İçinde çı olan 7 harfli 146 kelime var. İçerisinde ÇI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çı olan kelimeler listesine ya da Sonu çı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MONATÇI
- ...
- SANATÇI
-
-
Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr
-
Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse
- "Türk tiyatrosunun en önde gelen kadın sanatçıları arasında yerini alıverdi." (Haldun Taner)
-
Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr
- SABAHÇI
-
-
[isim]
Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse
-
Uyumadan sabahı bulan kimse
-
İkili öğretim yapan okullarda öğleden önce ders gören öğrenci, öğlenci karşıtı
-
[isim]
Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse
- YATAKÇI
-
-
[isim]
Sancak beyleri ve beylerbeyi tarafından geceleyin çarşıları beklemekle görevlendirilen halktan kimse
-
[isim]
Sancak beyleri ve beylerbeyi tarafından geceleyin çarşıları beklemekle görevlendirilen halktan kimse
- ÇIKARCI
-
-
[isim]
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan kimse, çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar
- "Büyüklere ve topluma en büyük fenalık çıkarcı oğlu çıkarcı pohpohçulardan gelir." (Haldun Taner)
-
[isim]
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan kimse, çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar
- KAYIKÇI
-
-
[isim]
Kayıkla insan veya yük taşıyan kimse
- "Kayıkçım Duran sırığı suya daldırdı." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Kayıkla insan veya yük taşıyan kimse
- BIÇAKÇI
-
-
[isim]
Bıçak vb. kesici araçlar yapan veya satan kimse
-
[isim]
Bıçak vb. kesici araçlar yapan veya satan kimse
- ÇIKACAK
-
-
[isim]
Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu
-
Boy ölçüşecek kimse
- "Ona çıkacak kimse yoktur."
-
[isim]
Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu
- VARAKÇI
-
-
[isim]
Varakla süs yapan zanaatkâr
-
[isim]
Varakla süs yapan zanaatkâr
- AYAKÇIN
-
-
[isim]
Dokuma tezgâhlarında atkı ipliklerini hareket ettirmek için ayakla basılan tahta ayaklık
-
[isim]
Dokuma tezgâhlarında atkı ipliklerini hareket ettirmek için ayakla basılan tahta ayaklık
- ÇINARLI
-
-
[sıfat]
Çınarı olan
- "Çınarlı köşkün önüne gelince durdu." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Çınarı olan
- SİLAHÇI
-
-
[isim]
Silah yapan veya satan kimse
-
[isim]
Silah yapan veya satan kimse
- AÇIKLIK
-
-
[isim]
Açık olma durumu, aleniyet
-
Uzaklık, mesafe
-
Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer
-
Boş ve geniş yer
-
Bir yerin uzaklara kadar bakılabilecek ve bakanın içinde ferahlık doğuracak durumda olması
- "Kırlardaki açıklık insanı dinlendirir."
-
Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu
- "Demokrasi bir açıklık rejimidir."
-
Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh
- "Reşat Nuri'nin anlatımında açıklık vardır."
-
Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik
-
[isim]
Açık olma durumu, aleniyet
- ÇIRALIK
-
-
[sıfat]
Çıra olarak kullanılmaya elverişli (ağaç, tahta)
-
[isim]
Çıra konulan yer
- "Çıralık yanınca Koca Osman onu öylece gördü, yüzüne ters ters, alaylı baktı." (Yahya Kemal)
-
[sıfat]
Çıra olarak kullanılmaya elverişli (ağaç, tahta)
- ÇIRASIZ
-
-
[sıfat]
Çırası olmayan
-
[sıfat]
Çırası olmayan
- ÇITLAMA
-
-
[isim]
Çıtlamak işi
-
Antep fıstığının kabuğunu aralama
-
[isim]
Çıtlamak işi
- SAÇINTI
-
-
[isim]
Saçılıp dağılan şey, döküntü
-
[isim]
Saçılıp dağılan şey, döküntü
- KEBAPÇI
-
-
[isim]
Kebap yapıp satan kimse
-
Kebap yenilen veya satılan yer
-
[isim]
Kebap yapıp satan kimse
- ÇIKIKÇI
-
-
[isim]
Çıkıkları düzelten kimse, sınıkçı, kırıkçı
- "... buzdan kayıp bacağını kırdı. Çıkıkçı getirdiler, bacağı şimdilik alçıda." (Tarık Dursun K)
-
[isim]
Çıkıkları düzelten kimse, sınıkçı, kırıkçı
- KONAKÇI
-
-
[isim]
Toplu olarak yapılan yolculukta konak yeri sağlamakla görevli kimse
-
Sefere çıkan askerlerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay
-
Asalağın erginini veya gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı, konak
-
[isim]
Toplu olarak yapılan yolculukta konak yeri sağlamakla görevli kimse