İçinde çu olan 6 harfli 30 kelime var. İçerisinde ÇU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çu olan kelimeler listesine ya da sonu çu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Çu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
U Ç
2 Harfli Kelimeler
UÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇARÇUR
-
-
[isim]
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- "Birikmiş parasını, elindeki sermayeyi çarçur etmesinden koruyabilmek için yine yalanlara başvuruyordu."
-
[isim]
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- ÇULLUK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş; bekas (Scolopax rusticola)
- "İç Anadolu’da çulluk pek fazla rağbet edilen ve bilinen bir av olmamakla beraber kışın çok soğuklarda nehirlerin dar vadilerden geçtiği alanlarda, nehir kenarlarında bol miktarda çulluğa rastlamak mümkündür."
-
[isim, hayvan bilimi]
Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş; bekas (Scolopax rusticola)
- SELÇUK
-
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
- ÇURÇUR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus)
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız önemsiz
- "Selçuk'u bu çurçur işlerden daha ciddilerine, piyes yazımına ben ittim."
-
[isim, hayvan bilimi]
Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus)
- SULHÇU
-
-
[sıfat]
Bakınız barışsever
- "Çuvaşların sakin, mütevazı, çok çekingen ve sulhçu adamlar olduğu herkesin malumudur."
-
[sıfat]
Bakınız barışsever
- ÇUHALI
-
-
[sıfat]
Çuhası olan
- "Gözümün önünde loş türbelerin dinginliğine, gönül rahatlığına sinmiş yeşil çuhalı sandukalar duruyor."
-
[sıfat]
Çuhası olan
- LOPÇUK
-
-
[isim, anatomi]
Küçük lop
- "Karaciğerdeki yaşamsal olaylar, lopçuk adı verilen yapı birimlerinde gerçekleşir."
-
[isim, anatomi]
Küçük lop
- KAUÇUK
-
Kelime Kökeni: Fransızca caoutchouc
-
[isim, bitki bilimi]
Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi; kauçuk ağacı, lastik ağacı (Ficus elastica)
-
Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
- "Kış ortasında hâlâ kauçuk altlı bez ayakkabılar vardı ayağında."
-
[isim, bitki bilimi]
Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi; kauçuk ağacı, lastik ağacı (Ficus elastica)
- SPOTÇU
-
-
[isim, ticaret]
Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satan kimse
-
[isim, ticaret]
Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satan kimse
- STOKÇU
-
-
[isim]
Stok yapan kimse; istifçi
-
[isim]
Stok yapan kimse; istifçi
- FORTÇU
-
-
[isim, argo]
Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse
-
[isim, argo]
Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse
- ÇUHACI
-
-
[isim]
Çuha dokuyan veya satan kimse
- "Eğer çuhacı vezirlik için çuhacılığı bırakırsa bütün dünya çırçıplak kalır."
-
[isim]
Çuha dokuyan veya satan kimse
- UÇURUŞ
-
-
[isim]
Uçurmak işi
-
[isim]
Uçurmak işi
- UÇURUM
-
-
[isim]
Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer; yar
- "Bütün eşyamızın paldır küldür uçurumlardan yuvarlandığını gayet iyi hatırlarım."
-
[mecaz]
Felaketli sonuç, büyük felaket, büyük düşüş
- "Bir gün bencileyin bir uçuruma yuvarlanırsanız artık her şey burada bitti, sanmayınız."
-
[mecaz]
Giderilmesi mümkün olmayacak kadar büyük fark, derin ayrılık
- "Olduğum yer ve olmak istediğim yer arasında çok ciddi bir uçurum vardı."
-
Bakınız yalpak
-
[isim]
Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer; yar
- ÇULAKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cull + Yunanca -aki
-
[isim, eskimiş]
Çula benzeyen, az tüylü, kalın, kaba kumaş
- "Terzi Bekir’i bayramüstü olduğu hâlde çuha, çulaki, yün kumaş almaya da yanaştırmadı."
-
[isim, eskimiş]
Çula benzeyen, az tüylü, kalın, kaba kumaş
- FAÇUNA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca faccina
-
[isim, denizcilik]
Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılan sargı
-
[isim, denizcilik]
Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılan sargı
- TOSTÇU
-
-
[isim]
Tost yapan veya satan kimse
-
[isim]
Tost yapan veya satan kimse
- ÇULTAR
-
-
[isim]
Eyerin veya palanın üzerine örtülen kilim, halı vb. örtü
-
[isim]
Eyerin veya palanın üzerine örtülen kilim, halı vb. örtü
- UÇURMA
-
-
[isim]
Uçurmak işi
-
[isim]
Uçurmak işi
- ULUSÇU
-
-
[sıfat]
Bakınız milliyetçi
- "Türk yazarı derken ulusçu bir yaklaşımım yok, Türkçe yazanları kastediyorum."
-
[sıfat]
Bakınız milliyetçi