İçinde ön olan 6 harfli 24 kelime var. İçerisinde ÖN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ön olan kelimeler listesine ya da sonu ön ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖNERTİ

  1. [isim, mantık] Şartlı bir önermenin şartı anlatan ön bölümü: "Duman çıkıyorsa ateş vardır" sözünde "duman çıkıyorsa" şartı bir önertidir
ÖNERME

  1. [isim] Önermek işi
  2. Bakınız teklif
  3. [mantık] Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim; cümlecik, kaziye
    • "Herhangi bir söz veya sembol dizisinin önerme olabilmesi için her şeyden önce belirli bir anlamının olması gerekir." (Kemal Gözler)
ÖNGÖRÜ

  1. [isim] Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma
HANÖNÜ

  1. [isim] Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
ÖNERİŞ

  1. [isim] Önermek işi
YÖNBUL

  1. [isim] Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu; oryantiring
ÖNOLOG

Kelime Kökeni: Fransızca oénologie

  1. [isim] Şarapla ve şarap yapımıyla ilgilenen kimse
YÖNTEM

  1. [isim] Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol; yordam, usul (II), prosedür
    • "Belki o da bir usandırma yöntemi kullanıyordu." (Ayşe Kulin)
  2. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol; metot
ÖNLEME

  1. [isim] Önlemek işi
    • "Ahlak sadece kötülük etmekten çekinmek değildir, başkalarının edecekleri kötülükleri de önlemeye çalışmayı buyurur." (Nurullah Ataç)
ÖNERGE

  1. [isim, hukuk] Meclis, kongre vb. resmî bir toplantıda, herhangi bir konu veya sorunla ilgili olarak bir öneride bulunmak için üyelerden biri veya birkaçı tarafından başkanlığa verilen, oya sunularak karar verilmesi istenen yazılı kâğıt; takrir
    • "Cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir." (Anayasa)
YÖNDER

  1. [isim] Herhangi bir iş yerinde farklı görevlerde çalışarak deneyim kazanmış olan, danışan kişinin hedefine ulaşmasını sağlayacak yolu bulmasına yardımcı kimse; mentör
YÖNDEŞ

  1. [sıfat] Yönü aynı olan, aynı yöne bakan
GÖNENÇ

  1. [isim] Bolluk, rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama; refah
    • "Yurtta istediğimiz gönenci sağlamak için çok çalışmalıyız."
YÖNSÜZ

  1. [sıfat] Yönü olmayan
  2. [mecaz] Bakınız amaçsız
    • "O henüz şekilsiz, yönsüz isteklerinin peşinde başıboş bir hayat sürmektedir." (Necati Cumalı)
DÖNMEK

  1. [nesnesiz] Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek
    • "İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [-e, -den] Geri gelmek, geri gitmek
    • "Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük." (Halikarnas Balıkçısı)
  3. [-e] Yönünü belli bir tarafa doğru çevirmek
    • "Babam birdenbire bana döndü." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [-i] Bir tarafa sapmak
    • "Gülümseyerek bir köşeyi döndü." (Peyami Safa)
  5. [-e] Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
    • "Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü." (Aka Gündüz)
  6. Sınıfta kalmak
    • "Çocuk çalışmazsa bu yıl döner."
  7. [-e] Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak
    • "Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  8. [-de] Belirli bir yerde dolaşmak
  9. [-de] Kendini bir yandan bir yana çevirmek
    • "Yatağında sabaha kadar dönüp durdu."
  10. Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek
  11. [-e] Söz konusu etmek, hatırlamak
    • "Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim." (Haldun Taner)
  12. [-e] Bırakılan bir konu veya işe başlamak
  13. [mecaz] Hileyle, gizlice yapılmak
    • "Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor ama anlayamıyorum." (Refik Halit Karay)
  14. [din bilimi] İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek
    • "Annesinin İtalyan Yahudisiyken döndüğünü söylemişti." (Ömer Seyfettin)
GÖNDER

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Bakınız bayrak direği
  2. Bakınız üvendire
  3. [ağızlardan] Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, ucunda metal olan ağaç sopa
ÖNSEZİ

  1. [isim] Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma; hissikablelvuku, altıncı duyu, altıncı his
    • "Bir önsezi, benliğini derinden derine yokluyor kuruntusuna kapılmıştı." (Tarık Buğra)
  2. [felsefe] Temellendirilmeyen duygu, verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması
DÖNGEL

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız muşmula
BÖNLÜK

  1. [isim] Bakınız saflık
    • "Tahta geçtikten sonra Mısır seyahatine çıkan ve sanki devlet idaresini devlet bütününden kopmak üzere bir eyaletinden öğrenmeye giden padişahın bönlüğü ne hazindir!" (Necip Fazıl Kısakürek)
ÖNCEKİ

  1. [sıfat] Önce olan; evvelki, evveli
    • "İzmir’e gitmeden önceki düşünceleri bugünkünden farklıydı."
  2. İki önceki (gün, hafta, ay, yıl)
    • "Bana bunu önceki gün söylemişti."
  3. Bir yerde, bir görevde daha önce çalışmış olan; eski, mukaddem, sabık
    • "Önceki başkan."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü