İçinde ök olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde ÖK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ök olan kelimeler listesine ya da sonu ök ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇÖKEK

  1. [isim] Çukur yer
    • "İplere dizdikleri küçük balıkları, borunun altındaki minicik çökeğe atmışlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bataklık, sazlık
LÖKOZ

Kelime Kökeni: Fransızca leucose

  1. [isim, tıp] Kan kanseri durumu
ÇÖKEL

  1. [isim] Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu
    • "Çünkü buralarda hızlı bir çökel birikimi oluyor ve kesintisiz sürüp gidiyordu." (Hilmi Balcı)
  2. [kimya] Bakınız çökelti
DÖKÜŞ

  1. [isim] Dökmek işi
DÖKÜK

  1. [sıfat] Dökülmüş
    • "Başasistanın saçları dökük olduğundan onu doçent filan sanıyordu." (Haldun Taner)
  2. Çok eskimiş
  3. Bakınız dökümlü
DÖKÜM

  1. [isim] Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi
  2. Kumaşın dökümlü olma niteliği
  3. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma
  4. Dökülme zamanı
    • "Yaprak dökümü."
  5. [sıfat] Kalıba dökülerek yapılan
SÖKME

  1. [isim] Sökmek işi
    • "Yazıları nihayet sökmeyi başardığında adamakıllı şaşırdı." (İhsan Oktay Anar)
SÖKÜK

  1. [sıfat] Sökülmüş
    • "Ayağa kalkar, sandalyeyi sökük yerinden cepheye döndürür." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Dikişi sökülmüş
  3. [isim] Dikişi sökülmüş giyecek vb
    • "Kızlarını da hemen hiç boş bırakmaz, ellerine ya tamir edilecek bir çorap ya dikilecek bir sökük verir ya da kasnak ve gergef başına gönderirdi." (Sâmiha Ayverdi)
SÖKÜM

  1. [isim] Sökmek işi
    • "Pancar sökümü."
DÖKME

  1. [isim] Dökmek işi
    • "Üşenmiyor, her gün üç yüz metre yürüyüp çöpünü dökmeye buraya geliyor." (Elif Şafak)
  2. [sıfat] Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan
    • "Dökme su."
  3. [sıfat] Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan
    • "Dökme buğday. Dökme portakal. Dökme çimento."
  4. [sıfat] Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış
    • "Dökme soba."
  5. [denizcilik] Bakınız dökme yük
SÖKÜN

  1. [isim] "Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer
    • "Akça kızlar sökün etti yurdundan / Koç yiğitler deli oldu derdinden" (Halk türküsü)
ÖKSÜZ

  1. [sıfat] Anası veya hem anası hem babası ölmüş olan (çocuk)
    • "Anasız kız, han soyu olsa öksüzdür gene / Kapandım bak, senin de ölmeden cenazene" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [mecaz] Bakınız kimsesiz
    • "Duvarda bir posta kutusu var / Belki aşk mektupları bekliyor / İçimdeki öksüz daha mı küçüldü / Emekliyor" (Halit Fahri Ozansoy)
SÖKÜŞ

  1. [isim] Sökmek işi
KÖKSÜ

  1. [isim, bitki bilimi] Ciğer otlarında ve yosunlarda kökü andıran, bitkinin tutunmasına yarayan bölüm
SÖKEL

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız malul
  2. Bakınız güçsüz
  3. Bakınız hasta
GÖKÇE

  1. [isim] Gök rengi, mavi
  2. [sıfat] Bu renkte olan
  3. [sıfat] Gökle ilgili; semavi
  4. [sıfat] Güzel, hoşa giden
    • "Kutlu Melek yüzü güneş esmeri, gözü menekşe moru, kumral saçı belikli, gökçe gonca artık yoktur." (Tarık Buğra)
KÖKÇÜ

  1. [isim, eskimiş] İlaç yapımında kullanılan kök, kabuk, çiçek, yaprak vb.ni satan kimse
KÖKLÜ

  1. [sıfat] Kökü olan
  2. [mecaz] Kökleşmiş, iyi yerleşmiş, kalıcı olan, esaslı; cezrî
    • "Onu, ondan kendine kattıklarıyla köklü bir değişime uğratmayı amaçlıyor." (Adalet Ağaoğlu)
  3. [mecaz] Soylu, soyu sopu belli, iyi tanınan
ÇÖKÜŞ

  1. [isim] Çökme işi
    • "Tüm taşlar yıkılana kadar sürüp gidecek bir çöküş başlamış." (Arif Nacaroğlu)
  2. Bakınız yıkılma
    • "En sonunda imparatorluk, temelinden çürümüş bir binanın çöküşü gibi yıkıldı." (İsmail Hakkı Tonguç)
  3. Çömelip yere oturuş
    • "Sığırın, devenin çöküşü ile gökyüzünü ucunda taşıyan acun direğinin bireşimini başardığımız yer, biçim." (Bilge Karasu)
  4. [mecaz] Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması; dekadans
    • "Her medeniyet çöküş sebeplerini kendi içinde taşır." (Cemil Meriç)
ÇÖKME

  1. [isim] Çökmek işi; çöküntü, obruma
    • "Her şeyden önce insanın tabii ömründe üç çağ vardır: Büyüme çağı, duraklama çağı, çökme çağı." (Niyazi Berkes)
  2. [jeoloji] Bakınız çöküntü
  3. [kimya] Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü