÖZÜNLÜ

  1. [sıfat, felsefe] Bir şeyin aslında veya gerçeğinde olan, ilinekle ilgili olmayıp özde bulunan; deruni, zatî, dışınlı karşıtı
GÖZELİ

  1. [sıfat] Gözesi olan
ÖZEMEK

  1. [-i, ağızlardan] Yoğurt, pekmez vb. koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak
ÖZEZER

  1. [isim, ruh bilimi] Cinsel zevk almak için kendisine eziyet edilmesi gereken veya eziyet çekerek cinsel zevk alan sapkın kimse; mazoşist
ÖZBEÖZ

  1. [sıfat] Gerçek ve öz olan
    • "Salih Reis de Hamza'nın özbeöz amcasıdır." (Halikarnas Balıkçısı)
ÖZENLİ

  1. [sıfat] Özen gösterilerek yapılan (iş); itinalı
  2. Özenle çalışan (kimse)
  3. Temiz, zarif ve özenle giyinmiş (kimse); tirendaz
ÇÖZMEK

  1. [-i] Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak
    • "Hatta annem eğildiği vakit önlüğünün düğümünü arkadan çözüyor, ayağa kalkınca önlüğün düşmesi ve annemin ‘Aaa yine çözmüş!’ diye bağırması en az benim kadar onu da neşelendiriyordu." (Kemal Ateş)
  2. Düğmeyi iliğinden açmak
    • "Yalnız göğsünün düğmelerini çöz." (Peyami Safa)
  3. Saçı açmak
  4. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak
    • "Kır saçlı postacı bulmacayı çözmüştü." (Haldun Taner)
  5. [kimya] Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak
  6. [matematik] Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak; halletmek
  7. [ağızlardan] Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek
ÇÖZÜCÜ

  1. [isim, kimya] Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey
    • "Altın suyu altının çözücüsüdür."
  2. [teknik] Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözümleyen; dekoder
CAMGÖZ

  1. [isim, hayvan bilimi] Deniz kıyısına yakın yaşayan, yanlarında veya sırtında beyaz lekeleri bulunan, gözü parlak olan, eti yenebilen bir tür köpek balığı (Galeius canis)
    • "Sardalyalar, camgözün üzerlerine geldiğini, artık kokusundan mı, denizi dalgalandırmasından mı, yoksa başka bir şeyden mi, her nedense hemen anlarlar." (Aziz Nesin)
GÖZENE

  1. [isim, ağızlardan] Kovandan bal alırken arılardan korunmak için başa giyilen, ön tarafı telden başlık; gözlük
ÖZENTİ

  1. [isim] Beğendiği bir durumda olma, beğendiği şeye benzeme çabası
    • "Taklit ve özenti devri en çok bizde sürmüştür." (Falih Rıfkı Atay)
ARAZÖZ

Kelime Kökeni: Fransızca arroseuse

  1. [isim] Yolları ve yol kenarlarındaki yeşillikleri sulamakta kullanılan motorlu araç
    • "O sırada yolları sulamakta olan bir arazöz geldi ve ağır ağır önümüzden geçip gitti." (Aziz Nesin)
SÖZCÜK

  1. [isim] Bakınız kelime
    • "Can ile ruh sözcükleri çoğu zaman aynı anlamda kullanılıyor." (Aydın Boysan)
ÖZENME

  1. [isim] Özenmek işi
GÖZEME

  1. [isim] Gözemek işi
ÖZENİŞ

  1. [isim] Özenmek işi
DANSÖZ

Kelime Kökeni: Fransızca danseuse

  1. [isim] Dans etmeyi meslek edinmiş kadın
    • "Dansözü bu tip masalara yollayan cıvık insanlar da var çevrede." (Rauf Tamer)
MAKYÖZ

Kelime Kökeni: Fransızca maquilleuse

  1. [isim, sinema, televizyon] İyi görüntü sağlamak, belli bir tip yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve vücudunda yapılan boyama ve değişim yapan kadın
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü