İçinde çu olan 6 harfli 30 kelime var. İçerisinde ÇU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çu olan kelimeler listesine ya da sonu çu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

U Ç

2 Harfli Kelimeler

UÇ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇARÇUR

  1. [isim] "Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
    • "Birikmiş parasını, elindeki sermayeyi çarçur etmesinden koruyabilmek için yine yalanlara başvuruyordu." (Necati Cumalı)
ÇULLUK

  1. [isim, hayvan bilimi] Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş; bekas (Scolopax rusticola)
    • "İç Anadolu’da çulluk pek fazla rağbet edilen ve bilinen bir av olmamakla beraber kışın çok soğuklarda nehirlerin dar vadilerden geçtiği alanlarda, nehir kenarlarında bol miktarda çulluğa rastlamak mümkündür." (Eren Sarı)
SELÇUK

  1. [isim] İzmir iline bağlı ilçelerden biri
ÇURÇUR

  1. [isim, hayvan bilimi] Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus)
  2. [sıfat, mecaz] Bakınız önemsiz
    • "Selçuk'u bu çurçur işlerden daha ciddilerine, piyes yazımına ben ittim." (Haldun Taner)
SULHÇU

  1. [sıfat] Bakınız barışsever
    • "Çuvaşların sakin, mütevazı, çok çekingen ve sulhçu adamlar olduğu herkesin malumudur." (Şerif Baştav)
ÇUHALI

  1. [sıfat] Çuhası olan
    • "Gözümün önünde loş türbelerin dinginliğine, gönül rahatlığına sinmiş yeşil çuhalı sandukalar duruyor." (Reşat Nuri Güntekin)
LOPÇUK

  1. [isim, anatomi] Küçük lop
    • "Karaciğerdeki yaşamsal olaylar, lopçuk adı verilen yapı birimlerinde gerçekleşir." (Cumali Çiçek)
KAUÇUK

Kelime Kökeni: Fransızca caoutchouc

  1. [isim, bitki bilimi] Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi; kauçuk ağacı, lastik ağacı (Ficus elastica)
  2. Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde
  3. [sıfat] Bu maddeden yapılmış
    • "Kış ortasında hâlâ kauçuk altlı bez ayakkabılar vardı ayağında." (Necati Cumalı)
SPOTÇU

  1. [isim, ticaret] Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satan kimse
STOKÇU

  1. [isim] Stok yapan kimse; istifçi
FORTÇU

  1. [isim, argo] Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse
ÇUHACI

  1. [isim] Çuha dokuyan veya satan kimse
    • "Eğer çuhacı vezirlik için çuhacılığı bırakırsa bütün dünya çırçıplak kalır." (Aydın Taneri)
UÇURUŞ

  1. [isim] Uçurmak işi
UÇURUM

  1. [isim] Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer; yar
    • "Bütün eşyamızın paldır küldür uçurumlardan yuvarlandığını gayet iyi hatırlarım." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  2. [mecaz] Felaketli sonuç, büyük felaket, büyük düşüş
    • "Bir gün bencileyin bir uçuruma yuvarlanırsanız artık her şey burada bitti, sanmayınız." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [mecaz] Giderilmesi mümkün olmayacak kadar büyük fark, derin ayrılık
    • "Olduğum yer ve olmak istediğim yer arasında çok ciddi bir uçurum vardı." (Yaşar Dağlar)
  4. Bakınız yalpak
ÇULAKİ

Kelime Kökeni: Arapça cull + Yunanca -aki

  1. [isim, eskimiş] Çula benzeyen, az tüylü, kalın, kaba kumaş
    • "Terzi Bekir’i bayramüstü olduğu hâlde çuha, çulaki, yün kumaş almaya da yanaştırmadı." (Kemal Tahir)
FAÇUNA

Kelime Kökeni: İtalyanca faccina

  1. [isim, denizcilik] Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılan sargı
TOSTÇU

  1. [isim] Tost yapan veya satan kimse
ÇULTAR

  1. [isim] Eyerin veya palanın üzerine örtülen kilim, halı vb. örtü
UÇURMA

  1. [isim] Uçurmak işi
ULUSÇU

  1. [sıfat] Bakınız milliyetçi
    • "Türk yazarı derken ulusçu bir yaklaşımım yok, Türkçe yazanları kastediyorum." (Tomris Uyar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü