İçinde örü olan 7 harfli 23 kelime var. İçerisinde ÖRÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında örü olan kelimeler listesine ya da sonu örü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖRÜŞLÜ
-
-
[sıfat]
Görüşü olan
-
[sıfat]
Görüşü olan
- GÖRÜLME
-
-
[isim]
Görülmek işi
- "Kadının tedrisi ve terakkisinde muhitin de büyük bir tesiri görülmeye başladı."
-
[isim]
Görülmek işi
- GÖRÜNGÜ
-
-
[isim, felsefe]
Duyularla algılanabilen her şey; fenomen, numen karşıtı
-
[isim, felsefe]
Duyularla algılanabilen her şey; fenomen, numen karşıtı
- GÖRÜNTÜ
-
-
[isim]
Görünen şey
-
Bakınız hayalet
-
Bakınız manzara
-
[eskimiş]
Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme
- "Ayrıca kimi Karagözcüler kendi görüntülerini kendileri hazırlarlar."
-
[fizik]
Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi; hayal
-
[matematik]
Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta
-
[sinema, televizyon]
Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü
-
[isim]
Görünen şey
- ÖRÜMCEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Örümcekler takımından, ince bir ağ örerek küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan; örümce (Araneae)
- "Köşede bir örümcek, ince ipliklerini tavandan duvara atarak ağını örüyor."
-
Bu hayvanın ördüğü ağ
-
Bakınız yürüteç
-
[isim, hayvan bilimi]
Örümcekler takımından, ince bir ağ örerek küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan; örümce (Araneae)
- HOŞGÖRÜ
-
-
[isim]
Yapılan yanlış veya kötü davranışları anlayışla karşılayarak affetme, sert ve katı hükümlü olmama; müsamaha, tolerans
- "Pek az kimseye göstermiş olduğu bir hoşgörüden yararlandım."
-
[spor]
Bir boksörün ağırlık sınıfında kabul edilebilir nitelikte görülen ağırlığı
-
[isim]
Yapılan yanlış veya kötü davranışları anlayışla karşılayarak affetme, sert ve katı hükümlü olmama; müsamaha, tolerans
- KÖRÜKLÜ
-
-
[sıfat]
Körüğü olan
- "Karşı geçidin ağzında körüklü bir fayton arabası göründü."
-
[isim]
Bakınız körüklü otobüs
-
[sıfat]
Körüğü olan
- KÖRÜKÇÜ
-
-
[isim]
Körük yapan veya satan kimse
-
Körük kullanan kimse
- "Altı körükçü, körük iplerini bırakarak uçurum dibinden uzaklaşmak üzere kaçmaya başladılar."
-
[mecaz]
Bakınız körükleyici
-
[isim]
Körük yapan veya satan kimse
- UZGÖRÜR
-
-
[sıfat, mecaz]
Gerçeği önceden görebilen, ileri görüşlü olan; uzgören
-
[sıfat, mecaz]
Gerçeği önceden görebilen, ileri görüşlü olan; uzgören
- İÇGÖRÜR
- ...
- HORGÖRÜ
-
-
[isim]
Bir kimseyi, bir hareketi küçük görme, değersiz bulma
- "Yanlarından geçtiği atkılı, eldivenli, kalın paltolu insanlara horgörüyle baktı, ‘kenterler!’ dedi dişlerinin arasından."
-
[isim]
Bir kimseyi, bir hareketi küçük görme, değersiz bulma
- SAĞGÖRÜ
-
-
[isim]
Bakınız basiret
-
[isim]
Bakınız basiret
- GÖRÜŞME
-
-
[isim]
Görüşmek işi; konuşma
- "O gün herkes sinekkaydı tıraşlıdır, cici elbiselerini giymiştir ve görüşmesini bekler."
-
[isim]
Görüşmek işi; konuşma
- GÖRÜMCE
-
-
[isim]
Kadına göre kocasının kız kardeşi
- "Görümcesi onu paylıyor, o ise Kutlu'nun yüzüne bakıyordu, duymamacasına."
-
[isim]
Kadına göre kocasının kız kardeşi
- GÖRÜNME
-
-
[isim]
Görünmek işi; teberrüz
- "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu."
-
[isim]
Görünmek işi; teberrüz
- BÖRÜLCE
-
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, fasulyeye benzer bir bitki; böğrülce (Vigna sinensis)
-
Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve göbeği koyu benekli tohumu; karnıkara
- "Bahçelerde börülce / Oynar gelin görümce / Oynasınlar bakalım / Bir araya gelince"
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, fasulyeye benzer bir bitki; böğrülce (Vigna sinensis)
- GÖRÜNGE
-
-
[isim]
Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü; perspektif
- "Romanda gerçek kişileri arayanlar roman sanatına pek dar görüngelerden yaklaşıyorlar."
-
[isim]
Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü; perspektif
- ÖRÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Örme işi yapılmak
- "Haftalık magazinlerin ağız sakızı ettiği konulardan ne ararsanız onlarla örülmüştür konuşmaları."
-
[nesnesiz]
Örme işi yapılmak
- GÖRÜLÜŞ
-
-
[isim]
Görülmek işi
-
[isim]
Görülmek işi
- GÖRÜNÜŞ
-
-
[isim]
Görünmek işi
-
Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey
-
Gerçeğe uymayan dış görüntü
- "Görünüşe aldanmamalı."
-
Bulunulan bir yerden görülebilen alan; görünüm, çehre, manzara
- "Van gölünün görünüşü eşsizdi."
-
[dil bilgisi]
Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan, niyet, sürerlik, yeterlik, sıklık vb. kavramları bildiren dil bilgisi kategorisi
-
[isim]
Görünmek işi