İçinde öz olan 5 harfli 38 kelime var. İçerisinde ÖZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında öz olan kelimeler listesine ya da sonu öz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇÖZME
-
-
[isim]
Çözmek işi
- "Bu çeşitten karmaşık soruları bir çırpıda çözmeye kalkışacak değilim buracıkta."
-
El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez
-
[isim]
Çözmek işi
- ÇÖZÜK
-
-
[sıfat]
Çözülmüş olan
- "Bu direkler olmasaydı yaşamamızdaki gerginlik buruşurdu. Çözük bir çadıra benzeyebilirdik."
-
[sıfat]
Çözülmüş olan
- ÇÖZÜM
-
-
[isim]
Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç; çıkış yolu, hal (I)
- "Ayrıca olasılıkları azaltmak da bir anlamda çözüme yaklaşmak demektir."
-
[matematik]
Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar
-
[matematik]
Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi
-
[isim]
Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç; çıkış yolu, hal (I)
- ÖZSEL
-
-
[sıfat]
Öz ile ilgili
-
[sıfat]
Öz ile ilgili
- GÖZCÜ
-
-
[isim]
Gözlemleme veya gözetleme işini yapan kimse; dideban
- "Ama adam, gözcünün kendi gördüğünden daha fazlasını görmediğine emindi."
-
Bakınız gözetmen
-
Bakınız göz doktoru
-
[isim]
Gözlemleme veya gözetleme işini yapan kimse; dideban
- GÖZLÜ
-
-
[sıfat]
Gözü olan
-
Herhangi bir biçimde veya renkte gözü olan
- "Yeşil gözlülerin dünyayı yeşil görüp görmediklerine meraklanıp gezindiği çocukluk günlerini anlattı."
-
Bölmesi veya gözleri olan
- "Mutfakta maltız zaten yanmaktadır, anne iki gözlü ocağı da tutuşturuyor."
-
Deliği olan
- "Sık gözlü kalbur."
-
[sıfat]
Gözü olan
- ÇÖZÜŞ
-
-
[isim]
Çözmek işi
- "Edepli tebessümü ve meseleyi anında çözüş tarzı ikisini de keyiflendirmişti."
-
[isim]
Çözmek işi
- ÖZALP
-
-
[isim]
Van iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Van iline bağlı ilçelerden biri
- MASÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca masseuse
-
[isim]
Kadın masajcı
-
[isim]
Kadın masajcı
- ÖZERK
-
-
[sıfat]
Bir üst organa bağlı olmakla beraber kendine ait işleri ayrı bir yasayla kendisi düzenleme ve yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.); muhtar, otonom
-
[mecaz]
Kendi kurallarıyla kendi kendini serbestçe yöneten
- "Çocuğun yemeğini tek başına yiyebilmesi, onun özerk olabilmesi ve kendi kendini yönetebilir duruma gelmesi için zorunludur."
-
[sıfat]
Bir üst organa bağlı olmakla beraber kendine ait işleri ayrı bir yasayla kendisi düzenleme ve yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.); muhtar, otonom
- SÖZCÜ
-
-
[isim]
Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse
- "Tarihimizde olduğu gibi bugün de yabancı kültürün sözcüsü olmuş aydınlarımız vardır."
-
[isim]
Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse
- SÖZLÜ
-
-
[sıfat]
Sözle, konuşma biçiminde yapılan; şifahi, oral, yazılı karşıtı
- "Bu konuda sözlü bir mutabakat yoktu aralarında, sözsüz bir uzlaşmaydı yalnızca."
-
[isim]
Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse; yavuklu
-
[sıfat]
Sözle, konuşma biçiminde yapılan; şifahi, oral, yazılı karşıtı
- BATÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca batteuse
-
[isim, tarım]
Ekin saplarını döverek tanelerini saptan ayıran harman makinesi
-
[isim, tarım]
Ekin saplarını döverek tanelerini saptan ayıran harman makinesi
- ÇÖZGÜ
-
-
[isim]
Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler; arış (II)
- "Çözgü başlarına birer kadın oturmuştu."
-
[isim]
Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler; arış (II)
- GÖZDE
-
-
[sıfat]
Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen (kimse veya şey); favori
- "Kanmamaya dayanan bir oyunun gözde bir temsilcisi olmuştu."
-
[isim]
Önemli bir kimsenin beğendiği kadın
-
[sıfat]
Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen (kimse veya şey); favori
- LİZÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca liseuse
-
[isim]
Yatakta kadınların giydiği bir tür yün hırka
-
[isim]
Yatakta kadınların giydiği bir tür yün hırka
- KUVÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca couveuse
-
[isim]
Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu, şeffaf, kapalı aygıt; yaşanak
-
[isim]
Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu, şeffaf, kapalı aygıt; yaşanak
- ÖZEME
-
-
[isim]
Özemek işi
-
[isim]
Özemek işi
- GÖZÜM
-
-
"gözümün nuru" anlamında sevgi anlatan bir seslenme sözü
-
"gözümün nuru" anlamında sevgi anlatan bir seslenme sözü
- SÖZEL
-
-
[sıfat]
Sözle ilgili, söze dayanan
-
Sosyal konuları kapsayan (sınav)
-
[sıfat]
Sözle ilgili, söze dayanan