İçinde ön olan 5 harfli 32 kelime var. İçerisinde ÖN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ön olan kelimeler listesine ya da sonu ön ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖNSEL
-
-
[sıfat, felsefe]
Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan; apriori
-
[sıfat, felsefe]
Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan; apriori
- ÖNLEM
-
-
[isim]
Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol; tedbir
- "Fakat anladığına göre, bu önlemlerin hepsi de yetersiz kalmıştı."
-
[isim]
Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol; tedbir
- SÖNÜŞ
-
-
[isim]
Sönmek işi
-
[isim]
Sönmek işi
- DÖNGÜ
-
-
[isim]
Herhangi bir olayın birden fazla tekrarlanması
-
[mantık]
Bakınız kısır döngü
-
[isim]
Herhangi bir olayın birden fazla tekrarlanması
- ÖNLÜK
-
-
[isim]
Herhangi bir iş genellikle de yemek yaparken giysi kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü; iş önlüğü, prostela
- "Önünde önlük bağlı, kırk yaşlarında kadar bir kadın geldi."
-
Laboratuvar, tezgâh vb. yerlerde çalışırken giysinin kirlenmemesi için giyilen, gömlek tarzında olup etek boyu uzun olan, genellikle beyaz renkte giysi
-
İlköğretim öğrencilerinin giydiği bir örnek giysi
-
Küçük çocuklara yemek yedirirken üstlerini korumak için boyunlarına bağlanan örtü
-
[isim]
Herhangi bir iş genellikle de yemek yaparken giysi kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü; iş önlüğü, prostela
- ÖNERİ
-
-
[isim]
Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce; teklif
-
İncelenmek için ileri sürülen şey; teklif
-
[isim]
Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce; teklif
- SÖNÜM
-
-
[isim, fizik]
Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi; itfa
- "Bir sarkaç salınımının sönümü, içinde bulunduğu ortamın direncine bağlıdır."
-
[ticaret]
Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması; itfa
- "Bir borcun sönümü için her yıl verilmesi gereken taksit, vade uzunluğuna, ana borca ve faiz fiyatına bağlıdır."
-
[isim, fizik]
Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi; itfa
- SÖNÜK
-
-
[sıfat]
Sönmüş olan
- "Karşımdaki duvara takılmış iki ampulden biri sönüktü ve bir gözü kırpılmış bir insan gibi bana bakıyordu."
-
Parlaklığı, hızı az, etkisiz ve zayıf olan
-
[mecaz]
Göze çarpmayan, dikkat çekmeyen, silik olan
- "Bu şehirde satışı bini geçmez, yerli lisanlarda sönük cerideler çıkar."
-
[sıfat]
Sönmüş olan
- GÖNEN
-
-
[isim, ağızlardan]
Ekilecek toprağın sulandırılması
-
Nem, rutubet
-
[sıfat]
Nemli (toprak)
-
[isim, ağızlardan]
Ekilecek toprağın sulandırılması
- GÖNYE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç
-
[isim]
Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç
- DÖNÜM
-
-
[isim]
Dönmek işi
- "Ne güzel bir fikir dönümünü işaret eden bir heves!"
-
1000 m²lik bir alan ölçüsü; dekar
- "Dayım ölmeden önce bir vasiyet hazırlamış, kasabadaki evi, tarladaki birkaç dönüm toprağı Zöhre'ye bırakmış."
-
Tekrarlanan belli bir olayın tamamlanması ve yenisinin başlaması
- "Yıl dönümü. Gün dönümü."
-
Gidip gelme ile yapılan bir işin her seferi
-
[eskimiş]
Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü
-
[isim]
Dönmek işi
- DÖNÜK
-
-
[sıfat]
Dönmüş, çevrilmiş (kimse)
- "Sırtı dönük orta yaşlı adam doğruldu."
-
[mecaz]
Bir tarafa yönelmiş, döndürülmüş olan
- "Artık kendime dönük şeyler yazmıyordum."
-
[sıfat]
Dönmüş, çevrilmiş (kimse)
- GÖNÜL
-
- DÖNÜŞ
-
-
[isim]
Dönmek işi
-
[spor]
Sporcunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi
-
[isim]
Dönmek işi
- DÖNER
-
-
[sıfat]
Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen
- "Döner dolap"
-
[isim]
Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap; döner kebap
- "Lokantaların vitrinlerinde, mis kokularla dönerler pişiyordu."
-
[sıfat]
Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen
- DÖNÜT
-
-
[isim]
Bakınız geri bildirim
-
[isim]
Bakınız geri bildirim
- DÖNEK
-
-
[sıfat]
İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen (kimse); caygın, kaypak, kahpe
- "Esasen bende kabahat ki sizin gibi dönek insanlarla yola çıkmışım."
-
[sıfat]
İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen (kimse); caygın, kaypak, kahpe
- DÖNEM
-
-
[isim]
Belli özellikleri olan zaman parçası; periyot
- "Otuz yedi yaş bana bitmez tükenmez bir dönem gibi geldi."
-
Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre
- "Meşrutiyet Dönemi."
-
Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre
-
[eğitim]
Bakınız yarıyıl
- "Kış dönemi sınavları."
-
[isim]
Belli özellikleri olan zaman parçası; periyot
- DÖNEL
-
-
[sıfat, matematik]
Bir eksen çevresinde dönerek oluşmuş
- "Dönel koni. Dönel silindir."
-
[sıfat, matematik]
Bir eksen çevresinde dönerek oluşmuş
- GÖNCÜ
-
-
[isim, ağızlardan]
Ham veya işlenmiş deri satan kimse
-
Ayakkabı tamircisi
-
[isim, ağızlardan]
Ham veya işlenmiş deri satan kimse